KASIMARALIK2024
ÇİLER NAZİFE KOŞAR
Sus(a)mayan bir yazar: Çiler Nazife Koşar İzmir’de büyümüş, İzmirli ile yaşamış, derdini dert, mutluluğunu mutluluk edinmiş, daha fazla ne yapabilirim diye gece gündüz çalışmış hem mesleki hem insani gelişimi için şartlarını zorlamış bir hukuk insanı; Çiler Nazife Koşar. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden sonra, kendi ofisini kurarak mesleğe başlamış, özel hukuk alanındaki çalışmalarının ardından Ceza Hukuku ve Ekonomik Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri alanına yönelmiş, 1998 yılında Türk Hukuk Enstitüsü Izmir Şubesi’ni kurmuş ve iki dönem başkanlığını yürütmüş. 1999 yılında 232 şehit ailesini temsilen, Abdullah Öcalan İmralı yargılamasına müdahil avukat olarak katılmış, bu davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecinde şehit ailelerini temsil ile görevlendirilmiş ve bu görevi başarı ile yerine getirmiş. Çiler Nazife Koşar, soğuk mahkeme koridorlarında işini en iyi şekilde yaparken, bir yandan da insan öykülerini yüreğine kazımış, aklının bir köşesine yazmış onları. Çocukların, kadınların, mazlumların yaşadığı her acı her keder onun insan yönünde yaralar açmış, sessiz çığlıkları biriktirmiş içinde. Ve zamanı gelince, ruhunda takınlar oluşturmaya başlayınca yaşadıkları “Sus(a)madıklarım” adlı bir kitaba dönüşmüş. “Ömrümü ömürlerine kattım, yaşamlarına benden ömürlük bir iz bıraktım” dediği kitabındaki çığlık öylesine yankı yapmış ki, kısa sürede ikinci baskıya ulamış. Yazmanın, paylaşmanın edebiyatın hem kendine hem de okuruna iyi geldiğini fark edince “Nar Mevsimi” adeta nar bereketiyle gelmiş. Beş ayda beşinci baskısına ulaşan kitap en çok satılanlar listesine girmeyi başarmış. Şimdi tüm bunların hikayesini kendisinden dinleyelim…
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
Eylül/Ekim 2025 sayısında neler vardı göz atın!
AYIN MEKANLARI GÜL KEBAP

İşte istisna mekânlardan biridir Gül Kebap... Kuruluş tarihi 1949. Gül Kebap’ın özelliği sadece “iyi köfte” yapıyor olması değil. Gül Kebap yetmiş altı yıldır aynı yerde ve dördüncü kuşağın yönetiminde. “Sefer tası” misali üç katlı daracık mekânında müdavimlerinin vazgeçemediği adres. Hayranlık uyandıracak bir çaba değil midir bu? İşini, kalitesini koruyarak yapan tam bir aile işletmesi… Kurucu Mehmet Ali Gülgeze, Girit’in üçüncü büyük şehri Resmo’dan İzmir’e göçle gelmiş. Çanakkale’de savaşmış. Bayrağı, ikinci kuşak oğulları Mustafa ve Muhsin Gülgeze devralmış… Ardından torun Hüsnü Gülgeze. Ve bugün dördüncü kuşak Hüsnü’nün oğlu Burak Muhsin işin başında. “Bir Kemeraltı klasiği” olarak Gül Kebap, esnaf lokantası köfteciliğini ilk günden bugüne değişmeyen formül ve sunum geleneğiyle tavizsiz sürdürüyor.

FİLİBELİ HAN

Filibeli Han Eski İzmirlilerin hatıralarındaki Şükran Oteli, özenli bir yenileme süreci sonrasında sahiplerinin soyadını alan "Filibeli Han" Kemeraltı Çarşısı'nın yeni cazibe merkezi olarak hizmete açıldı. Günümüz ihtiyaçlarına uygun yiyecek içecek mekanlarının yer aldığı Filibeli Han'ın üst katı da keşke çeşitli el sanatları üretiminin yapıldığı atölyelere açılsa... Bizim dikkatimizden kaçmış olabilir ama binanın kısa bir tarihinin yabancı dilleri de kapsayacak şekilde bir köşede yer alması çok doğru olurdu diye düşünüyoruz.

BOŞNAKYA

Boşnakya Filibeli Han'ın yan sokağa açılan çıkışında sevimli olduğu kadar lezzetli ürünler sunan "Boşnakya" isimli bir mekan var. Kıymalı Boşnak böreği, peynirli, patatesli ve patlıcanlı börekler, yaprak sarma ve haşhaşlı börek gibi lezzetlerin ağız sulandırdığı mekanda demli bir çay veya reyhan şerbeti yanında poğaçalar ve harika tatlılar deneyebilirsiniz.Antakya'nın çıtır kabak ve kömbesi, bougatsa Selanik tatlısı, medovik Rus pastası, triliçe tatlıları sizi bekliyor. Cuma günleri menüye mantı da ekleniyor. Boşnakya'ya uğramayı ihmal etmeyin.