KASIM 2020 Acımız unutturmasın Güzel İzmir'in yaşadığı büyük acıyı kelimelerle anlatmak çok ama çok zor. Hepimiz dokunsan ağlayacak kıvamdayız, gözlerimizi birbirimizden saklıyoruz sürekli... Sevincimiz de, acımız da hep gözyaşı... Ve gözyaşlarını antik zamanların minik şişelerinde biriktirir gibi isyan biriktiyoruz. Hepimiz bir kişi daha kurtulsun diye dualara sarılıyoruz ama içimizdeki isyan bastırılacak gibi değil... Acıları hep içimizde tutarak, Güzel İzmir'imizi depreme dayanıklı yuvalarla taçlandırana kadar mücadeleye devam... Unutmayın maske-mesafe-temizlik..
30.10.2020/14.5130.10.2020/14.5130.10.2020/14.51 Umarız, unutmayız.Umarız, Allah sizi unutmaz! Güzel İzmir'in yaşadığı büyük acıyı kelimelerle anlatmak çok ama çok zor. Hepimiz dokunsan ağlayacak kıvamdayız, gözlerimizi birbirimizden saklıyoruz sürekli... Sevincimiz de, acımız da hep gözyaşı... Ve gözyaşlarını antik zamanların minik şişelerinde biriktirir gibi isyan biriktiyoruz. Hepimiz bir kişi daha kurtulsun diye dualara sarılıyoruz ama içimizdeki isyan bastırılacak gibi değil... Yeter artık bilader! Gerçekten yeter artık. Yettiniz artık... Her deprem sonrasında koşa koşa depremzedelere taziyeye, geçmiş olsunlara gelen bütün siyasiler, bütün yönetenler gerçekten yettiniz artık... Gelmeyin bina enkazının başına... Dönün Ankara'daki masalarınıza, meclisteki koltuklarınıza... Biraz vicdan sahibiyseniz, işbilir müteahhitlerinizi unutun, parayı, rantı unutun. Doğayı betona bulayan projelerinizi unutun... Şimdi halkınızı ölüme mahkum eden binalardan kurtulma zamanı... Şimdi işbirliği zamanı, beton tüccarlarını değil, bilimi dinleme zamanı... Çok mu zor bilader! Bütün Türkiye'de özellikle riskli bölgelerde çürük yapıları tespit etmek çok mu zor? Her şeye maydanoz olup işi "seni sevenlerle" paylaşmayı bırakıp belediyeleri görevlendir, onlar da yerel kuruluşlarla işbirliği içinde işi en kısa zamanda bitirsinler böylece elinde ne kadar büyük bir derdin olduğunu görürsün. Sonra canın ne kadar halkın yanında olmak istiyor bilemem ama binaların en hızlı şekilde yenilenmesi ve halkın haklarının en mükemmel şekilde korunmasını sağlayacak kanun, yönetmelik vesaire varsa hepsini çıkartırsın. Hatta "şu imar barışı hikayesinden vazcaydım, gelin verdiğiniz paraları alın" desen ne kadar güzel olur... "Doğayı korumaya başladım" diye bas bas bağırırsın biz de alkışlarız. Anayasamızda, “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” Ve “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkına sahiptir. Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler." şeklinde maddeler var. Sen şimdi devlet olarak söyle bana; Anayasa hala var mı? Hakikaten, hiç mi içinden gelmiyor, bu kadar mı çok seviyorsun müteahhitlerini? Halkın yanında olmak çok mu zor bilader! Bir de şu yapı denetim işi var. Denetimi kazanç kapısı olmaktan kurtarıp, rüşvete kayırmaya kapıları kapalı hale getirmek çok mu zor? Aslında çok kolay da, ruhun denetlenmeye kapalıysa sen bu işi devlet olarak yapamazsın. O halde iş yine başa düşüyor. Sevgili halkım bu ülkede bir inşaat yapılırken, kentsel dönüşüm uygulamalarında sizi müteahhit cinliklerinden koruyacak dürüst hukuk büroları var. TMMOB yerel şubelerinden yapınızı özel olarak denetlenmesini isteyebilirsiniz. Bilgi ve deneyimleri sizi doğru yönlendirecektir.
EXPO 2026 İZMİREXPO 2026 İZMİREXPO 2026 İzmir, uluslararası ticareti canlandıracak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in yoğun çabaları sonucunda İzmir’in 2026 yılında dünyanın en önemli Uluslararası Bahçe Bitkileri EXPO’suna ev sahipliği başvurusu onaylandı. Pınarbaşı’nda kurulacak EXPO alanı, altı ay boyunca fuar ziyaretçilerini ağırlayacak, sonrasında ise yaşayan bir kent parkı olarak İzmir’e kazandırılacak. 2026 yılındaki Botanik EXPO’sunun İzmir için önemini vurgulayan Soyer, “Botanik EXPO kentimizdeki süs bitkileri sektörünü ateşlerken, İzmir’in hem kalkınmasına hem de uluslararası tanınırlığına büyük katkı yapacak. Botanik EXPO, 2030 Dünya EXPO’suna giden yolda önemli bir kilometre taşı olacak” dedi. Pınarbaşı’ndaki EXPO alanı cazibe merkezi olacak İzmir’in EXPO 2026’ya ev sahipliği yapması, uzun süredir devam eden temaslar sonucunda Uluslararası Bahçe Bitkileri Üreticileri Birliği (AIPH) Genel Kurulu’nda oy birliğiyle kabul edildi. 1 Mayıs-31 Ekim 2026 tarihleri arasında “Uyum İçinde Yaşamak (Living in Harmony)” ana temasıyla yapılacak Uluslararası Bahçe Bitkileri EXPO’sunu 4 milyon 700 bin kişinin ziyaret etmesi öngörülüyor.
HALKIN ATATÜRK'ÜHALKIN ATATÜRKYedi yılın sonunda ortaya çıktı Halkın Atatürk'ü İsviçre’de yaşayan Mine Dal’ın bitirme tezi olarak başladığı çalışma 651 sayfalık bir kitaba dönüştü. Yedi sene Türkiye’yi dolaşarak 11 bin Atatürk fotoğraf çeken Dal’ın bu çalışması, dünyaca ünlü bir yayınevi olan Edition Patrick Frey tarafından basıldı. İngilizce adı “Everbody’s Atatürk” olan kitap Türkiye’de “Halkın Atatürk’ü” adıyla yayımlandı. Kitabın önsözünü Zülfü Livaneli, sonsözü ise Altan Öymen yazdı. Mine Dal ile hem kitabı hem Halkın Atatürk’ünü konuştuk.
BİSİKLETE DAVETBİSİKLETE DAVETTanzer Kantık: "Sürdürülebilir ulaşım türleri içinde yaya ulaşımı ile birlikte bisikleti ilk sıraya koyabiliriz." Bisikletli ulaşım son zamanlarda İzmir kadar bütün şehirlerimizde gündemin ön sıralarında yer alıyor. Büyükşehir belediyesinin bisiklet yollarını geliştirmek için yaptığı hamleler belirli kesimlerden tepki alırken, BİSİM istasyonlarına her geçen gün artan talep kentte hareketliliğin işareti gibi görünüyor. Uzun yıllar İzmir'de yaşadıktan sonra 2020 Mart ayında İstanbul'a taşınan, bisiklet ve yaya ulaşımı konusunda çalışan STK'ların kurulmasına katkıda bulunan Tanzer Kantık'la aydınlatıcı bir söyleşi yaptık. Kantık herkesi bisiklet sever olmaya davet ediyor.
ÖDEMİŞ BADEMLİ FİDANCILIK KOOPERATİFİÖDEMİŞ BADEMLİ FİDANCILIK KOOPERATİFİABD'ye kafa tutan Ödemiş Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi inanılmaz işler başarıyor. n Türkiye’nin “doku kültürü” ile bitki üretimi yapan ilk ve tek kooperatifi Bademli, ABD’nin üretimde lider olduğu antep fıstığı ve ceviz üzerine yoğunlaştı. Hedef, Amerikan anaçlarına karşı verimli yeni türler geliştirip pazardaki rekabet gücümüzü artırabilmek... Tohum ekildikten en erken 12 yıl sonra ürün alınan antep fıstığında “klonlama” yöntemiyle bu süreyi 6 yıla düşürmeye çalışan Ödemiş Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Amerikan cevizlerine göre daha iri, daha verimli ve yağ oranı yüksek yeni ceviz türünde de başarı kazanmış. Üstelik bu cevizler 0 rakımı ile 1300 rakımı arasında adapte olabiliyor. Türkiye’nin “gelişmiş ekonomiler” listesine girebilmesi için, teknoloji kullanımını tüm sektörlerde yaygınlaştırması ve verimliliği artırması şart. Özellikle de tarımda.. Hala kimileri tarafından görmezden gelinip küçümsense de, dünyada söz sahibi olabilmemizin anahtarı tarım sektörünün elinde duruyor. Bilim ve teknoloji ile iç içe tarım yapan, dünya ile rekabet gücüne sahip işletme ve kooperatifler, geleceğimizin de güvencesi... Son sayılarımızda sıkça yer verdiğimiz İzmir’in başarılı tarımsal kalkınma kooperatiflerine şimdi bir yenisini daha ekliyoruz: Ödemiş Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi.Modern tarımın gereklerini yerine getiren ve ortaklarını AR-GE çalışmalarıyla buluşturan bir kooperatif Bademli. Türkiye’de modern meyveciliğe geçiş, burada üretilen fidanlarla başlamış örneğin... Doku kültürü ile bitki üreten Türkiye’deki tek kooperatif yine Bademli. Yaptıkları iş genlerle oynamak değil! Embriyolarla üretim yapıyorlar. Son dönemde sakız ağacı üzerine çalışmaya başlamışlar. Aydınlatma ve ısıtma için güneş enerjisinden yararlanmaktalar. Antibiyotik kullanımı azalsın, kalıntı sorunu ortadan kalksın diye de, hastalıklara dayanıklı meyve ağaçları üretebilmek için araştırmalarına hız vermişler. İlk başarıyı armutta kazanmışlar. ABD’nin açık ara önde olduğu ceviz ve antep fıstığı üretiminde verimliliğimizi artıracak yeni türler geliştiriyorlar. Süper Güç’e kafa tutuyorlar yani... Bir de yurt dışında anahtar teslimi bahçe kuruyorlar. Azerbaycan’da, 4 bin dekar üzerinde meyve bahçesi kurmuşlar. Sulama sistemleri, tel direkleri, örtüleri ve gölgelikleriyle birlikte... Zeytinyağı, süt ve süt ürünleri, meyve fidanı, dış mekan süs bitkileri, doku kültüründe anaç üretimi, ıslah ve meyve olmak üzere 7 ana sektörde faaliyet gösteren Türkiye’nin bu en büyük kooperatifinin, Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin öyküsünü ve başarılarını, Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bilgi ile konuştuk.
EŞREFPAŞA ÖYKÜSÜEŞREFPAŞA ÖYKÜSÜÖykü Deniz mahalle, şair sokak... “Anlat baba, doğduğun, doyduğun yeri, çocukluğunu anlat” demişsin mektubunda. Bana “Kalan ömründe hiç susma” demişsin yani. “Ben burada sen orada olsak da bizi anlattıklarınla bir araya getir” demişsin “Elimden tut bugün gezdir beni orada” Dinle o zaman… Bu anlattıklarım can kulağına… Şimdi torunuma anlatıyorum sen varmışsın gibi karşımda. O yazsın, yollasın sana. Bizim gibi mavi bir mahallede doğanlar için, yaşamlarında karşılaştıkları siyahlar, hep açık siyahtır. Baş edilir her sıkıntıyla. Orada pencereleri, kapıları “Öküzbaş Çiviti” ile maviye boyarlar ki deniz kalksın yerinden, gelsin, evlere taşınsın. Bir kenar mahallede doğanların büyümesi de hakikaten büyümektir. Taş döşeli sokaklarını, en büyüğü iki katlı ve bahçeli olan evlerini, kireç badanalı duvarlarını "Mahalle Halkı” olmayı, hayatın boyunca seversin. Böyle mahalleler hep iyidir. Bir de hiç eskimezler. Sadece insanlar eskir, insanlar eksilir. Nerede yaşıyor olursan ol ya da şartların nasılsa artık, hep oralı kalırsın. Eşrefpaşalılık diye bir şey var. Nereli olduğumuzu sorduklarında İzmirliyim demeyiz de Eşrefpaşalıyım diye cevap veririz göğsümüz kabara kabara.
70'LERDE HATAY CADDESİ'NDE ÇOK MUTLUYDUK701970'lerde Hatay Caddesi'nde... Hepimiz çok mutluyduk "Eski İzmirli" diye bir tanım var. Kente kök salmış bu insanların neredeyse tamamı eskiye özlem duydukları, hatıralarını sürekli canlı tuttukları için kendilerini ve kaybettikleri büyüklerini "eski İzmirli" diye anar. İzmir Life'ın bu sayısında sizi bazı eski İzmirli gençlerle tanıştırıyoruz. Onların; kâh telefonla, kâh internette yazışarak ya da Korona günlerinde tedbirli davranarak bir araya gelip gerçekleştirdikleri sohbetlerine konuk edeceğiz. Çoğu 65 yaş üstü ve bugün ulaştıkları olgunluk seviyeleri ile derin bir sevgi ve dayanışma bağı içindeki bu grubunun üyelerinden biri de, bu dergiyi 20 yıldır yöneten ben Hakkı Kesirli... Çoğumuzun lise yılları; İzmir Atatürk ve Namık Kemal Liselerinde, İzmir Türk Koleji, Saint Joseph Lisesi, Türkay ve Ege Kolejlerinde geçti. Zamanın politik atmosferinde, özgürlük ve tam bağımsız bir Türkiye ideali için bilinç kazandık. "6. Filo'ya Defol" diyen üniversiteli abilerimizin yanında olmak için okulları astık. Hayat yolculuğumuzda daima haktan, hukuktan, adaletten, doğrudan yana, bilgi ve teknolojiden, iyi ve güzelden, sevgi ve barıştan yana olarak bir yaşam sürdürmeye çalıştık. İlk gençlik zamanlarımızda bugün olduğu gibi Üniversite sınavları bizler için de zorluklarla dolu ve bir hayli yorucuydu. Çoğumuz İzmir Üniversitelerine yazılsa da İstanbul ve Ankara’ya gidenlerle grubumuz bir miktar eksildi ama çoğunluk yine Hatay Caddesi’ndeydik, tatil zamanları ise tam kadro olarak Renk Kulüp köşesinde boy gösterdik.
KYBELE'NİN FOÇA'SIKYBELEAnatanrıça Kybele’nin Foça’sı Foça deyince aklınıza ne gelir? Tabiidir ki hemen, deniz, balık, kalamar, ahtapot, rakı, roka, sufle dediğinizi duyar gibiyim. Foça’ya girişte sol tarafınızda yer alan ve üç adet yel değirmeninin yer aldığı tepeye ve onun arkasındaki daha yüksekteki tepeye hiç çıktınız mı? Yıllardır Foça’ya gelip giden birçok kişinin o tepelerde neler olduğunu hiç bilmediklerini küçük bir araştırma sonucunda hayretler içinde fark ettim. ve bu görüntüleri sizlerle paylaşmaya karar verdim.
TERRA MADRE ATEŞİTERRA MADRE ATEŞİDünyayı Terra Madre ateşi ısıtıyor… n İki yılda bir İtalya’nın Torino kentinde düzenlenen Slow Food hareketinin en büyük etkinliği bu kez çevrimiçi olarak 6 ay boyunca sürecek. Etkinlikler geçen ay başladı. Slow Food dünyası 5 kıtada faaliyet halinde ve sürdürülebilir gıda üreticileri ve duyarlı tüketicilerin uluslararası topluluğunu güçlendirmek için (sağlık ve güvenlik koşullarının izin verdiği yerlerde) etkinlikler düzenliyor. Terra Madre’nin altı ay boyunca öne çıkan etkinlikleri üç tema etrafında düzenleniyor: Dünyayı düşünmek, tatmak ve değiştirmek. Kasım ayı biyoçeşitliliğe ayrılacak ve "Ark of Taste" ürünlerini keşfeden atölyeler ve tadımlar yapılacak. Etkinlikler 2021 Mart ayı sonuna kadar devam edecek. Bu hareket, doğal kaynakları kullanma ve satın alma kararları verme biçimi sayesinde dünyanın halihazırda karşı karşıya olduğu büyük krizleri çözmeye yardımcı olacak araçlara sahip. 8 Ekim’de İngiltere’de "Terra Madre Fringe" ile başladı öykü: Britanya lokanta sektörü ve gıda tedarik zincirinin Covid-19’a verdiği yanıt, kültür midye yetiştiriciliği ve çiftlik ziyaretleri ile "When Tomatoes Met Wagner" (Domatesler Wagner’le Buluşunca - Yunanistan, 2019) gibi belgesel film gösterimlerine odaklanan beş günlük sanal etkinliklerle sürdü. Aşçılar gösteri yemeği etkinliklerine ve catering ile genel kamuoyunun eğitimindeki rolü konulu tartışmalara ev sahipliği yaptı. İskoçya’nın "Ark of Taste" (Nuh’un Ambarı) ürünleri, Britanya şarküterileri, günlük spesiyaliteler, elma şarapları ve başka birçok gıda ürününe yönelik ev tadımları oldu. Slow Food Almanya da Terra Madre programına 8 Ekim’de biyo-kültürel çeşitlilik ve Avrupa kurumlarının bu çeşitliliği sürdürmek için AB fonlarını nasıl kullanabileceği ile ilgili bir yuvarlak masa toplantısı ve bir fotoğraf etkinliğiyle başladı. Küba’da SF Plassiga Birliği tarafından Havana Finca la China tarımsal-ekoloji festivali kapsamında düzenlenen etkinlikler var. Terra Madre Filipinler ise altı aylık bir etkinlik programı başlattı. Program kapsamında gıda egemenliği, onarıcı tarım ve başta son birkaç aydır yaşanan kriz sırasında gıda erişimi bozulan, en büyük şehirlerde yaşayan en yoksul kesim olmak üzere yerel toplulukları, yerel mahsullerin nasıl tanınacağı ve bunlar kullanılarak nasıl sağlıklı ve lezzetli yemekler yapılacağı konusunda eğiterek destekleme ihtiyacına odaklanan onlarca fiziksel ve dijital toplantı yapılacak. Brezilya'daki büyük Slow Food ağını oluşturmak için bir araya gelen çiftçiler, aktivistler, balıkçı esnafı, peynir üreticileri, arıcılar, quilombolas (eski köle toplulukları soyundan gelenler ve üyeleri), yerli topluluklar, gazeteciler ve aşçılar, 17 - 22 Kasım tarihleri arasında Terra Madre Brezilya'nın üçüncü oturumuna ev sahipliği yapacak; bu etkinliğin üç ana teması gıda kültürü ve biyoçeşitlilik, başta okullarda olmak üzere gıda eğitimi ve güvenlik ve sivil toplumun harekete geçirilmesinin siyasi etkisi olacak. Eğitici faaliyetler arasında çocuk atölyeleri ve rehberli tadımlar yer alıyor. Etkinlikte çalışmaları Brezilya ekosisteminin önemini gösteren aşçılar ve "Ark of Taste" ürünlerini korumayı taahhüt eden kırsal toplulukların temsilcileri yer alacak. Terra Madre Brezilya’da ayrıca yoğun bir sanatsal ve kültürel program bulunuyor; programda film ve belgesel gösterimleri, tartışmalar, kültürel etkinlikler, Yavaş Gıda Topluluklarına dair etkileşimli bir harita, aile çiftlikleri ve coğrafi göstergeler ile manioca dünyasını ve ununun üretimini anlatan bir enstalasyon yer alıyor.
RAİF NECDET KESTELLİRAİF NECDET KESTELLİRaif Necdet Kestelli Raif Necdet Kestelli’nin babası İzmir Emtia-i Ecnebiye Gümrüğünde başkatiplik yapan Eyüp Sabri Bey’di. İlköğrenimini İzmir'de tamamlamış, 1897'de İzmir'den ayrılmış, 1899’da İstanbul Harbiye Mektebinden piyade mülazımı olarak mezun olmuştu. Aynı yıl evlenmiş, sonraki yıllarda Füruzan Necdet, Şefik Necdet ve Bülent isimlerinde üç oğlu dünyaya gelmişti. Bu arada küçük hikayeler yazmaya başlayan Raif Necdet, “Süzme sözler” isimli kitabında "Kestelli" soyadını neden seçtiğini anlatmış; "İzmir'in ve Ege'nin en eski ve en öz Türk ailelerinden Kestellioğullarına mensup olduğum için soyadı olarak Kestelli'yi seçtim" demişti. Raif Necdet, Egeli olduğunu belirttiğine göre; ataları Konya-Kestel’den değil, Aydın sancağına bağlı Kestel (Kastel-Kale) veya yeni ismiyle söylersek Nazilli kazasından İzmir’e gelmiş olmalıdır. Ülkemizde otobiyografi yazma alışkanlığı yerleşmemiştir. Raif Necdet’in de soyadını nasıl aldığını belirtmesi dışında, kendisiyle ve atalarıyla ilgili herhangi bir bilgi vermemesi talihsizliktir.
GİRİT LEBLEBİSİGİRİT LEBLEBİSİDeniz kumunda pişen Girit leblebisi Denizli’nin Serinhisar ilçesi ile Çorum arasında “Leblebi kime ait?” tartışmaları süredursun, Türkiye’de sadece Ayvalık’ta 77 yaşındaki Mustafa Kidir 50 yıldır emek verdiği “Girit Leblebisi” markasını çoktan tescil ettirmiş. Ama öyle resmi kurumlara falan değil, Ayvalıklılar, Mustafa Amca’nın on beş günde bir yaptığı Girit leblebisinin yolunu gözlüyor, gerçek tescil Ayvalık halkından gelmiş. Dile kolay 77 yaşındaki Mustafa Kidir, genç yaşta başladığı Girit leblebisi üretimini aralıksız elli yıldır sürdürüyor eşi Kıymet Hanım ile birlikte. Hem de o yaşına karşın kan ter içinde kalıyor, ateşin başından ayrılmıyor Kidir çifti. Girit leblebisi çerez olarak soframıza gelene kadar ham maddesi nohutun başına neler geliyor bir bakalım.
ALLİANCE ISRAELİTE UNİVERSELLEALLİANCE ISRAELİTE UNİVERSELLEMezarlıkbaşı Alliance Israélite Universelle Okulu Yenigün Mahallesi sınırları içinde bulunan ve arsası günümüzde otopark olarak kullanılan Alliance Israélite Universelle Okulu’nu Tarihçi Dr. Siren Bora’yla konuştum. 16. yüzyılın son çeyreğinden itibaren İzmir Yahudi Topluluğunun kentteki ilk yerleşim alanı olan I. Juderia (Yahudi mahallesi), Kadifekale etekleriyle Çarşı (Pazar) arasında kümelenmişti. 18. yüzyılın ikinci yarısında, Juderia’nın sınırları genişledi. İzmir İç Limanı’nın doldurulması, Anafartalar Caddesi’nin Başdurak’tan Hisar Camisine kadar ana yol haline gelmesi ve iş merkezlerinin kuzeye doğru kaymasından etkilenen mahallenin bir bölümü güneye; bir bölümü, doğuya doğru sarktı. 19. yüzyıla gelindiğinde ise, sınırları artık Eşrefpaşa Caddesi’nin Anafartalar Caddesi ile kesiştiği yerden itibaren; bir yandan Smyrna Agorası, Tilkilik ve Basmane yönüne, öte yandan da Havra Sokağı ile Kestelli Caddesi arasında kalan yerleşim alanına kadar uzanıyordu. Betimlediğim topografik bölge, Yahudi kurumsal yapıları; sinagoglar, kortijolar ve yahudihaneler, hastaneler, lazaretto, yetimler yuvası ve okullar açısından son derece zengindi. Mezarlıkbaşı Alliance Israélite Universelle Okulu, bu yapılardan sadece biriydi.
PROF. DR. GÜLRİZ KOZBEPROF. DR. GÜLRİZ KOZBEProf. Dr. Gülriz Kozbe: "Arkeoloji bilimi insanoğlunun belleğidir" Gülriz Kozbe'nin arkeoloji tutkusu onun bu dalda uzmanlaşmasına yol açtı. İnsanoğlunun ortak geçmişi onun tutkusu oldu. Arkeoloji dilinin özünü kendi kültüründe buldu, Anadolu toprağından beslendi. Arkeoloji ile ilgisi lise yıllarında gittiği rehberlik kursu ile başladı. Ege Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümünü kazanması ile pekişti. 1983 yılında Elazığ’ın Baskil’deki İmikuşağı Höyüğü kazılarına gitmesi ile yürüttüğü arkeoloji yolunun başlangıç noktasını oluşturdu. O günden bugüne 37 yıldır arkeoloji alanında çalışmalarını sürdürüyor.
zala balayage hair extensions balmain hair extensions clip in hair extensions uk best hair mask for fine hair how to make a ponytail wig cap hair extensions uk tresemme hair dryer boots black bridesmaids hairstyles hair extensions selena gomez hair clips 2018 vine mink brazilian hair 9a real hair wigs uk