| |
Yazımın başlığını görenler "Bizimle ne ilgisi var?" diyecekler. İzmir'le ilgisi şu: Ülkemizin ilk film festivallerinden birinin yıllarca düzenlendiği kentimizde 10 yıldır film festivaline hasret kaldık. İzmir'in festivaline sahip çıkamadığımız gibi yıllarca İzmir'i iyi filmlerle buluşturan Gezici Festival de şehrimize gelmek için hiçbir kurumdan destek bulamadı. Diğer yandan, İzmir'in "kültür ve sanat başkenti" olduğu iddiası sakız gibi çiğnenir durur. Oysa sanat ve kültür etkinliklerinde popülizmin kuyruğuna takılmış, "sanat zevki"ni, estetik duygusunu yitirmiş bir kent görüyorum ben.
İzmir'in ekonomi, sanayi, ticaret ve pek çok alanda önlenemeyen gerilemesi, ister istemez sanata ve kültüre de yansıyor. Şehir gözümüzün önünde kimliğini kaybediyor.
Ben İzmir'in yitirdiği değerlere üzülürken, Malatya'nın kasım ayında uluslararası bir film festivali düzenleyeceğini duyuyorum. Ne güzel, keşke bütün kentlerimizde film festivali olsa... Malatya'nın bu sanat bilincine ulaşmasına sevinmemek mümkün mü? Peki, bizim "sanatın merkezi" İzmir'imize ne oldu? İki büyük üniversitesinde sinema bölümleri olan ve ülkenin oyuncu, yönetmen, senarist, görüntü yönetmeni gereksinimini karşılayan İzmir, İstanbul'a hızlı bir beyin göçünün yanı sıra sanatçı ihraç eden bir kent durumundadır. Malatya Valiliği'nin öncülüğünde Kayısı Vakfı'nın organizasyonu, Belediye ve İnönü Üniversitesi'nin katkısıyla düzenlenecek olan 1. Uluslararası Malatya Film Festivali'ne yurt dışından da geniş bir katılım bekleniyor. Malatya Valiliği tarafından yapılan açıklamada şu görüşlere yer verilmiş: "Geniş bir izleyici kesimine sahip sinemanın, düzenlenen film festivalleri ile ülkelere ve şehirlere önemli prestij sağladığı, bu ülke ve şehirlere önemli bir sanatsal kimlik kazandırdığı, buraları dünyaca tanınan birer sanat merkezlerine dönüştürdüğü bir gerçektir. Uluslararası boyutta düzenlenen bu festivallerin ayrıca küresel sanat gündeminde önemli yer işgal ettikleri ve önemli boyutta sanat turizmine kaynaklık ettikleri görülmektedir. Ülkemizde düzenledikleri film festivalleri ile ülkemiz sanat ve kültür gündeminde önemli yer edinmiş illerimiz, bu festivallerle kimliklerini ön plana çıkararak sahip oldukları değerleri tanıtma ve tanımlama imkanına kavuşmaktadır. Ayrıca zengin içerik ve geniş katılımla düzenlenen bu festivaller, illerin kültür ve sanat dünyasındaki etkinliğinin de en açık göstergesi kabul edilmektedir." Doğru söze ne denir? Malatya, film festivaliyle kentli olma bilincini ve kentin kültürel kimliğini geliştirecektir. Kayısı Festivali'yle ünlü Malatya'nın film festivalini kutluyor ve başarılar diliyoruz. Darısı başımıza!
Marka İzmir Bir süredir dergimizde sevgili Günter'in markalaşma ile ilgili yazılarını zevkle okuyorum. Onun gibi nitelikli genç beyinlerin İzmir'in marka değerini yükselteceğini umuyorum. Bu markayı nasıl sağlam temellere kavuşturacağız? İçeriği ne olacak? Tarihimiz mi, bugünümüz mü? Hangi değerlerimizi öne çıkaracağız? Simgesi ne olacak? İncirimiz mi, üzümümüz mü? Bir süredir para bu kentten kaçıyor. Gençler kaçıyor. Sanatçılar kaçıyor. Gazeteciler kaçıyor. İletişimciler kaçıyor. Reklamcılar kaçıyor. Siyasetçiler seçimden seçime uğruyor. En kaliteli eğitimi alanlar kaçıyor. "İlkler" gitti, gidiyor. "En"ler, bu kenti çoktan unuttu. "İlk"leri geliştirip marka haline getirebiliyor muyuz? Öncülerin burada kalmasını sağlayabiliyor muyuz? Kalanlara hangi olanakları tanıyoruz? İzmir büyük bir emekli kenti haline dönüşüyor.
Markamız için bu sloganı mı kullanacağız: "Emeklililiğinizi huzur içinde geçirmeniz için ideal şehir: İzmir" Bu şehrin marka vaadi ne olacak, sevgili Günter? Uyuyan güzeli kim uyandıracak? |