ETKİNLİKLER
KASIM 2018 "Türkiye'nin anlaşılmaz tarım politikası ve İzmir Modeli" başlığı altında; her değişen tarım bakanı ile birlikte değişen tarım politikalarının sonucunda ithalata mahkum olmuş bir ülke tarımını gazeteci, tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım ile konuştuk.
ÜLKENİN ANLAŞILMAZ TARIM POLİTİKASI VE İZMİR MODELİÜLKENİN ANLAŞILMAZ TARIM POLİTİKASI VE İZMİR MODELİ"Türkiye, tarımda kendi kendine yeten dünyanın 7 ülkesinden biri" söylemi ile 60'lar ve 70'lerde öğündük. Siyasetçiler bu söylemi sık sık kullanır, okulların duvarlarında tarım ürünlerimizin boy boy resimleri yer alırdı. Aradan yaklaşık 50 yıl geçti, Türkiye hayvanlarına yedirecek samanı bile dışarıdan ithal edecek duruma geldi. Ülkenin hangi yanlış politikalar ile tarım yoksulu hale geldiğini ve son yıllarda Türkiye'ye örnek olarak ortaya çıkan "İzmir Modeli"ni tarım yazarı ve gazeteci Ali Ekber Yıldırım ile konuştuk.
DR. FATİH SÜRENKÖKDR. FATİH SÜRENKÖKDr. Fatih Sürenkök: "Sağlık politikası bugün tamamen hasta üzerinden kar etme ilişkisine dönüştürülmüş durumda" İzmir Tabip Odası duvarlarında, geçmişten günümüze başkanlık yapanların fotoğrafları yer alıyor. Dr. Fatih Sürenkök de bu başkanlardan biri… Ama onun fotoğrafının olması gerektiği yerde, Fatih Sürenkök’ün Tabip Odası başkanlığı yaptığı dönemlerde birlikte çalıştığı ekibiyle çektirdiği fotoğraflar bulunuyor. Bu durum çok şey anlatıyor. Türkiye'nin sağlık sistemi sorunlar sarmalından kurtulamıyor. Herkesin şikayet ettiği bir sistemden kimlerin memnun olduğunu, odağında insan olan bir sağlık sisteminin gereklerini Dr. Faruk Sürenkök ile konuştuk.
ANTİK ROMA TİYATROSUANTİK ROMA TİYATROSUAntik Roma Tiyatrosu'nun oturma sıraları bulundu. İzmir'de Antik Roma Tiyatrosu'ndan alınan malzemelerle deniz dolduruldu, mendirek yapıldı, yapılarda kullanıldı söylentilerinin kaynağı olan Avrupalı seyyahlar 17. yüzyıldan itibaren tiyatro hakkında bizlere farklı bilgiler aktardılar. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle kazılan, inşası MÖ 3. yüzyıla tarihlenen Antik Roma Tiyatrosu kazı başkanı Doç. Dr. Akın Ersoy’a, önceki yıl tiyatronun oturma koltuklarına ne zaman oturacağız diye sormuştum, kısmetse 2018 yılında demişti. Tiyatronun oturma basamakları ve koltukları, “analemma duvarı" ve payandalarının ortaya çıkarıldığı haberini almak her tarih sever gibi beni de heyecanlandırdı. Güneşli ve soğuk sonbahar sabahı antik tiyatroda ortaya çıkan buluntuları görmek için fotoğrafçı arkadaşım Atilla Özdemir’le birlikte Temaşalık yokuşuna tırmanıp antik tiyatroya ulaştık. Önceki yıllarda sokak aralarında, evlerin bahçelerinde ve bodrum katlarında izlerini gördüğümüz antik tiyatro gizlediği sırlardan arınmış olarak karşımızda duruyordu. Doç. Dr. Akın Ersoy yaptığı arkeolojik kazıyı ve sorduğum soruları masal tadında anlattı.
DR. REŞİT GALİPDR. REŞİT GALİPHalkevlerini kuran, Andımızı yazan, Anadolu Medeniyetleri Müzesini tasarlayan… DR. REŞİT GALİP Kuşkusuz aydınlanma sadece bilimsel üretimde bulunmak demek değildir. Çağdaş bir toplum yaratmanın yolu, toplumsal hayatın tümüyle ışıtılmasından geçer. Bunun bilincinde olan Cumhuriyet aydınları ilk, orta ve yüksek öğretimin yanı sıra okulla temas kurma şansını kaçırmış ya da yakalama imkanı olmayanların bir başka deyişle sokaktaki insanın eğitiminin de ihmal edilmemesi, çağdaş standartlara ulaştırılması görüşünde fikir birliği içindedirler. Dr. Reşit Galip’in önderliğinde yapılan çeşitli çalışmalar sonucunda, 19 Şubat 1932’de Afyon, Ankara, Bolu, Bursa, Çanakkale, Denizli, İstanbul, Diyarbakır, Eskişehir, İzmir, Konya, Malatya ve Samsun’da ilk halkevleri kurulur. Bunları kısa süre içinde yenileri izleyecektir. İşte bu ay size anlatacağım kişi geçtiğimiz haftalarda “Andımızı” yazmış olmasıyla yeniden anımsadığımız Dr. Reşit Galip’tir… Reşit Galip ya da Mustafa Reşit Baydur (1893, Rodos - 5 Mart 1934, Ankara) 23 Nisan 1933’ten itibaren her sabah okullarda okutulan ve 2013’te kaldırılan Andımız’ın, Danıştay’ın kararıyla tekrar okullarda okutulmaya başlanması bekleniyor. Danıştay, 2013’te çıkarılan İlköğretim kurumlarından ‘Öğrenci Andı’ okutulmasına ilişkin yönetmelik maddesinin yürürlükten kaldırılmasına karar verdi. Danıştay kararı şu şekilde açıkladı: “…içeriği itibariyle milli eğitim sistemimizin temel amaç ve ilkelerini gerçekleştirmeye katkı sağlar niteliği bulunan, dayanağı kural, ilke ve kavramlarda herhangi bir değişiklik bulunmayan öğrenci andının, herhangi bir kabul edilebilir gerekçeye dayanılmaksızın kaldırılmasında hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.” Andımız, büyük aydınlanmacı, Türk siyasetçi ve doktor Reşit Galip tarafından yazıldı. Cumhuriyet 10. yılını doldururken 23 Nisan 1933 sabahı çocuklara okuduğu bu ant Çocuk Haftası’nın açılış konuşmasında tekrar edildi. Bu konuşmanın ardından ise Bakanlıkça, Cumhuriyet’in 10. yılından başlayarak okullarda bu andın sürekli okunmasına karar verildi. Andımız, 1972 ve 1997 yılında çeşitli değişikliklere uğradı. Bazı bölümleri anlamını koruyacak şekilde değiştirildi.
ENGAGE & GROWENGAGE & GROWDünyada çalışanların %87'si işine bağlı değil! Türkiye ise bu oran %93! Çalışan bağlılığı problemi insan kaynağı maliyetini %34 artırıyor. EON Academy kurucusu Evrim Selvi, çalışan bağlılığında çığır açan ve dünyada 80 ülkede yer alan “Engage& Grow" Çalışan Bağlılığı Dönüşüm Programını Ege Bölgesi kurumsal şirketlerinin hizmetine sunuyor. “İnsanları başarıya ulaştırma tutkusundan doğduk ve çalışanları yeniden bağlamak için varız. Bu konuda iddialıyız, çünkü içinde bulunduğunuz endüstri ne olursa olsun, bir şirket için en önemli varlık insanlardır. Biz normal olana meydan okumaya inanıyoruz. Şirketlerin ve liderlerin, çalışanlarıyla gerçek bir bağ kurmak için geleneksel eğitim yöntemlerinin ötesine geçmesi gerektiğine inanıyoruz.” diyen, 2012’de dünyanın önde gelen bağlılık uzmanı Richard Maloney tarafından kurulan Engage&Grow, küresel düzeyde işine bağlı bir iş gücü yaratma vizyonuna sahiptir.
BUDAPEŞTEBUDAPEŞTEBuda'dan Peşte'ye Londra, Viyana, Sofya, Belgrad, Üsküp, Prag ve Budapeşte, gitmeyi, sokaklarında yürümeyi, yaşamın içinde olmayı hep arzuladığım bu kentleri doyasıya olmasa bile gezdim, dolaştım ve tadını çıkardım. Ziyaretlerim sırasında hep İzmir'i; Kordon, Karşıyaka, Güzelyalı ve Küçükyalı sahilindeki cumbalı evleri, Konak'taki eski yapıları düşündüm durdum. Yol, cadde, meydan ve sokak açmak için yıkılan tarihi yapılar gözümün önüne geldi. Gerçekten yapılaşma kent merkezine dokunmadan Egekent örneklerinde olduğu gibi uydu kent alanlarında sürdürülebilseydi, İzmir bu kentlere fark atar, milyonlarca turistin uğrak yeri olur, cazibe merkezi haline gelirdi. Sokaklarında yürürken, ziyarete gelen turistlerin ilgisinin ağırlıklı olarak eski yapılara, kiliselere, sinagoglara, köprülere olduğu gördüm. Özellikle Budapeşte'de 2. Dünya Savaşı'nda yerle bir olan yapılar, tek tek ayağa kaldırılmış, geniş bulvarlar, devasa meydanlar yaratılmış, ama eski yapılara dokunmamışlar bile. Hepsi ayakta, hepsi restorasyonda. Zincirli köprüsü, Budin kalesi, parlamento binası, Tuna kıyısındaki Yahudi kıyımlarını anlatan ayakkabı heykelcikleri. Altı gün kaldığım bu kentte, sabah kahvaltımı ettikten sonra ayaklarım şişene, parmaklarım patlayana kadar gezdim durdum. Yemyeşil bir kent, sokaklarında, caddelerinde ve meydanlarında ağacı olmayan, yeşil alanı bulunmayan hemen hemen hiçbir yer yok. Her boş alan yeşil ile değerlendirilmiş. Kent merkezi ve merkez dışındaki yerleşim alanlarında o kadar çok heykel var ki, bir bakıyorsunuz, Ronald Regan, bir dönüyorsunuz Komiser Kolombo heykelleri, o bölgede yaşamış meslek gruplarındaki insanların heykelleri boy gösteriyor.
OVACIK DOĞAL ÜRÜNLERİOVACIK DOĞAL ÜRÜNLERİOvacık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Şu an Türkiye'nin en önemli konusudur tarım... Bir türlü örgütlenmeyi bilemeyen, kooperatifçiliğe hala komünist düzen olarak gösteren yapılar var oldukça ülkemiz tarımda geri kalmaya devam edecek gibi görünüyor. 1960'larda tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biri iken bugün neredeyse tarım ürünlerinde ithalatı yapılmayan ürün yok gibi... 1980'lerde başlayan bu ithalat düzeni ülkemizi çok yönlü olarak, hem sosyal hem de ekonomik açıdan çözümsüzlüğe itmeye devam ediyor. Tabii ki bu ülkede pırıltılar da var. Ovacık Tarımsal Kalkınma Koooperatifi bunlardan biri. Tunceli'nin Ovacık ilçesinde Sosyalist Meclisler Federasyonlu (SMF) Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu'nun öncülüğünde kurulan kooperatif, köylülerin ürettiği organik ürünleri büyük şehirlerde açtığı satış noktaları ile tüketiciye ulaştırıyor. Kooperatifin İzmir satış ofisi Mustafa Kemal Sahil Bulvarı, Karataş'ta açıldı. Karataş tramvay durağına çok yakın bir konumda. Açıldığı ilk günden itibaren İzmirlilerin mağazaya ilgisi yoğun oldu. Ziyaretimiz sırasında da bu ilgiye tanık olduk. Öğleden sonra 5 sıralarında raflar boşalmış, 1 kg'lık ürünler tükenmişti.
FÜSUN DEMİRELFÜSUN DEMİRELFüsun Demirel: “Tiyatro benim sığınağım” Tiyatrocu, sinema sanatçısı, çevirmen, oyuncuların hakları başta olmak üzere pek çok konuda aktivistlik yapmış, dernek başkanlığı görevi yürütmüş her daim sanat adına yaşamış bir isimle görüştük bu ay. Füsun Demirel’den bahsediyoruz… Usta oyuncu tiyatroya adım attığı ilk andan bu yana tam 38 yıldır hayat verdiği karakterlerle yaşamımıza ortak oluyor, silemediğimiz anılar, bilmemiz gereken hikayeler anlatıyor bize. Geçtiğimiz günlerde İzmir’deydi usta tiyatrocu. Bu fırsatı kaçırmadık, onunla İzmir’i, başarılarla dolu kariyerini ve elbette tiyatroyu konuştuk. Tiyatronun kendisinin sığınağı olduğunu söyleyen usta sanatçı, “Tiyatro ya da sanatın herhangi bir dalı siyasi ideolojilerle engellendiği, yasaklandığı ya da kısıtlandığı zamanlarda yine de kendi değerlerini üretmeyi sürdürür” diyor.
KARSU DÖNMEZKARSU DÖNMEZKARSU DÖNMEZ Amsterdam’da babasının restoranında piyano çalarak konser vermeye başlayan Karsu Dönmez, dünyanın en büyük, en önemli salonlarından Carnegie Hall’e kadar uzanan müzik yolcuğunda adını tüm dünyaya duyurdu. 1990 yılında Amsterdam’da doğan ve yedi yaşında babasının bir yıllığına kiraladığı piyano ile müzik yaşamına başlayan Karsu Dönmez, restoranda verdiği konserlerden dünyanın pek çok noktasına kadar ulaşan bir müzik yolculuğuna başladı. 17 yaşında tanıştığı caz müziği ile zaman içinde tarzını geliştiren Karsu, üç albüm ve sayısız konsere imza attı. Çok genç yaşta bunca başarılı işe imza atan Karsu, sanatını insanlara yardım etmek için kullanmanın kendisine iyi geldiğini söyleyerek ekliyor: “Bir kişinin hayatına bile dokunabilsem ne mutlu bana...” Karsu Dönmez ile Müzik yolculuğu, albümleri, konserleri, mülteciler için açtığı okulu ve daha birçok şeyi konuştuk.
HABİBE IRMAK ÖZLEMHABİBE IRMAK ÖZLEMİzmirli genç kadın girişimciden çizgi film kanalı Habibe Irmak Özlem Elmira Fikir ve Sanat Atölyesi sahibi Habibe Irmak Özlem, özellikle çocuklara yönelik projeleri ile dikkat çekiyor Bir çoğumuz çizgi filmlerle büyüdük. Oradaki karakterler kahramanlarımız oldu. Onlar üzüldüğünde biz de üzüldük sevindiklerin de biz de sevindik. Çok şey öğrendik onlardan. Zaten öğrenemediklerimiz için de zaten televizyonun ya da bilgisayarın kapatma tuşunun ardındaydı hayat. Animasyonlara can verenlerden biri de genç ve yetenekli bir girişimci olan Habibe Irmak Özlem. Çizgi film tasarımcısı Özlem, aynı zamanda Elmira Fikir ve Sanat Atölyesi’nin sahibi. Bakın o bu işlere nasıl bulaşmış, "Çizgi filmleri çok severim. Üniversiteye hazırlanırken de çizgi film tasarımcılığı dikkatimi çekiyordu. Türkiye’de az sayıda bu animasyon eğitimi veren üniversitede vardı. Ben Dumlupınar Üniversitesi’nde bu konuyla ilgili eğitim aldım. 4 yıllık lisans eğitimimin ardından Yaşar Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nde Yüksek Lisans yaptım. Ardından çizgi film üreten büyük şirketlerde çalıştıktan sonra İzmir'e döndüm ve kendi karakter çizimlerimi yapmaya başladım. Elmira Fikir ve Sanat Atölyesi de böyle kuruldu." Elmira TV çok yakında yayında Habibe Irmak Özlem, bir de Elmira TV adında çocuklara yönelik bir "YouTube" kanalı açtı. Burada çocuklar için hazırladığı programları ve çizgi filmleri yayınlayacak. Habibe Irmak Özlem Elmira Fikir ve Sanat Atölyesi’nde neler yaptığını şöyle anlatıyor: "Çocuklara karakter çizmeyi öğretiyorum, düğün davetiyeleri tasarlıyorum. Karakterleri tasarlarken çocuklarla empati kurmaya çalışıyorum. Hala çizgi film izlemeyi çok sevdiğim için, etrafımdaki çocukları gözlemleme imkanım olduğu için işim daha kolay. Eğitici öğretici kanalların dışında pek çok kişi içerik paylaşımında bulunuyor. Bunların içinde çocuk gelişimine katkı sağlamayacak, hatta onları olumsuz etkileyebilecek yüz binlerce abonesi olan "youtuber"ların paylaşımları da var. Burada anne babalara biraz görev düşüyor. Onların uygun içerikli videoları izlemelerini sağlamalılar. Ben kanalımda daha fazla eğitici ve öğretici videolar paylaşacağım. Kutu açılımları olacak, yeni trend oyuncakları tanıtacağım, oyuncaklarla oynayacağız, eğlenceli, komik ve yaratıcı oyunlar olacak. İngilizce öğreten videolar da olacak. 9 yaşında Batuhan isimli bir yeğenim var o da bana eşlik edecek bazı videolarda. Ayrıca çocuklara masallar da okuyacağım."
AYÇA ŞENAYÇA ŞENYazar, çizer, söyler, güldürür… AYÇA ŞEN Radyo programı deyince akla belki pek çok isim geliyordur. Ancak cümleye kadın ve mizahı da ekleyince Ayça Şen’den bahsedildiği gayet açık ortada… İzmir’e yerleşerek kendi bağımsız radyosunda programlarını sürdüren Ayça Şen, radyoculuğun yanı sıra kitap yazmaya, şarkı söylemeye ve resim yapmaya devam ediyor. Eğer yolunuz bir dönem radyo dinlemekten geçtiyse mutlaka adını duymuşsunuzdur Ayça Şen’in. Birçok önyargıyı yıkarak “mizah erkek işi” kalıplarına kafa tutan ve radyoculuğu eğlenceli kişiliğiyle birleştirerek geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Şen, şimdilerde İzmir’de eşi ve oğluyla birlikte yaşamını sürdürüyor. “En İyi Radyo Programcısı” ödüllerine sahip Ayça Şen, radyo programlarının yanı sıra müziğe, kitap yazmaya ve resim yapmaya da devam ediyor. Eşi Toni ile birlikte radyokaravan’da dinleyicileriyle buluşan Ayça Şen ile sohbet ettik.
ARETHA FRANKLİNARETHA FRANKLİNAretha Franklin Soul müzik kraliçesini kaybetti 16 Ağustos 2018 ‘de soul müziği; kraliçesini, Aretha Franklin’i kaybetti. Soul müziğin insanın eksik kalan yanını tamamlayan ve tam da tarif edemeyeceğim bir hali var. Her an, her yerde karşınıza çıkabilir ve aslında sihri de buradan gelir. Sokağa, şehrin ışıklarına, yalnızlığa, kalabalığa, yollara ve bilhassa geceye çok yakışır. Aslında müziğin bizi etkilemesi o müziğin bize çağrıştırdığı şeylere bağlı. Dinlediğimiz klasik bir müzik veya bir türkü olabilir. Her ikisi de bizi hüzünlendirebilir veya mutlu edebilir. Yani önemli olan sözlerindeki imalardır. Bu yüzden müziğin ne olduğundan çok çağrıştırdığı şeyler daha önemlidir, tıpkı Aretha Franklin gibi. O çıkardığı albümlerle soul müzik listelerinde haftalarca liste başı kalan ve 18 Grammy ödülü sahibi Amerikalı soul ve gospel müziğinin kraliçesiydi.
ÖZGE ERBİLEN YALÇINÖZGE ERBİLEN YALÇINÖZGE ERBİLEN YALÇIN Özge Erbilen Yalçın İzleyiciyi “Beyond Glass” “Camdan Öte” Sergisi İle Buluşturuyor… Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Bölümü Başkanı Dr. Özge Erbilen Yalçın’ın felsefi kavramlar ve çağdaş fikirlerden alınan bir bağlam çerçevesinde tasarlayıp ortaya koyduğu “Beyond Glass”, “Camdan Öte” isimli çağdaş cam takı sergisi Galeri Fa’da izleniyor.
BURHAN SÖNMEZBURHAN SÖNMEZBurhan Sönmez: “Roman hayata benzer ama hayatın ihmal ettiklerini öne çıkarır” Hafızasını kaybeden genç bir müzisyenin hayatını anlatan Labirent, geçmişe karşı düşüncelerinizi değiştirecek. Ne kadar yaşarsak yaşayalım, kaç yaşında olursak olalım biriktirdiğimiz pek çok anı var. Bazıları acı bazıları umut bazıları ise keyif veren birçok anı… Unutmak istediğimiz, keşke yaşanmasaydı dediğimiz günler de geçmişimizin bir parçası… Değiştirmek istediğimiz, yaşandığını kabullenmediğimiz şeyler de… Söz konusu ne olursa olsun, hatırladıkça bıraktığı etki kötü bile olsa bir geçmişe sahip olmanın önemini anlatan bir kitaptan bahsedeceğim size. Hatırlamanın, sahip olmanın önemini gösteren bir kitap… Burhan Sönmez "Labirent" adını verdiği kitapta hafızasını kaybeden bir gencin sancılarını anlatıyor. Geçtiğimiz aylarda İletişim Yayınları’ndan çıkan Labirent, sahip olduğumuz geçmişin ve anıların kıymetini hissettirecek bir konuyla, su gibi akan diliyle karakterin ve toplumun ruh hali gözler önüne seriliyor.