ETKİNLİKLER
ŞUBAT 2018 İzmir, kendine has pek çok özelliği olan bir kent. İzmir Life Şubat sayısında kentlilik bilinci üzerine görüşler ile birlikte son yıllarda Çeşme ve Alaçatı örneğinde görüldüğü üzere İzmir"e yabancı olan yoz bir kültür tehlikesine dikkat çekiyoruz.
KENT KÜLTÜRÜ VE KENTLİLİK BİLİNCİ ÜZERİNE NOTLARKENT KÜLTÜRÜ VE KENTLİLİK BİLİNCİ ÜZERİNE NOTLARProf. Dr. Levent Kırılmaz'dan "Güzel İzmir", kent kültürü ve kentlilik bilinci üzerine mutlaka okunması gereken notlar... Kentler, insanların çocuklarıdır. Çocuklarına iyi bakmayı bilen bir insan kentine de bir çocuk gibi bakabilmeyi bilmelidir. Bir şehrin gerçek sahibi o şehirde yaşayan, kentle bütünleşen ve kendisini kente ait hisseden kişilerdir. Kentlilik bilinci kavramı ile ifade edilmek istenen de, kentte yaşayanların kentle bütünleşmesi, kendini kente ait hissetmesi ve dolayısıyla kente karşı sorumluluk duygusu taşımasıdır. Bir başka ifade ile kentlilik bilinci, kentte yaşayanların var olan değişik kimliklerinin (Müslüman, esnaf, sanatkâr, İzmirli, Adanalı gibi) yanı sıra bir de içinde yaşadıkları şehirle özdeşleşebilen bir kimliğe sahip olmalarıdır. İzmir’de yaşayanların aslen ait oldukları memleket kimliklerinin yanında kendilerini İzmirli olarak da tanımlayabilmeleri gerekmektedir.
TREND ŞEHİR İZMİRTREND ŞEHİR İZMİRAvukat Nilay Oktar: “İzmirlileri tam bir karabasan bekliyor” İzmir’deki İstanbulluların ve artması beklenen göçün şehre etkilerini konuşmaya devam ediyoruz. Bu kez İzmir’in yaşam kültürünü ve bu göçün beklenen ölçüde gerçekleşmesi halinde olası değişimleri tartışmaya açıyoruz. Bu konu gündeme geldiğinde pozitif yorumlar da yapılıyor ama İzmirli avukat Nilay Oktar, karamsar olan tarafta. İstanbulluların kente daha fazla yerleşmesi halinde öncelikle yaşam maliyetinin artacağını, bunun da en çok orta sınıfı vuracağını söylüyor. İzmirlinin bir kültürü var. Fazla gösterişi sevmez. Mekânın şatafatına değil, lezzete bakar. Pahalı yerlerden hoşlanmaz. Akdenizlidir, doğallığı sever. Bir de buraya göç edenlerin 1-2 yıl içinde İzmirli olup bu kültüre adapte olduğu söylenir. Ancak son zamanlarda Alaçatı ve Çeşme misali İstanbullu göçü İzmir’in ruhuna yönelik bir yoz kültür tehdidi oluşturuyor. Peki, bu işin sonu nereye gider? Üç kuşak İzmirli olan avukat Nilay Oktar ile konuştuk.
MEHMET YASA'YA YILIN FOTOĞRAFI ÖDÜLÜMEHMET YASAİzmirli fotoğraf sanatçısı Mehmet Yasa’ya İngiltere’den ‘Yılın Fotoğrafçısı’ ödülü… Art of Building (Yapı Sanatı) mimari fotoğraf yarışmasında “Kulenin Gözü” adlı fotoğrafıyla İzmirli fotoğraf sanatçısı Mehmet Yasa birinci oldu. İnternet üzerinden yapılan yarışma sonucunda oyların yüzde 72’sini kazanan fotoğraf İtalya’nın Verona şehrinde çekildi. ‘Kulenin Gözü’ isimli fotoğraf Yasa’ya “2017 Art of Building Yılın Fotoğrafçısı” unvanını kazandırdı. Bu unvanı kazanmanın ve birçok insanın kendisi için oy kullanmasının inanılmaz bir duygu ve deneyim olduğunu vurgulayan Mehmet Yasa, “Bu ödülü kazanan ilk Türk fotoğrafçısı olduğum için onur duyuyorum. Bu ilham verici yarışma, çevremizdeki binaların fotoğraflarını çekmek için, beni yeni ve yaratıcı yollar bulmaya teşvik ediyor. Fotoğrafıma oy veren herkese çok teşekkür ediyor, diğer finalistleri kutluyorum” dedi.
BİLİMSEL VE LAİK EĞİTİM HAREKETİBİLİMSEL VE LAİK EĞİTİM HAREKETİBilimsel ve Laik Eğitim Hareketi: “Eğitim meselesi, memleket meselesi” Bilimsel ve Laik Eğitim Hareketi’nin raporu eğitimde kaosa dikkat çekiyor. Raporda, “değerler eğitimi” ile eğitim içeriğinin dinselleştirilmesi yanında cemaat ve tarikatlara bağlı kişilerin, imamların, müftülük görevlilerinin derslere girmesinin sağlandığı vurgulanıyor. Bilimsel ve Laik Eğitim Hareketi’nin 21 Haziran 2017 ile 18 Ocak 2018 tarihlerini kapsayan ve eğitimin durumunu analiz eden raporu, çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. 16 Nisan referandumunun ardından iktidarın eğitim alanında hayata geçirdiği politikaların yarattığı kaosa dikkat çeken raporda, ilk önce cemaat ve tarikatların eğitim alanındaki etkisinin arttığı, “değerler eğitimi” ile eğitimin içeriğinin dinselleştirilmesinin yanında, eğitim alnında uzman olmayan, çocuğun gelişim özellikleri konusunda gerekli bilgiye sahip olmayan cemaat ve tarikatlara bağlı kişilerin, imamların, müftülük görevlilerinin derslere girmesinin sağlandığı vurgulanıyor. Ayrıca “Değerler Eğitimi” faaliyetleri için açılan usulsüz ihaleler, basın ve yayın araçlarının basılması, dağıtılması ve satılması yoluyla gerici vakıf ve yayın evlerine ciddi bir kar alanının da sağlandığı belirtiliyor.
MUSTAFA NECATİ BEYMUSTAFA NECATİ BEYBu ayki Anadolu ve Cumhuriyet Aydınlanmasının kahramanı ise Mustafa Necati Bey… Cumhuriyetin kurulduğu yıllar… Yüzde 80‘i okur yazar olmayan bir ulusun -ki kalanında yüzde 10’unun yazmada ciddi problemi olduğu söylenir- cehalet, temel ve kişisel hak, hukuk gibi evrensel değerlerin önünde bir engel olarak durmaktaydı. Evrenselliğe ulaşmadan evvel cehalet ile mücadele gerekir. Teokratik devlet anlayışından cumhuriyet rejimine geçilmiş, hukuk devleti hakim kılınmış devlet kadar vatandaşa da haklar verilmişti. Yani devrim yapılmıştı, yapılmaya da devam ediliyordu. Devrimleri hayata geçirmenin ise iki yöntemi olduğu bilinir. Biri hukuk aracılığıyla, yasalarla; ötekisi ise eğitimle. Hukuk yöntemi, etkisini çabuk gösterir; ne var ki süreklilik sağlamaz, gelenekleşmez ve toplumun vazgeçilmezi olmaz, o nedenle geçicidir. Asıl olan eğitimdir. Tarihler 1 ocak 1929'u gösterdiği gün Çankaya’da Mustafa Kemal hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Falih Rıfkı Atay’ın ifadesi ile: Yüzbinlerin ölümüne göz kırpmadan bakan ateşle dövülmüş bu irade, “ne evlattı, o.” diye bir ana kalbi kadar yumuşamıştı... Atatürk’ün evlat dediği isim, Mustafa Necati Bey’di.
HATIRALAR: CENGİZ ONARANHATIRALAR: CENGİZ ONARANCengiz Onaran: "Okul kapanınca mayomuzu giyerdik, giyiş o giyiş... Bir zaman tünelinin içinde, İzmir’de 1940’lara, ‘50’lere gitmeye devam ediyoruz. 1941 doğumlu yüksek mimar ve koleksiyoner Cengiz Onaran, körfezinde yüzülen İzmir’i, Mithatpaşa Cadddesi’de büyüdüğü iki katlı cumbalı evi, tramvayı, fuarı, Kemeraltı’nı ve çok daha fazlasını anlatıyor… Cengiz Onaran, Mithatpaşa Caddesi’nde iki katlı cumbalı bir evde doğmuş. “Eskiden adı Salhane Durağı idi, şimdi Yalı Durağı olarak geçiyor. Asansör ile Mektupçu arası” diyor: “Çocukluğumun İzmir’i, yani 1940’lar… Cennet gibiydi diyebilirim. Okul kapanır kapanmaz mayomuzu giyer, okul açılana kadar öyle devam ederdik. Sabah denize gider, yüzer, balık tutardık. Balığa para vermezdik hiç. Yüzme yarışlarına katılırdık. Biz Karantina takımındaydık; Karantina takımı yüzme yarışlarında Göztepe’yi temsil ediyordu. Karşıyaka ile kapışırdık.
İZMİR KOLONYASIİZMİR KOLONYASIHer yer “İzmir” koksun Eczacı Enver Olgunsoy, İzmir’e özel 7 farklı çiçekten 8 kolonya yaptı. Selluka, jakaranda, yasemin, nergis, anemon, şeftali çiçeği ve mimoza. Biri de bu 7 çiçeğin karışımından olan ve İzmir’in simgelerinden olan imbat rüzgarının adını taşıyor. Çünkü “İzmir, bir kolonyalar şehriydi ama unutuldu. ”Şimdi ise Onaran, İzmir’in kokusu dünyaya yayılsın istiyor. Bu yüzden markasının adı, İzmir. “Bu bir sosyal sorumluluk projesidir” diyor Enver Olgunsoy. “İzmir’in dağlarında çiçekler açar” sözünün anlamını, daha da önemlisi kentin tarihinde kolonyanın ne kadar önemli olduğu biliyor.
RÜYALARIMIZ BİZİ EĞİTİYORRÜYALARIMIZ BİZİ EĞİTİYORRüyalarımı kontrol altına almaya başladığımı hissettiğim gün, kendime nefes alacak bir alan açtığımı düşünmüştüm. Her istediğimi yapabileceğim, dünyadaki hayatın dışında renkli ve özgür bir yer... Orada kaç kez öldüm, kaç dirildim, kaç kez bir kartala dönüştüm, kaç kez orduları yenip zafer kazandım hatırlamıyorum... Esra İnal'ın hayatını anlatan "8 Saniye" adlı filmi izledikten ve Rüyacı, Sanat Tarihçisi Zeynep Ergen ile tanıştıktan sonra bundan daha fazlası olduğu düşünmeye başladım. Kendisiyle neredeyse 1 yıldır tanışıyoruz. Rüyalar üzerine saatlerce konuşmuşuzdur, verdiği eğitimlere de katılmışlığım var ama bu yazıyı yazmak bugüne nasip oldu. Zeynep Ergen, "Rüya sizin hikayenizdir. Kendi kişisel tarihinizle ilişkilidir" diyor. Evet, her rüyada bir hikaye var ve her rüyada da size verilmek istenen bir mesaj. Tabii almasını bilene...
FOUR POİNTS BY SHERATON İZMİRFOUR POİNTS BY SHERATON İZMİRFour Points by Sheraton İzmir’in ticaret merkezi Bayraklı’da "Dört Dörtlük İş Oteli” konseptiyle Four Points by Sheraton İzmir, Eylül 2017’de misafirlerine kapılarını açtı. Özellikle iş seyahatlerinin vazgeçilmezi olan Four Points By Sheraton İzmir, iş için seyahat eden konuklarının ihtiyacı olan her detayı büyük bir incelikle düşünerek en pratik halde sunmaktadır. Odalar başta olmak üzere otelde vakit geçirilecek tüm alanlar modern çizgide ve alışılagelmişin dışında renkli ve konforlu yapıdadır.
İZMİR'DE ERMENİCE GAZETELERİZMİRİzmir’de Ermenilerin kurduğu 16 matbaada yüzlerce Ermenice kitap basıldı. Volter, Jul Vern, Alexandr Duma, Geote, Molier gibi ünlü yazarların eserleri Ermeniceye çevrilerek yayımlandı. 1840-1922 tarihleri arasında bu matbaalarda aynı zamanda 37 Ermenice gazete ve derginin basımı gerçekleştirildi. Bu gazetelerin toplam sayfası 40 bini geçiyor.
TÜRKMEN KÖYÜTÜRKMEN KÖYÜYunt Dağı'nın eteklerinde uykuya yatmış bağlar... Hedefimizde Yunt Dağı köyleri var. Yunt Dağı Bölgesi İzmir ve Manisa sınırları içinde yer alıyor. Bir yanında Bakırçay Irmağı ve ovasını diğer yanında Gediz Irmağı ve Manisa Ovasını seyreden geniş bir alan... Manisa çevre yolunda Menemen Emiralem kavşağından sapıyoruz. Yolun sonunda Menemen var ancak biz yönümüzü Celal Bayar Üniversitesi Muradiye Kampüsüne doğru çeviriyoruz. Bundan sonra anayolu takip ederek Büyüksümbüller'e geliyoruz. Ortaköy'e girmeden Türkmen Köyüne doğru ana yoldan devam ediyoruz. Sağınızda solunuzda yol boyunca üzüm bağları görmeye başladığınızda Türkmen'e yaklaşıyorsunuz demektir. Tabii ki insanın gözü yemyeşil ve salkım salkım üzümleri olan bağlar görmek istiyor. Üzüm tanelerinin üzerindeki buğulara dokunmak istiyor ve hatta bir tane koparıp tadına bakmak da ne güzel olurdu diye düşünüyor insan. Ama inanın asmaların kış uykusundaki halleri de görmeye değer.
BAĞBAŞI YAYLASIBAĞBAŞI YAYLASITürkiye'nin Alpleri, Bağbaşı Yaylası Canınız İsviçre Alplerine gidip kayak yapmak istese, öncelikle bir pasaportunuz olacak. Pasaportunuz yoksa çıkartmak için bütçe ayırmanız gerekecek. Yeşil değilse, vize peşinde koşturacaksınız, yine yüzlerce Euro ödeyeceksiniz. Bir tur firması ile anlaşma yapacak, cüzdanınız boşalacak, nihayet hedefinize ulaşacaksınız. İş bununla kalmıyor tabii. Daha kayak takımı kiralayacaksınız. Belki çok keyif alacaksınız ama cebinizden de hatırı sayılır bir rakam çıkacak. Böyle bir tatili yapabilecek çok sayıda insan olabilir. Ancak buna benzer bir tatili çok daha ucuza, belki de daha keyifli bir ortamda Türkiye’de yapmak mümkün. Bin 700 metrede asırlık ardıç ormanlarının içinde, ahşap bungalovlarda, sıcacık şömine karşısında tatil geçirmek mümkün. Hem de İsviçre Alpleri’nde harcayacağınız paranın belki de yarısından daha az bir parayla. Kamplarımızı ve gezi yazılarımızı takip edenler bilir, çoğunlukla çadır kuruyoruz, pek insan eli değmemiş ormanlık alanları tercih ediyoruz, çok ama çok keyif alıyoruz…
ŞUBAT ROTASI TEPEBOZ • UZUNDERE • YAYLAKÖYŞUBAT ROTASI TEPEBOZ • UZUNDERE • YAYLAKÖYSayısız yürüyüş rotasına ev sahipliği yapan Karaburun, son zamanlarda farklı yerlerden gelen bisiklet ve yürüyüş gruplarının gözdesi. Farklı zorluk derecelerindeki parkurlar, amatör ve profesyonel tüm doğaseverlere hitap ediyor. Bu ay önereceğimiz rota, Tepeboz’dan başlayarak Uzundere Vadisi’ni takip ediyor ve Yaylaköy’e ulaşıyor. Tepeboz, taş evlerden oluşan, görülmeye değer eski bir yerleşim yeri. Karaburun merkeze 13 kilometre mesafede yer alan, Karadağ ve Akdağ tepelerinin arasında konumlanan Yaylaköy ise, gerçekten yayla gibi, anıt ağaçları olan Yarımada’nın en yüksek rakımlı eski bir köyü. Uzundere, Yarımada’nın en uzun akarsuyu. Uzundere Vadisi aynı zamanda Karaburun’un ünlü nergis çiçeklerini görebileceğiniz en doğru yer ama bunun için uygun mevsimde gitmek gerekiyor.
MUTLULUK ÜLKESİ BHUTANMUTLULUK ÜLKESİ BHUTANHindistan ile Tibet’in komşusu, Himalayaların eteğindeki, dünyanın en küçük ülkelerinden biri olan Bhutan (38 bin km2 ve 750 bin nüfusuyla) yıl boyu süren festivalleri, doğal güzellikleri ve kendine has gelenekleriyle görülmeye değer bir ülke. Bhutan, brüt milli gelir yerine iyi yönetim, sosya-ekonomik gelişme, kültür ve çevrenin korunmasını değerlendiren "Brüt Milli Mutluluk" katsayısını dikkate alarak yaşamı düzenliyen dünyadaki sayılı ülkelerden biri. Buna rağmen gelişme hızı yıllık yüzde 22 ile en yüksek ülkelerden biri. Ülke de poligami ve din özgürlüğü var. Ancak yüzde 75'i budist,yüzde 22'si Hindu olan Bhutan'da proselitizm (başka dine çevirme propogandası) ve eşcinsellik yasak.
ERSAY ÜNERERSAY ÜNERErsay Üner: "Müziğimde hep bir parçası vardır güzel İzmir'in." 19 yaşından bu yana yaptığı besteleriyle müzik dünyasında sayısız besteye imza atan ve müzisyen kimliğiyle tanınan Ersay Üner, artık sesiyle de gündemde. "Yürüdüm", "Tatlım Tatlım" ve "İki Aşık" teklileriyle dinlediğimiz Ersay Üner, İzmir'in kendisine ilham verdiğini söylüyor. Güler yüzü, üretkenliği, sesi, içtenliği ve sanatıyla hayatımızda yer edinen başarılı sanatçı, hayatının dönüm noktasını, kariyerini İzmir Life Dergisi okurları için anlattı. Daha çok küçük yaşlarda müziği kendine gelecek edinen Üner, ilk şarkısının 19 yaşında yazdığı "Masallar Bitti mi?" olduğunu belirterek "Hikayesi de çok enteresandır ki ölümü anlatıyor" diyor. Betül Demir'in seslendirdiği parçayı ilerleyen zamanlar kendisinin de okuyacağının müjdesini veren Üner, 19 yaşından bu yana 270 şarkı yazıyor.
MİNE SOYSALMİNE SOYSALMine Soysal: "Edebiyatın sağaltan, iyileştiren evreninde yaşamayı, kötülüklere edebiyatla direnmeyi sürdürüyorum" Çocuk ve gençlik edebiyatının güçlü kalemlerinden yazar ve yayıncı Mine Soysal, geçtiğimiz aylarda yeni romanı Daralan'ı okurlarla buluşturdu. Soysal, daha şimdiden ikinci baskısını yapan Daralan'da gençlerin içsesini, kaygılarını ve çıkışlarını bir Anadolu kentinin yoksul mahallesinden dile getiriyor.
ANBER HACIRAİFOĞLUANBER HACIRAİFOĞLUAnber Hacıraifoğlu ile bir renk yolculuğu Çalışmalarını incelediğim zaman bana yaşam coşkusu veren sanatçılardan Anber Hacıraifoğlu, başarılı çalışmaları ile ses getiren bir ressam oldu. Kullandığı renkler ve formlar, sizi çalışmaları içinde kısa bir yolculuğa sürüklüyor. Resimlere odaklanıyor ve içlerindeki derin anlamı çözmeye çalışıyorsunuz. Fırça darbeleriyle oluşturduğu işler size keyifli bir deneyim yaşatıyor. Anlatımsal ve soyutlama arası gidip gelen bir yorumu var. Mekânların dinamik yapısını; yaşanmışlığın verdiği enerjiyi hissediyorsunuz.
SUHANDAN ÖZAY DEMİRKANSUHANDAN ÖZAY DEMİRKANSuhandan Özay Demirkan "Sanat paylaşılınca değer kazanır" Türkiye’de “Lif Sanatı”nı, bilimsel yayınları ve gerçekleştirdiği ulusal ve uluslararası sanat etkinlikleriyle yaygınlaştıran Suhandan Özay Demirkan ‘’Galeriler klasik kategorileri sergilemeyi tercih ediyor. Sanat eleştirmenleri biraz lif sanatını da araştırıp teşvik etseler ne iyi olur. Sanat, paylaşılınca değer kazanır’’ diyor.
EFSANELER: SERGİO FRANCHİEFSANELER: SERGİO FRANCHİSergio Franchi Amerika'nın gönlünde taht kuran İtalyan tenor Bu ayın konuğu Sergio Franchi Akdeniz sıcaklığını söylediği tüm şarkılarda hemen hissedebileceğiniz bir İtalyan tenor. Adını duymamış olabilir, bu da kimmiş diyebilirsiniz. Size tavsiyem hemen YouTube kanalına girin ve araştırın. Daha ilk tınıları duyduğunuzda onun gerçek bir efsane olduğunu fark edeceksiniz... Ben de geçenlerde sevgili kayınpederim Necdet Karar'ın bize kalan plaklarını karıştırırken tanıştım Sergio Franchi ile... Emektar Dual'in kolonlarından süzülen "Volare" melodisini hayranlıkla dinledim. Tabii ki diğerlerini de... Bundan sonra yapılacaklar listeme Franchi'nin diğer plaklarını arama notunu da yerleştiriyorum.