EYLUL2017 Ayse Perin (Tatari)
Yunan Adaları...
Bayram öncesinde Çeşme Limanı’ndan, Mikonos, Santorini, İos, Girit, Rodos Cruise paketi ile yola çıkıyoruz… Geziyi yıllar önce bizim gemiler ile yapmıştım. Bu defa Yunan gemisini tercih ettim. Daha temiz intizamlı hizmet konusunda kusursuz buldum o günlerdekine nazaran. Bu arada yolcuların neredeyse tamamı Türk olması gezinin keyfini kaçırdı… Gemide Türkçe anons ile dikkat çekici biçimde uyarılar yapıldı. Demek ki sabıka kaydımız zengin… Her Türk elbette bu model değil ama son zamanlarda bozulan aile terbiyemiz konusunda hem fikiriz diyebilirim. Gemi limandan ayrılmaya başlarken yolcuların pek çoğunda olağanüstü bir rahatlık göze çarpmaya başladı. Tatil psikolojisi Türk erkeklerini kolları bele kadar oyuk atlet, kısa şort ve terlik giymeye sevk ediyor… Karşıdan ne kadar çirkin ve itici göründüklerinin farkında mıydılar acaba, özellikle de beyaz örtülü restoranlarda. Türk yolcuların bazılarının küçük çocukları bağırıp çağırarak hatta bazıları yerlerde yuvarlanıp her gördüklerini yalayarak ortalarda dolaşıyorlar, ebeveynleri en ufak bir uyarıda bulunmuyor. Gemi yöneticisi İtalyan Bruno, sabahtan beyaz keten pantolon ve lacivert blazeri ile tüm gemiyi dolaşıp dikkatle her anı izliyor akşamları şık bir takım elbise dolaşıyordu tüm gemiyi. Gemide, akşam saatlerinde canlı müzik eşliğinde salonlarda oturup içkinizi içebilirsiniz. İster Chopin dinleyin ister dans müziği… Bizim Türklerin bir kısmı o esnada vapurun güvertesinde halay çekerek dolaşıp bütün gece göbek attılar… Üst güvertede yerlere izmarit atanlar, salonlarda terliğini çıkarıp ayaklarını koltukların tepesinde sallayanlar, ıslak kıyafetlerle minderlere oturanlar, kamarada yatak örtüsü yakanlar, açık büfede ben bu etlerin hepsini alırım çok bekledim sen de git şikâyet et diyenler ile birkaç gün tatil yaptık. Bir daha ki sefere yolcu listesine bakıp kendi milletimle hiç olmazsa tatilde bir arada olmamayı tercih edeceğim. Kritik ederken olması gereken asgari medeni davranışlardan söz ediyorum… Yunanlılar adalardan gelen turizm geliri ile ihya oluyorlar. Türk ve her milletten insan tatil için buraları tercih ediyor. Hava muhalefeti nedeni ile Kikladlardan, İos adasına uğrayamadık. Mikonos’ta, Luis Vuiton bile açılmış, etrafında şık kafeler şık ve hoş insanlar… Sokakların temizliğine inanamıyor insan, zemindeki beyaz derzler kayrak taşlarında arasında adeta hiç basılmamış kadar temiz… İster istemez Mustafa Enver Bey Caddesi gözümün önüne geliyor, kaldırımlar pislikten tabaka olmuş, delik deşik kırık dökük taşlar, bakımsız bitkiler… Santorini, muntazam bozulmamış mimari dokusu ile insanı şaşırtıyor. “Lüks” basit tek katlı yapılarla ifade ediliyor, kişilikli harika bir doku… Temizlik, nezaket ve dürüstlük hep var tüm Yunan Adalarında… Santorini’ye adeta gökten insan yağıyor, onlarca büyüklü küçüklü gemilerden insanlar motorlarla sahile taşınıyorlar. Teleferik kuyruğu alabildiğine ama sistemli ve hızla ilerliyor… O kadar insan adaya para bırakıyor. Türkler yine her yerde, çoluk çocuk güzel de para harcıyorlar. Rodos’a birkaç kez yolum düşmüştü… Yine gezdim sahiller boyunca halka açık plajları, şezlong isterseniz 5 euro temiz duş ve kabinler mevcut. Yüksek yapılar, oteller mevcut ancak kıyılarda değil. Adalarda kıyı şeridi doğal olarak korunuyor, bizdeki beton doldurma iskele, plajı parselleme falan yok… Zaten adaların değeri, doğallığı korumaktan geçiyor. Etrafa disko müziği saçmak hastalığı da yok, denizin sesi ile huzur buluyorsunuz. Girit’e ilk defa ayak basıyorum… Ama ne yazık görmeyi hayal ettiğim Miken medeniyeti ve Knossos yolculuk yapardım, yeterli çalışmamışım dersimi. Gemi’nin yanaştığı adalara turlar düzenleniyor. Bir Türk firması üstleniyor bu işi… Her bir ada için Ortalama 50 euro veriyorsunuz birkaç saat sizi gezdiriyorlar. Kâğıttan ada tarihini okuyup malum birkaç yer gösteriyorlar. Kendiniz gezin desem aslında çok ucuza ve organize otobüsler ile her yeri gezmek mümkün. Tur aldığınızda bazen tur bitti diye sizi öğlen sıcağında bırakıyorlar, otobüs gemiye dönüyor isteyen dönsün sözleriyle ortada kalıyorsunuz. Bu ada tutu işini biraz daha ciddiye almaları lazım. Herkes memnun olsun herkes turları alsın, zira bir günlük ada keşfi için kendi çabanız zaman kaybettirir ve verimli olmaz. Taksiler çok temiz ve dürüst… Gemide fısıltı gazetesi dolaşıyor yolcular arsında şirketten tur almayın diye. Turların bazılarında Türk rehberler pek kaba, bu turlarda da Türk usulü insan kazıklamak ana fikir. Geminin Türk halkla ilişkiler müdürü ile konuşuyorum İtalyan Müdüre iletmesi için. Bu acentalarla çalışmayın ya da düzeltin diye uyarıyorum. Bunu da görev biliyorum. Netice de kendimizi eleştirirken hatalarımızın farkına varıp kendi içimizde düzeltmeliyiz diyorum yabancıların diline düşmeden. Girit kalesinde dolaşırken bir Türk turist “Ceddim baban ceddim deden” diye mehter marşı söylüyordu avaz avaz, sonrasında İstiklal marşı ile bitirdi konserini… Adam Girit’i fethetti zannediyor kendisini. Gemide bir yolcu şöyle diyordu” Akşam Mikonos’a indim dolaştım dönerci buldum yedim” Genel bir duruş bozukluğumuz var, bu durum her alanda kendini gösteriyor, sirayet ediyor… Bizde turizm olmaz… Bunu bilelim ve kabul edelim. Güzel coğrafya yetmez… Yunan adalarında nereye giderseniz gidin bir çay kahve ya da bira isterseniz yanına mutlaka bir şişe su ve kek vs. getiriyorlar ikram olarak. Bizim derdimiz imanımız para… Hiçbir yerde servis aksamıyor sinirlenmiyorsunuz. Gezi bitiminde Çeşme Limanında gümrük kontrolünde Türk yolcular arsında sırada derhal kavga başlıyor senin sıran benim sıram diye bağırıp dövüşe varacak iken görevliler müdahale edip hizaya sokuyorlar. Karaya indik… Yine güzelim memleketimizde mütecaviz saygısız fırsatçı insanımızla baş başa hayata devam ediyoruz. Öyle İzmir’e oraya buraya doyamazsınız, hava su rakı balık diyerek insan kazanılmıyor… Sadece kendimizi aldatıyoruz. Bayram için Çeşme’de evimde olmayı tercih ettim… Bahçemde oturuyorum Ayayorgi’de çıs tak müzik etrafı inletiyor… Berbat yapılaşma, otobanlarda trafik stresi, gürültü patırtı… Gazetelerde Çeşme övülüyor şunları bunları yapmadan dönmeyin diyor. Havalı yerlerin isimleri genelde yabancı dilden… Önemli olan kalitede homojenlik… Çok pahalı yerlerde iyiyi bulmak ortalamayı kurtarmaz. İyi bayramlar… Pek çoğunuz Sakız, Samos, Meis Adasında… Türkler, kendinden kaçan millet. Hatalarımızı bilip te dile getiriyoruz ama düzeltme yoluna gitmiyoruz.
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
HAZİRAN 2017 sayısında neler vardı göz atın!
SİNEMALAR
AYIN MEKANLARI BURGER REPUBLIC

Burger Republic Kendinizi lezzete teslim etmeye hazır mısınız? Tamam o zaman, Burger Republic'e gidiyoruz. Menüsünde 14 çeşit burger var. Acılı, mantarlı, 4 peynirli, patlıcanlı, kaburgalı... 200 gr duble köfte, duble cheddar, duble kaşar, republic sos, domates ve turşu. Offf, gelmesini nasıl bekleyeceğim. Siz ne yiyorsunuz? Siparişimi vermiş olmama rağmen, gözümü menüden alamıyorum. Aaa, vejetaryen burger de varmış. Bunu en yakın arkadaşıma iletmeliyim, arayıp da bulamadığı şey. Keyişi bir yemek bizi bekliyor ama beni en çok yemek sonrası Nutella Bombası heyecanlandırıyor... @burgerrepublic Caher Dudayev Bulvarı 120/A, Bostanlı Telefon 232.290-2020

HUB

HUB Aslında şu anda gideceğimiz mekana bisikletlerimiz ile gitmemiz gerekiyordu ama bu seferlik böyle olsun. Ne demek istediğimi gidince anlayacaksınız. HUB, Bostanlı'nın en sakin köşelerinden birinde, Yıldız Blok'un altında. Yaklaştıkça fark ettiğiniz gibi burası bisiklet konseptli bir cafe. Dışarısı çok keyişi ama ben yağmurlu havalarda camın önünde oturmayı tercih ediyorum. Hadi gelin içeri girelim. Kahve içelim mi dedim ama HUB'ın kahveleri kadar tatlıları da iddialı. Ananaslı kek favorileri ve ben yine ondan istiyorum. Sizi lezzetli ve katkı maddesiz tatlı menüleri ile baş başa bırakıyorum. Siz seçiminizi yaparken ben de katlanır bisikletime bir kaç aksesuar alacağım. Kahverengi deri bir sele ve aynı renklerden bir elcik almak istiyordum ve burada var. Bu arada HUB'da bisiklet bakımı da yapılıyor. Siz kahvenizi içerken bir yandan da bisikletiniz yenilenmesi harika değil mi? Camı...

[Devamını Oku...]
HUB