ARALIK2018 Prof. Dr. Levent Kırılmaz
Mutluluğun anahtarı (2)
Kendi cennetimizi oluştururken dikkat etmemiz gereken önemli bir husus ta çevremizdir. Bizi destekleyen ve motive eden insanlardan oluşmuş bir çevre, daima frekansımızı yüksek tutacak ve en ideal halimizle kalmamızı sağlayacaktır. Bizden sürekli yakınıp, şikâyetçi olan insanlar, bizi negatife çekecek, frekansımızı düşürecek ve dolayısıyla da yaşamımızı olumsuz etkileyip bizi mutsuz edeceklerdir. Gerçek mutluluk, günlük hayatı belirleyen bütün faktörlerin arasında oluşacak bir uyum sonucunda ortaya çıkar. Eğer kendinize maddi gücünüzü aşan bir araba satın alırsanız istekler ve imkânlar arasında bir denge ve uyum sağlanamamış olur. Güzel araba önceleri sizi mutlu eder, gurur verir ama daha sonra ortaya çıkacak olan sıkıntılar kısa süre sonra bu sevinci ve mutluluğu bastırır. Ya da bazı insanlar vardır, bütün ömürleri boyunca kendilerini içten sevecek insanlar ararlar. Bazen de böyle birini bulurlar ama mutlulukları uzun sürmez. Çünkü onlar hep “beni kim sevecek” konusuyla ilgilenirler. Ama hiç kendilerine dönüp te “ben acaba kendimi seviyor muyum” diye sormazlar. Bir insan kendini beğenip sevmiyorsa nasıl olur da başkalarından sevgi ve ilgi bekleyebilir? Yeni bir yeri ziyaret ettiğinizde enerjik olarak ne kadar çok rahat olduğunuzu fark ettiniz mi? Doğal olarak çevrenize daha fazla dikkat ediyor olmanız ve şimdiki zamana daha çok ilgi gösteriyor olmanız bunun nedenidir. Bu deneyimi yaşamak için illa bir yere gitmeniz gerekmiyor. Rutininizde çok az değişiklik yaparak hayatınızda aynı olguyu yaşayabilirsiniz. İşe gitmek için farklı bir yol deneyin. Şehrinizde daha önce ziyaret etmediğiniz bir yeri ziyaret edin. Yeni şeyler deneyin. Dışarı çıkın ve ufak bir böcekten gökyüzünün enginliğine kadar her şeyi görün. Rutinde olmak duyularınızı donuklaştırabilir ve sizi sakinleştirip etraftaki güzellikler görmemenizi sağlayabilir. Dikkatli olmayı ve yeni şeyler denemeyi seçerseniz, varlığınıza geri dönersiniz ve ruhunuzun özlem duyduğu genişlemeyi sağlarsınız. Ayrıca meydana gelen durumdan dolayı doğal olarak şükran duyacaksınız ki bu size mutluluk getirecek şeylerden daha fazla yaratmanın anahtarıdır. Mutlu olmak için kendi içimizde ve çevremizde hangi etmenleri birbirleriyle bir uyum içine sokmak için nelere dikkat etmeliyiz? - Duygularımızın gelişmesi ve arkadaş, aile gibi konulardaki insan ilişkilerinin düzenli olması, - Maddi imkânlara uygun bir hayat sürmek ve kişisel sınırlarımızı iyice tanımak, onlara uygun davranmak, - Kim olduğumuz ve nasıl bir kimse olmak istediğimiz konusunda bir fikrimizin ve planımızın olması, - Hastalanmamak için sağlığımıza dikkat etmek, - Hayallerimizi gerçekleştirebilmek. Sıkıntıları, üzüntüleri bir kenara atmak oldukça zor gözükse de insan istedikten sonra hepsinden kurtulabilir. Stresli ve gergin bir hayat beyinde geri dönüşümü olmayan hücre göçüne yol açar. Bu konuda yararlı olabilecek öneriler şunlar olabilir: - Asla bir eleştiri, öneri veya teklif karşısında yetersizlik duygusuna kapılmayın - Asla kusursuz bir insan olmaya çalışmayın. - Başkalarına hoş görünmek için şirinlik ve fedakârlık yapmayın, yapmak zorunda olduğunuzu da düşünmeyin. - 24 saati üçe bölün. 8 saat uyuyun, 8 saat çalışın ve kalan 8 saatte lütfen sizi mutlu edecek bir şeyler yapın. Hobiler edinin, spor yapın, sanatsal faaliyetleri izleyin, sergileri gezin. - Size yapılan eleştirileri reddedilmişlik olarak algılamayın. - Mükemmeli değil, elinizden geleni yapın. - Kimse için ön yargı taşımayın ve herkese karşı içinizden geldiği gibi davranın. - Başkalarınca beğenilmek ve takdir edilmek beklentisi taşımayın, hiç kimsenin sevgisine muhtaç olmayacak kadar kendinizi sevin. - Sizin doğrularınızın, başkalarının doğruları olmayabileceğini biliniz. - Çevrenizdeki insanların hareket ve davranışlarını denetlemeyin, hiç kimsenin beyninden geçenleri okumaya ve yorumlamaya çalışmayın. - Çok okuyun, okumayı ertelemeyin. Yaşınız ilerlese bile okumaya devam edin. Çünkü okumak zihinsel faaliyetleri çalıştırır. - Çok gergin ve kaygılı olduğunuz zaman nefes egzersizi yapın. Nefes almadan önce ciğerlerinizi tamamen boşaltın. Yeni bir nefes almak için bir kaç saniye bekleyin. Ard arda iki derin nefes aldıktan sonra kesinlikle 4-5 kez de normal nefes alın. Bu işlemi günde 40 kez yapın ve alışkanlık haline getirin. - Akraba, aile bağlarınızı koparmayın. Özel günlerde onlarla olun. - Sizi aşan konularda mutlaka danışmanlık alın. Başımıza gelen olaylar, hastalıklar birer öğretmen ve fırsattırlar. Sahip olduklarımızı anlama bilinci kazandırır. Kendimiz ve evrenle bir olmalıyız. Bunun için de kendimiz için neyin doğru olduğunu bilmemiz ve uygulamamız gerekir. Günde bir veya iki kez sessiz bir köşede 15-30 dakika oturarak kendi içimizin sesini dinlemek uyum ve huzuru bulmak için yapacağımız en iyi başlangıç olacaktır. Eğer bu uğurda her gün çalışma yapma fedakârlığını gösterebilirseniz, kendinizde ortaya çıkan olumlu gelişmeleri de fark eder ve küçük adımlarla da olsa ileriye doğru gittiğinizi görebilirsiniz. Bu da size devam etme konusunda moral ve güç verecektir. Yalnızca iyi bir geleceği arzulayan ve o uğurda yasayan bir kişi elde edebileceği mutlulukları kaçırıyor demektir. Buradaki en önemli öge, burada ve şimdi yaşamak esasını temel almaktır. Hep geleceği beklemek ve o uğurda yaşamak yerine bugünü ve elimizdeki imkânları en iyi şekilde kullanmayı da bilmeliyiz. Burada ve şu anda mümkün olanı ve elinden geleni yapan bir kimse hiç bir zaman gelecekten korkmaz. Mutluluğunu günlük yaşantısında bulan bir kişi, birilerinin gelip te onu mutlu edeceği belirsiz bir vaade inanmaz. İnsanların çoğu hayatlarını iki ayrı bölümde yaşar. Birinci bölümde başka kişilerin bizim üzerimizde etkili oldukları dönem vardır. Bu dönemde onlar bizi kendi istek ve hayallerine göre yetiştirmek için gayret gösterirler. Hayatımızın ikinci bölümünde ise bu yetiştirme tarzının üzerimizde yarattığı etkilerin izlerini silmeye ve kendimize özgü yeni bir hayat yaşamaya çalışırız. Bazılarımız bu zincirlerden kurtulmayı başarırlar ama çoğumuz bunu başaramayız. Kişinin kendi hayatının iplerini eline alması ona şunları sağlar: - Kimseye neyi, nasıl yapacağını sormaz, çünkü kendisi için neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu gayet iyi tespit edebilmektedir. - Kendi değer yargılarına sahiptir, davranışlarını ölçmek ve değerlendirmek için başkalarına ihtiyaç duymaz. - Başkalarının destek, beğeni ve övgülerine ihtiyaç duymaz. Çünkü artık kendi kendisini değerlendirebilmektedir. - Kendi doğrularını ortaya koyup ona göre yaşayabilmektedir. Yaptıklarını yapmak istedikleri ile karşılaştırır, değerlendirir ve yaptığı hatalardan ders almayı bilir. Yaşamlarını kendi planlarına göre değil de başkalarının planlarına göre yaşamayı seçenlerin de kendilerine göre nedenleri vardır elbette. Onlar böylece kendi sorumluluklarından sıyrılırlar, bütün suçu ya da başarıyı topluma yüklerler. Böylece kendi başlarına bir plan yapma zahmetinden kurtulmuş olurlar. Çevreyle bir çatışmaya girmekten çekinirler, çünkü cesaretleri yoktur. Uzun yıllardır hep itaatkâr olmak esasına göre eğitilmişlerdir. Kendi hayat planınızı yapabilmeniz için şunları gerçekleştirmeniz gerekir: - Kesin bir karar verin. - Geçmiş hayatınızın bir muhasebesini yapın. Bilinçaltınızda sizi zorlayan ve sıkan ne varsa onları oradan çıkarın. Ve kendinize ait yeni tasarımlara yer acın. Bu bakımdan kişinin kendi geçmişiyle hesaplaşması çok önemlidir. Kendinize şöyle bir soru yöneltmeniz işinizi kolaylaştırabilir: geçmişte yaşadığım hangi anılar, acılar, şoklar ve bastırılmış duygular beni rahatsız ediyor. Bu hesaplaşmayı öyle hafife almayın, bazen bu hesaplaşma günler ve haftalarca sürebilir. Buna zaman ayırın, korkup geri çekilmeyin. - Eğitim sistemimizin sizi hapsettiği kafesten kurtulun, bırakın hayalleriniz serbest kalsın, düşüncelerinizin önünü açın. Hiçbir engel tanımadan düşünmeye çalışın ve aklınıza gelen her şeyi hayat kitabınıza yazın. “Bu da pek saçma” ya da “ gerçekleşmesi mümkün değil” gibi görüşlerin zihninizi bulandırmasına izin vermeyin. - Geçmiş ile geleceği, çocukluk dönemi acıları ile şimdiki anın gerçeğini birleştirmeye çalışın. Kendiniz hakkında şimdiye kadar elde ettiğiniz bilgileri, bir mozaiğin parçaları gibi bir araya getirin. Onları, sizin gerçek hedef ve tasarımlarınıza uyacak bir plan halinde düzenleyin. Başkalarına değil de kendinize inanmak konusunda kesin kararlı olun. İnanç ve şüphe arasında bir küçücük “hayır” farkı vardır. Ben bu işi yaparım dediğimizde inancımızı ifade etmiş oluruz. Ama eğer “yapmak istiyorum ama içimde başarabilir miyim korkusu var” diye başlarsanız kendinize ve yeteneklerinize hiç güvenmiyorsunuz demektir. İnancı belirleyen üç ana faktör vardır: hayal gücü, inanmaya karar verme ve inancı tüm şüphelere karşı savunma kararlılığı. Sağlığımızla ilgilenmeye, hastalıklara yenik düşmeden önce başlamalıyız. Mutlu yaşamak için aynı zamanda sağlıklı da olmalıyız. Bizim için önemli olan, hastalığın hiç gelmemesine çalışmaktır. Sağlık ağızda başlayıp bağırsaklarda biten bir oluşum değildir. O daha çok zihin-beden-ruh arasındaki uyumun bir sonucudur. Bu konuda yapılması gereken şeyler ise şunlardır: - Hiçbir şüphe, tedirginlik ve kaçamağa kapılmadan kendi sağlığımız için gereken her şeyi cesurca yapmaya karar vermek. - Zorunlu olduğuna inandığımız şeyleri düzenli olarak her gün uygulamak. GÜL YAPRAĞI Uzakdoğu'da bir Budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik, anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan ve zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerideki Budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerideki Budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı. Kaynak: Levent Kırılmaz, Yaşama Sanatı, Ege Üniversitesi Yayınları, Genişletilmiş İkinci Baskı, 2018
zala balayage hair extensions balmain hair extensions clip in hair extensions uk best hair mask for fine hair how to make a ponytail wig cap hair extensions uk tresemme hair dryer boots black bridesmaids hairstyles hair extensions selena gomez hair clips 2018 vine mink brazilian hair 9a real hair wigs uk