Ana Sayfa Reklam Abone İletişim
 
Resat Kutucular
 

On yıl

   
 

Bu derginin yaratıcısı sevgili Hakkı Kesirli geçenlerde telefonda "Bu ayki dergi onuncu yılın ilk sayısı olacak" deyince bir an "On yıl, dile kolay..." diye mırıldandım. Üstelik milenyumun ilk on yılı. Emek emek çıkan sayılar. Hızla geçip giden zaman. Değişen dünya, değişen Türkiye. İzmir Life on yıldır hem kente katkı yapıyor, hem zamana not düşüyor.

Dalıp gitmişim sonra. İki bin yılına, on yılın başlangıca dönmüşüm. Kendi bilançom için. On yıldır ben ne yapmaktayım?

İz bırakan yıllar var, daha sıradan geçenler. Hatırladıklarım, hatırlamadıklarımla, iyisiyle, kötüsüyle, geleniyle, gideniyle itiraf etmeliyim ki bu on yıl beklediğimden iyi geçmiş. Her şeye rağmen bir gülümseme hissi kalmış içimde.

Oysa ne kötülüklerle başladı iki binli yıllar. Krizin âlâsı, terörün emsalsizi! Çaresizliğin en koyu hali.

Sonra ne sarsıcı ölümler gördüm bu on yılda. Yaşımız o yaşlar biraz. Anne kaybı, dost kaybı, eski dost kaybı... Her ölüm erken, her ölüm yakın aslında. Uzak ölümlerden de çizik alıyor insan yüreği. Ne kadar çok gencimiz kim vurduya gitti bu on yılda.

Teröre başka kurbanlar da verdik. Ne için? Kimin için? Suçlular bulunacaktı güya, failler yakalanacaktı, bir daha tekrarlanmayacaktı bu elim saldırılar. Nerde? Gezegende vahşet, şiddet, terör sürerken bizim böyle bir coğrafyada dört başı mâmur yaşamamız zordu zaten. Dünyadaki kötülük bir şekilde yansırdı bizim buralara. Yansıtırlardı.

Ama ne olursa olsun hayat da devam ediyordu işte. Küresel kapitalist yaşam tarzında düşene dönüp bakacak vakit yoktu. Tempo öyleydi. Hızlı üretiyor, hızlı tüketiyorduk.

Bu arada iyi şeyler de oluyordu tabii. İnsanın moralini düzelten küçük ama iyi şeyler.

Çeşme’de komşunun bahçesindeki ardıç ağacı mesela. Çok güzel boy attı bu on yılda. Doğanın armağanı işte. Karşısına geç seyret. Ne fırtınalardan geçti geldi kim bilir. Urla’daki zeytinler de öyle. Dünyadaki çirkinliklere inat giderek güzelleştiler sanki. Önlerinde çok on yıllar var daha. Zeytin, istifini bozmadan yaşama inadını belli eden bir ağaç.

Türkiye de ekonomik olarak iyi büyüdü bu süreçte, hakkını teslim edelim. Borca dayalı, ithalata bağımlı olsa da bu on yılın çoğunluğunu nispeten istikrarlı bir ekonomik iklimde geçirdik. Enflasyon ilk kez tek haneli rakamlara indi. Ülkedeki varlık değerleri yükseldi. Türk bankalarından bazılarının değeri ilk kez 20 milyar doların üzerine çıktı.

İki buçuk yıldır süren bu son krizde bile Türkiye ekonomisi beklenenden iyi performans sergiliyor. Türkiye belki de ilk kez ekonomik anlamda güvenli liman olarak algılanıyor. Geçmiş krizlerde ödenen bedeller sayesinde edindiğimiz disiplinin faydasını görmeye başladık mı ne? Yoksa on yılın en ürkütücü yanılsaması mı bu?

Gariplikler on yılıydı bu. Bir yandan teknoloji, iletişim, bilgi deniyor diğer yanda ilkelliklerin, iletişimsizliğin, bilgisizliğin önü alınamıyordu. Garip bir şekilde, kötüyle iyi, güzelle çirkin, doğruyla yanlış dip dibe yaşıyordu. Adalet, sadece vaat ediliyordu! Demokrasi şık bir kelime olarak her şeyin üzerini örtmek için kullanılıyordu. Hukuk, usul yönünden de, esas yönünden de sağlıklı işlemiyor ama bu da normal bir durummuş gibi sunuluyordu. İnsanlar haksızlıkların hesabını soramıyorlardı. Ben şanslıyım. Benim yazı yazacak zeminlerim var. İçimdeki yazarak dışa vurmak işe yaramasa bile insana iyi geliyor. Bencilce ama öyle. Yazı yazmak aynı zamanda öğretiyor. Bu on yılda yaptığım en yararlı şeylerden biriydi şu yazmayı inatla sürdürmek. Yeterince okuyamadığımı itiraf etmeliyim ama. Hepimiz biraz bu haldeyiz sanki. Az dinleyip çok konuşuyor, az okuyup çok yazıyor, az bilip çok iddia ediyoruz. Sosyal medya ve internet sayesinde bilgi edinmek kolaylaşsa da yüzeysellik sorunu aynen yerinde duruyor.

Mesela, bir sinemasever olarak iyi geçti sayılır ama bu on yıl. Dövüş Kulübü’nden Başlangıç’a kadar pek çok çarpıcı yabancı film izledik. On yıla damgasını vuran muhteşem yerli yapımlar da vardı: Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, Babam ve Oğlum, Sonbahar gibi. Meraklısı için unutulmaz konserler de vardı tabii. Cohen’den, Clapton’a kadar müziğin gerçek yıldızları geçti önümüzden.

Araya serpilmiş güzelliklere sahip çıkarak çirkinliklere katlanmaya çalıştık. Siyahla beyazın yan yana geldiği, iç içe girdiği bir on yıldı. Bende beyazlar biraz daha fazlaydı sanki. Kendimi buluşun, kendime gelişin on yılıydı. Bu on yılın tortusu hafif hüzünlü bir gülümseme yüzümde.
 

 

   Ziyaretçi sayısı:  3032 / 2008433479

Sitede şu anda kişi bulunmaktadır.

info@izmirlife.com.tr | tel. (232) 446 35 09 - 10 | faks (232) 445 73 82

İzmir Life Dergisinin ve web sitesinin isim hakkı Bölge Reklam Geliştirme Hizmetleri'ne aittir ve T.C. yasalarına uygun olarak yayımlanmaktadır.
Dergide ve web sitesinde yayımlanan yazı, fotoğraf ve grafiklerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.

 

host by orbilhost