TEMMUZ2020 Ayse Perin (Tatari)
Çizgiler ve kelimeler
Bugün yine, yeni hayatımın yeni günlerinden birindeyim. Uzun yıllar süren profesyonel iş yaşamım, şirketin kapanma kararı ile son bulunca; benim bir türlü bırakmaya kıyamadığım, öte yandan da bıktığım işim ile çelişkiler yumağı içinde vedalaşmış oldum. Kendi iradem ile veremeyeceğim bu karar ile beni mutlu ya da mutsuz edeceğini bilemeyeceğim yeni hayatım başlamış oldu. Artık zamanı gelmiş miydi ya da gelmemiş miydi? Yaş itibarı ile evet ama tecrübe açısından bakıldığında durum tartışılırdı. Bütün bu çelişkilerin yanı sıra, pek çok kişide olduğu gibi; hayat yapmak istediklerim ve istemediklerim arasında bir seçim yapma imkânı vermemişti. Her sabah işe gitme alışkanlığı, günün nasıl geçeceğine dair hazır bir planın içinde olmaktı. Bu da sürdürülebilir bir mutluluk olamazdı. Yaşamdaki asıl amacım mimar olmaktı. Amacıma ulaşmakla beraber kaderin cilvesi ile mesleğimi istediğim doğrultuda icra edememiştim. Resim sanatı ile derin bir bağım vardı. Yazmayı da seviyordum. Ayrıca müziksiz de yapamazdım. Kendi kendime üç bilinmeyenli bir denklem icat etmiştim adeta… Şarkı söyleyip gitar çalan bir genç kız olduğum yıllarda müzik ile bir yolculuğa çıkmak istemiştim. Sahne, o zamanlar maceralı bir işti, yetkililer gelecek vaat ettiğimi söyleyerek cazip tekliflerde bulundular. Ama maalesef İzmirli bir kız olarak İstanbul’daki sahne yaşamını sürdürmek başka bir gezegene yolculuk yapmak gibiydi benim için. Böylece bu yolculuğu içim sızlayarak sonlandırmış oldum… Özetle; resimlerimdeki kolajlı anlatım biçimi hayatımın da ta kendisi olmuştu. Bugünlerde, hayatımı sorgulamanın dozunu iyice arttırarak eski yeni ne varsa bir araya getirip yeni bir paket oluşturmaya çalıştım. Aşırı sorgulama konusundaki başarımı rahmetli babacığımdan geçen bir genetik mirasa borçlu olduğumu söyleyebilirim. Yazma serüvenime, mektup yazmakla başlamıştım. Kendimi bildim bileli mektup yazmayı severdim. Muhtelif vesileler ile yakınlarıma, daha sonraları da yurt dışında okuyan oğluma yıllarca yazdım. Yazarken daima hayattan bir ders çıkarmayı ilke edinirken, yazdıklarıma mutlaka biraz da hüzün ekleyerek adeta görevimi yapmış olmanın huzurunu yaşardım. Zaman geçti, yıllar yılları kovaladı ve takvim bugünleri gösterdi. Kader-kısmete öncelik tanıyarak planlamamı yaptım, böylece bundan sonraki hedeflerimi belirlemiş oldum. Yazarken ve çizerken ki mutluluk ve bir yandan da tatlı bir endişe ile zamanımın efendisiyim. Mart ayından bu yana sürmekte olan pandemi günleri sadece benim için değil belki de pek çok insan için yaşamı sorgulama vesilesi olmuştur. Yazı bir itiraf mektubuna dönüştü. Adeta kendimle hesaplaşmaya dönüşen bir iç mektup… Masalsı, zamansız, mutlu, mutsuz kentler ile ilgili resim çalışmalarımı sürdürürken aynı zamanda onların hikâyelerini yazmak istedim. Çizgiler ve kelimelerin birlikte bir yolculuğa çıkma zamanı gelmişti… Novalis’in Sais Çırakları adlı romanı esin kaynağım oldu. Bu şiirsel ve felsefi roman Paul Klee’nin çizimleri ve Novalis’in yazılarından oluşur. Kendime başarılar dilemekten başka çarem yok.
zala balayage hair extensions balmain hair extensions clip in hair extensions uk best hair mask for fine hair how to make a ponytail wig cap hair extensions uk tresemme hair dryer boots black bridesmaids hairstyles hair extensions selena gomez hair clips 2018 vine mink brazilian hair 9a real hair wigs uk