ETKİNLİKLER
MART 2019 Mart 2014 Yerel Seçimi, Haziran 2015, Kasım 2015 Genel Seçimleri, 2017 Anayasa Referandumu, 2018 Genel Seçimi ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi derken seçim maratonunda son düzlüğe girdik ve ipi göğüslemeye az kaldı.
DEMOKRASİ KAZANSINDEMOKRASİ KAZANSINSeçmenin demokrasiye inancı giderek kayboluyor Mart 2014 Yerel Seçimi, Haziran 2015, Kasım 2015 Genel Seçimleri, 2017 Anayasa Referandumu, 2018 Genel Seçimi ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi derken seçim maratonunda son düzlüğe girdik ve ipi göğüslemeye az kaldı. 5 seneye 5 seçim ve 1 referandum sığdıran ülkemizde seçmenlerin davranış biçimlerini merak ettik ve Eksen Research Siyasal Araştırmalar Direktörü Feride Adıgüzel ile konuştuk.
26. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİ26. İZMİR AVRUPA CAZ FESTİVALİİzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’nın (İKSEV), İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlediği 26. İzmir Avrupa Caz Festivali 2-20 Mart 2019 tarihleri arasında yapılıyor... Festival, 2 Mart 2019 Cumartesi günü AASSM’de yapılacak sergi açılışı ve Ferit Odman Quartet konseri ile başlayacak. Ferit Odman Qartet Türkiye’de caz davulunun öncülerinden Ferit Odman 26. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin açılış konserinde; Downbeat dergisinin dört yıldızla taçlandırdığı “Autumn in New York” ve “Nommo” albümlerindeki quartet aranjmanlarına yer verecek. Jazz Virtuoso Duo 2 Mart 2019 Cumartesi 20.00’de AASSM Konser salonunda Saksafon ve piyanonun büyülü beraberliği 26. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin ikinci konserinde saksafon sanatçısı Gianni Oddi ve piyanist Alessandro Bonanno’dan oluşan Jazz Virtuoso Duo sahne alacak. 4 Mart 2019 Pazartesi 20.00’de AASSM Küçük Salonda Irina Sarbu Band 7 Mart 2019 Perşembe akşamı 20.00’de AASSM Küçük Salon'da. Irina Sarbu Band, caz, etnik caz, samba, bossa nova, Arjantin tango, Rumen müziği, Fransız müziği ve folklor gibi müzik türlerinden oluşan geniş repertuarlarından özel bir seçkiyi 26. İzmir Avrupa Caz Festivali dinleyicilerine sunacak. Marion Rampal Trio 12 Mart 2019 Salı 2000’de AASSM’de farklı bir caz deneyimi yaşanacak. Marion Rampal, henüz lise yıllarında Avrupa sahnelerinde tanınmış bir şarkıcı. Söz yazarı olarak da hatırı sayılır bir tanınırlığa sahip olan Rampal, Trio’su ile çok geniş bir yelpazede özel bir repertuar sunacak. Nu Bass 14 Mart 2019 Perşembe günü 20.00’de AASSM Küçük Salon’da François Lindemann (piyano & el. piyano & beste), Amine Mraihi (ud), Olivier Clerc (davul), Patrick Perrier (bas & kontrbas), Ivor Malherbe’den (bas & kontrbas) oluşan Nu Bass çalacak. Christoph Irniger PILGRIM Tenor saksafoncu Christoph Irniger tarafından kurulan Pilgrim beşlisi dördüncü albümleri “Crosswinds”‘i İzmirli dinleyicilerine takdim edecek. Pilgrim, kategorize etmesi zor, yoğun ve çok yönlü bir müzik yaratmasıyla tanınıyor. Bu sıra dışı konser 16 Mart 2019 Cumartesi 20.00’de AASSM Küçük Salon’da yapılacak. Purple is the Color Günümüz Avusturya cazının önemli temsilcilerinden olmayı başaran Purple is the Color’un müziği zengin caz kuartet geleneğinden beslenmesine rağmen pop ve halk müziğinin birleştirici unsurlarından uzak kalmayarak tüm bunları modern bir ses düzeni içerisinde birbirine bağlıyor. 18 Mart 2019 Pazartesi 20.00’de AASSM Küçük Salonda yapılacak konser, kompozisyon ve doğaçlama arasında doğru akışı bulma konusunda tüm doğru notaları kullanan Purple is the Color ile tanışmamızı sağlayacak. Timo Vollbrecht Fly Magic 19 Mart 2019 Salı 20.00’de AASSM Küçük salonda 26. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin son konserini verecek. Timo Vollbrecht (saksafon), Elias Stemeseder (piyano & synth), Bernhard Meyer (bas) ve Sebastian Merk’den (davul) oluşan Fly Magic dünyanın farklı yerlerinde turnedeyken tanıştıkları 10 kişiyle olan karşılaşmalarının hikâyesini anlatan yeni albümleri Faces in Places’ı sunacak. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin tamamı ücretsiz yan etkinlikleri her yaştan İzmirliye cazın büyüsünü yaşatacak.
TÜTÜNÜ BİLİR MİSİN?TÜTÜNÜ BİLİR MİSİN?Sarı kızın çilesini bilir misin? Tütünü bilir misin? 1493 yılında Christopher Columbus ve yanındakiler Küba’dan Barselona'ya ellerinde “Tobacco” dedikleri, duman tüten çubuklarla dönmüşlerdi. Amerika yerlilerinin binlerce yıldır barış görüşmelerinde ve dini ayinlerde kullandığı “Tobacco” bir süre sonra tüm dünyaca bilinen, insan sağlığına zararları yanında, ülkelerin ekonomilerine yaptığı katkı ve yarattığı iş olanaklarıyla önemli bir ürün haline gelmişti. Konak Tütün Binası 18. yüzyılda İzmir’de tütün yetiştiriciliği, işlenmesi ve ihracı önemli bir yere sahipti. O yıllarda halkta tütün tiryakiliği de başlamış, mahalle kahvehanelerinde bile nargile içiliyordu. 1990’lı yıllara gelindiğinde ise yabancı tütünler ve sigara markaları piyasaya yerleşmiş, eski işletmeler de satılmış, kısaca “Tütün” ismi ile anılan Konak’taki bina gibi terk edilmişlerdi. Binanın idari bölümleri 1997’den itibaren 12 yıl boyunca bale kursları için kullanılmıştı. Aileler çocuklarını kursa getirir, araçlarını da bahçeye veya bir rampayla binaya girerek kapalı alana park ederlerdi. İdare binasının girişindeki iki mermer levhadan üsttekinde “Tekel İzmir Yaprak Tütün İşletmeleri Merkez Müdürlüğü Konak Yaprak İşletmesi”, altta ise Türkçe ve İngilizce “1929 yılında inşa edilen bu binaya reis I.C. Gary’ye saygı eseri olarak Geri Binası adı verilmiştir” yazılıydı. Yıllar önce kapanan işletmenin bahçesinden itibaren tütün kokusunu hissederdik. Buraya bakarken “Bunca yıl sonra bile tütün kokusu binadan çıkmadığına göre; o zamanlar daha da ağır bir kokusu varmış, burada kim bilir kimler, hangi şartlarda çalışmış?” diye düşünürdük.
EKONOMİEKONOMİDünya’nın çeliği Türkiye’de test ediliyor Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin ortakları arasında yer aldığı MATİL Malzeme Test ve İnovasyon Laboratuvarları A.Ş. (MATİL A.Ş.) 28 ülkenin çeliğinin analiz ve testlerini Türkiye’de yapıyor ve Türkiye’ye döviz kazandırıyor. Türkiye’nin 37,3 milyon ton çelik üretimi ile dünya sıralamasında 8. büyük üretici olduğuna dikkati çeken Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ertan, 2018 yılında 210 ülkeye 15 milyar 554 milyon dolarlık çelik ihraç eden Türk çelik sektörü açısından MATİL A.Ş.’nin çok önemli bir görev üstlendiğine vurgu yaptı. MATİL A.Ş.’nin yurtdışında daha yüksek maliyetlerle yapılan test ve analizleri daha uygun şartlarda Türkiye’de yaptığı bilgisini veren Ertan, “Türk çelik sektörü yakın geçmişte test ve analizleri için yurtdışındaki laboratuvarlara her yıl milyonlarca dolar öderken bugün Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) akreditasyonuna ilave olarak çelik ürünlerinde dünyanın en önemli belgelendirme kuruluşlarından UK CARES’in, İngiltere dışındaki tek yetkili test merkezi olan MATİL A.Ş.’ye kavuştu. MATİL A.Ş. sayesinde Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere 121 ülkede akredite test ve analiz hizmeti alma olanağına sahip olduk” diye konuştu.
HEYKEL Mİ? BÜST MÜ?HEYKEL Mİ? BÜST MÜ?Bu ülkenin sanatçılarına neden imkân tanınmıyor? Heykeller bir kentin en değerli süsleri değil midir? Meydanlarda ve özel alanlarda kentin kendini anlatmasına aracılık eder heykeller. Peki, bizim şehrimizdekiler İzmirlilere ve dışarıdan gelen yabancılara şehri nasıl anlatıyor bir fikriniz var mı? Bu ayın sonunda bir yerel seçim var. İzmir ve ilçelerinde çoğu belediye başkanı değişecek. İlk bakışta yeni başkanlar, yaşanan ve hayli derinleşmesi beklenen ekonomik kriz ortamında kentin ekonomisini geliştirici adımlar atacaklar. Temel vaatler bu yönde çünkü... İzmir'in temel hedefinden yola çıkalım bizde. Turizm kenti İzmir... Turizm, kent ekonomisini de en kolay canlandıran sektör olduğundan başkanlara küçük önerilerde bulunabiliriz. Bu mektubun konusu heykel... Kent bilimciler, heykellerin kamusal alanların işlevlerini güçlendirici etkiye sahip olduğunu bildiriyor ve bir kamusal alan düzenlemesinde heykellerin vazgeçilmez unsur olduğunu kaydediyorlar. Kent meydanları buluşma noktalarımız, parklar, yeşil alanlar dinlenme, güneş alma, sohbet etme alanlarımız... Buralardaki sanat eserleri bizi ne kadar etkiliyor, kentli bu heykellerin ne kadar farkında? Geçenlerde Konak meydanında bir gözlem yaptım. Yarım saat kadar meydandan gelip geçenlerin saat kulesine bakıp bakmadıklarını merak ettim. Bu bir istatistik değil ama çoğunluk kafasını bile çevirmiyor. Dikkatimi çeken kentin sembolü saat kulesinin bütün özçekim fotolarına fon oluşturmasıydı. Hadi buradan soralım... Sizin saat kulesi ile çekilmiş bir fotoğrafınız var mı? Aklıma takıldı orada olduğum zaman içinde saat kulesinin çanı çalmadı, bir ara tamir edilmişti ve çalıyordu hatırladığım kadarı ile... Fotoğraftan açılmışken konu... Bizim kentte saat kulesinden ve Atatürk Heykelinden başka önünde fotoğraf çekebileceğiniz bir anıtsal değer var mı? Karşıyaka'da bir Nazım Hikmet heykeli var. Beğeniyoruz... Tankut Öktem'in o güzelim Nazım Hikmet heykelini de Fuar'ın derinlerine koyduk kimse görmesin diye... İlk önerimiz bu Nazım Heykeli'nin Kordon civarında hem İzmirlilerin hem de kentin ziyaretçilerinin önünde resim çekebilecekleri bir düzenleme ile taşınması. Bu düzenlemede heykel kaidesine Nazım'ın memleket sevgisini anlatacak eklentilerin de bulunması da önemli... Bir diğer önerimiz yazar, düşünür ve sanatçılarımız için yaptırılan büstlerle ilgili... Geçtiğimiz ay dünya çapında bir yazarımız Yaşar Kemal'i anma günleri düzenlendi. Bu arada Karabağlar Belediyesi de bir büstünü yaptırmış ama bu çok değerli yazarımız için uygun olmuş mu bilemiyoruz. Bir karşılaştırma yapmanız için Viyana'daki Goethe, Madrid’deki Cervantes anıt heykellerini sunuyoruz. Bizim hayalimizdeki Yaşar Kemal anıtı tıpkı Cervantes heykeli önündeki don kişot ve sanço panza örneğindeki gibi romanlarındaki kahramanların yontuları ile birlikte tasarlanmış büyük bir anıt... Ülkemizde çok değerli heykeltıraşlar var. Sanatçılara bütün becerilerini özgürce ortaya koyacak eserler vermeleri için fırsat yaratan belediyeler istiyoruz. Önümüzdeki sayılarda heykel konusunu tekrar ele alacağız. Bu yazıyı bir giriş olarak kabul edin lütfen...
PAN KİTABEVİ KAFE RESTORAN Ayın MekanıPAN KİTABEVİ KAFE RESTORANPan Kitabevi Kafe Restoran İzmir'de en iyi kuzu tandır buRada 2 yıllık bir tadilat sonrası 6 ay önce açılan Pan Kitapevi'nin kafe restoranı inanılmaz keyifli bir mekan olmuş. Kitabevi'nin sahibi Taylan Devecioğlu dekorasyonun tüm ayrıntıları ile yakından ilgilenmiş ve ortaya bahçesinden kapalı alanlarının her köşesine kadar çok renkli bir mekan çıkmış. Evet, son yıllarda sayıları çoğalan kitap kafelerin en güzellerinden birindeyiz bu ay... Giriş katının o muhteşem kitap kokusu 21 yıldır kitap severleri bu mekana çekiyor. Yeni gelenler, çok satanlar... Yaşamın binlerce hikayesini anlatan raflar arasında dolaşmak her zaman çok keyifli... Pan Kitabevi Biletix gişesi ile Karşıyakalıları kentin tüm etkinlikleri ile buluşturmaya devam ediyor. Bir kitap ya da müdavimi olunan bir dergi alanlar soluğu üst katlarda alıyor. İlk sayfaların heyecanını üçüncü nesil kahvelerle yatıştırıyorla...

[Devamını Oku...]
ASFALYALAR ATMASINASFALYALAR ATMASINAsfalyalar Atmasın İzmir Elektrik Fabrikası'nın 30 yıldır atıl durumda bekleyen binası satışa çıkarılınca ortalık ayağa kalktı. Tesisin kültür etkinlikleri yapılacak bir merkez için belediyeye tahsis edilmesi isteniyor. Elektrik Fabrikası, Havagazı Fabrikası’nın yanında 1926 yılında inşa edilmeye başladı. Türkiye'nin linyit kömürü kullanan ilk enerji üretim tesisi olarak Belçikalı Traction-Elektricite Şirketi tarafından 1928 yılında hizmete açıldı. 61 yıl aralıksız hizmet verdi. Teknolojisinin yetersiz kalması, çevre kirliliği ve verimli olmaması nedeniyle 1989’da kapatıldı. Atıl durumda kaderine terkedilen tesis, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Havagazı Fabrikası restorasyonu ile birlikte müze ve kültür faaliyetleri yapılacak bir merkez olarak düzenlenmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis için başvurduğu biliniyor. Mülkiyeti Özelleştirme İdaresi'nde bulunan tesisin satış için ihale düzenlenince çok tabii olarak İzmirliler "bizim asfalyalarımızı attırmayın" diyerek ayağa kalktı. İzmir Life dergimizin Şubat 2009 sayısında "Bir Kültür Adası" başlığıyla yayınlanan haberimizde, Tekel binaları ve çevredeki tescilli yapılar ile birlikte bölgenin kültür etkinliklerine kucak açacak bir yapılanmaya gitmesi gerektiği belirtilmişti. Kapatılmasından bu yana 30 yıldır atıl durumda kalan bina "Türkün aklı" meselesinde olduğu gibi satışa çıktığında akla geldi. "İyi ki satışa çıkmış, yoksa kimsenin bir şey yapacağı yoktu" diyerek, satışa karşı çıkan "Asfalyalar Atmasın" platformunun faaliyetlerine kısa bir göz atalım. Platform üyeleri öncelikle mülkiyetin kamunun elinde kalması için satışa iptal davası açtılar. Tabii ki sivil toplum harekete geçince belediyeler de hareketlendi. Elektrik fabrikasının ranta kurban gitmemesi için mücadele sürüyor, siz de desteklemek isterseniz "Asfalyalar Atmasın* grubuna katılın... Neler yapılabilir İzmir Life yayın grubu olarak "Kütüphane İzmir" ve "Tiyatro İzmir" konularının ağırlıklı olarak yer alabileceği bir proje olabilir diye düşünüyoruz. Devlet Tiyatrosu oyunları kapalı gişe oynuyorsa, kentin daha çok tiyatro salonuna ve oyuna ihtiyacı olduğu kesin. Asfalyalar Atmasın platformundaki Makina Mühendisi Şerif Özsakarya'nın önerisi "Bilim Kültür ve Çocuk Kaşifler evi" ayakları yere basan bir proje... Özsakarya'nın sunumunda; "Dünyada yaklaşık 1500 bilim merkezi var ve bunların yıllık ziyaretçi sayısı 200 milyonu geçtiği söyleniyor. Kentin dünya ile iletişimde olmasına da katkıda bulunacak bir öneri çünkü Dünyada bilim merkezleri birlikleri bulunuyor. Amaçları bilimsel farkındalık yaratmak, bilim merkezleri ve diğer kuruluşlar arasında işbirliği ve iletişimi kolaylaştırarak birbirlerinin deneyimlerinden faydalanmaları" şeklinde yer alan bilgilendirme yanı sıra merkezin nasıl çalışacağına dair ayrıntılı bilgiler yer alıyor. Kentin gelişimi için sivil toplum girişimlerinin çoğalmasını diliyoruz.
BERGAMABERGAMARehber gözüyle Bergama Profesyonel turist rehberi Bergama uzmanı İZRO üyesi Mehmet Gülümser’le UNESCO Dünya Mirası listesine girmeyi başarmış Bergama’nın huzur veren sokaklarında, Bergama’yı Orhan Beşikçi konuştu.
İZMİR'İN KEŞFİİZMİRİzmir’in tarihi kent merkezini keşfedin... 2500 yıllık bir zaman tüneli İzmir Tarihi Kent Merkezi… Sokaklarında yürürken adeta çağlar, inançlar, kültürler arası bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Sizi, bu yolculuğu İzmir Tarih Projesi kapsamında hayata geçirilen İzmir Tarih mobil uygulaması ile deneyimlemeye davet ediyoruz. İzmir’in Tarihi Kent Merkezi, Kemeraltı, Basmane ve Kadifekale bölgelerini kapsayan rengarenk, tarih dolu bir alan. İzmirlilerin Kadifekale ile Kemeraltı arasındaki yamaçta kurulan yeni Smyrna’ya geçişi Büyük İskender’in rüyasına dayandırılan bir efsane ile başlıyor. Strabon’un “bütün kentlerin en güzeli” olarak tanımladığı, Helenistik Dönem’de yeniden kurulan Smyrna, kent surları, agora, tiyatro ve stadyum gibi anıtsal mimari yapılarla donatılıyor. Antik kentin izlerini, kentin akropolisi Pagos günümüzdeki adıyla Kadifekale’de sürmeye başlıyoruz. Kent surlarını, Bizans Sarnıcı’nı, kentteki en eski Türk yapısı olduğu düşünülen 14. yüzyıla ait Yukarı Kale Mescidini görüyoruz. İzmir’e yüzyıllar boyunca gelen seyyahların yaptığı gibi biz de kenti tepeden doyasıya seyrediyoruz.
PROF. FRİTZ BAADEPROF. FRİTZ BAADETürkiye tarımında bir devrimci Alman Prof. Fritz Baade Son zamanlarda en çok etkilendiğim kitaplardan biri Atatürk’ün gerçekleştirdiği üniversite reformunun anlatıldığı “Son Devrim” isimli kitap büyük ilgi görüyor. Gazeteci Nüket Aşkın tarafından kaleme alınan kitapta, 1933 üniversite reformunun sancılı süreci ve bu dönemde Hitler’den kaçarak Anadolu’ya sığınan bilim adamlarıyla reformun nasıl gerçekleştirildiği anlatılıyor. Türk Hükümeti’nin kendisinin kovduğu Yahudi bilim adamlarıyla temas kurduğunu öğrenen Hitler, “Benim ortadan kaldırmak istediğim bu Yahudi alayını Mustafa Kemal koruyamaz. Buna müsaade veremem” diyerek Atatürk’e “Bu komünist profesörleri ülkenize sokmayın” mesajını gönderir. Atatürk, bu bilgiyi kendisine ileten Hariciye Vekili Tevfik Rüştü Aras ve Maarif Vekili Reşit Galip Bey’e “Bir onbaşı beni cinayetlerine alet edemez” diyerek Türkiye’ye sığınmak isteyen Alman bilim insanlarının işlemlerinin hızlandırılması talimatını verir. İkinci Dünya Savaşı günlerinde Alman hocaların Anadolu’da zorunlu ikametleri gündeme geldi. Çorum, Yozgat, Kırşehir gibi illerde aileleriyle birlikte kalmak zorunda bırakılan Almanlarla yöre halkı arasında ilginç olaylar yaşandı. Yozgat’ta tango dersleri başlarken, Çorum operayla tanıştı, Kırşehir ilk ayaklı banyo küvetini onlardan öğrendi. Kırşehir’e yerleştirilen Prof. Fritz Baade, Terme kaplıcalarını ve yörenin ünlü onyx taşını buldu. Kırşehirlilerde kendisini fahri hemşehrilik beratıyla ödüllendirdi.Demokrat Parti’nin Osman Bölükbaşı’nın memleketi Kırşehir’i ilçe yapmasıyla Kırşehirlilerle arasına soğukluk giren Menderes, çok istediği halde fahri hemşehrisi olamamıştı. Baade’nin fahri hemşehri olduğu haberini alan Menderes, “Bir gavurdan bile esirgemedikleri hemşehriliği Kırşehirliler benden esirgedi” diyerek tepki gösterdi. Cumhuriyet Aydınlanması dizimizde bu ay önemli birinden daha söz edeceğiz: Prof. Fritz Baade. Ben bu değerli hocanın adını Kırşehir’e ilk gittiğimde öğrenmiştim.
SERENAD BAĞCANSERENAD BAĞCANSerenad Bağcan… Müzik hem sesinde hem ruhunda hem de isminde… “Ninnilerimiz bile çok sesliydi bizim” dediği bir aileden geliyor. Babası Savaş Bağcan, amcası Serter Bağcan, halası Selda Bağcan, kardeşleri ise Sonat ve Seda Bağcan. Biz ise, Fazıl Say’ın “İlk Şarkılar”, “Yeni Şarkılar”, “Nazım Hikmet Orotoryosu”, “Sait Faik Eseri”, “Hermiyas-Yunus Sırtındaki Çocuk” eserlerinin solisti olarak tanıyoruz Serenad Bağcan’ı. İnsan İnsan’ı, Dört Mevsim’i, Akılla bir Konuşmam Oldu’yu ve dahasını her dinleyişimizde kalplerimize misafir oluyor sesi. Mağusa Limanı’nda ise sesi bizi alıp şarkının hikâyesinde gezdiriyor. “Her kişinin sesi farklı özellikler taşır. İyi bir yorumcunun marifeti, yaşamındaki olayların, kendisi üzerinde yarattığı etkileri ve duyguları, sesinin üzerine yükleme becerisinde yatar. Gizemli bir konudur bence, bilgi, bilinç, farkındalık, azim, çalışkanlık ve en önemlisi şarkı söylemeyi sevmek ve bunu tutkuyla yapmakta yatar” diye bahsediyor bir röportajında iyi bir müzisyenin hünerinden. Yaşamına dokunan tüm olaylar sesine işliyor, sesiyse biz dinleyenleri o yüzden bu kadar etkiliyor. Kendini “Yaşam Sanatçısıyım” diye tanımlıyor Bağcan. Klasik Batı müziği tarzında eğitim alıyor. Türk Halk müziğini de ailesi dolayısıyla yorumluyor. Ve bu iki müzik türünü harmanlayarak özgün bir tarz yaratıyor. Yurt içi ve dışında çok sayıda konser veriyor.
GURMELERİN YOLUGURMELERİN YOLUGurmeleri yollara düşüren 5 ülke! Kırmızı et yemek için Kırgızistan’a, çikolatalı kek için Viyana’ya gider misiniz? Bu soruya ‘evet’ cevabı verenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Yeni nesil seyahat platformu Tripoki, gurme lezzetleriyle ön plana çıkan yurt dışı rotalarını yazdı. Gastronomi gezileri özellikle son yıllarda popülerliği hızla artan bir tatil çeşidi.. Öyle ki birçok kişi, kendi ülkesinde de bulabileceği bir lezzeti, o yemeğin ana vatanında tatmak için binlerce kilometre yol gitmeyi göze alabiliyor. Yeni nesil seyahat platformu Tripoki, et yemeklerinden tatlılara gurme lezzetleriyle ünlü ülkeleri sıraladı.
GLUTENGLUTENGluten hakkında ne biliyorsunuz? Son dönem çok duyduğumuz diyetlerden bir tanesi de gluten diyeti… Eskiden sadece çölyak hastalarının uyguladığı bu diyeti artık zayıflamak için yapanlar bile var. Biz de bu durumu bir bilene soralım dedik. Prof. Dr. Sema Aydoğdu gluteni anlattı.
MİRALEM PEYNİRLERİMİRALEM PEYNİRLERİMiralem Peynirleri Tarım ürünlerinde ithalat patlaması yaşanıp, üretimin giderek düştüğü, uygulanan tarım politikalarının şiddetli eleştirilere konu olduğu bugünlerde keyifli bir tarım haberi vermek istedik. Sizi Menemen Emiralem'e götürüyoruz. Tuttuğunu koparan bir kadın girişimci Canan Urhan, burada "Miralem" markası ile Fransız tipi hafif küflü keçi peynirleri üretiyor. Menemen'deki çiftliğinde hobi olarak başlayan peynircilik serüvenini öylesine keyifle anlatıyor ki, başarısının, işini çok severek yaptığına bağlı olarak geliştiğini hemen anlıyorsunuz. Aslında her şeyin 2005 yılında oğlunun Fransa’da üniversite kazanmasıyla başladığını söyleyen Canan Urhan, sütün en katma değerli hali olan peynir serüveninin başlangıcını şöyle anlatıyor: “Mutfağa çok meraklı bir anneydim. Baharatlar, yeni tatlar, yeni bir şeyler yaratmaktan hep keyif almışımdır. Oğlum üniversite için Fransa'ya gittiğinde, peşine takıldım. Fransız mutfağı hep ilgimi çekmiştir. Orada Fransız peynirleri ile ilgilenmeye başladım. Dil okuluna gittim. Hayatın kendisi bir okuldur ve yeni şeyler öğrenmek her zaman keyiflidir. Dil öğreniminden sonra Fransız peynirlerinin yapım tekniklerini öğrenmek için bir okula yazıldım. Bir işi doğru yapacaksanız eğitim şart ve tabii ki pratik uygulamalar da gerekli..."
WALT DİSNEYWALT DİSNEYWalt Disney'in ilk kahramanı Mickey Mouse Animasyon sanatının en sevimli karakteri olan ve hepimizin büyük bir keyifle izlediği Mickey Mouse, bizde bilinen adı ile Miki Fare’yi büyükten çocuğa sevmeyen yoktur. Canlandırma sanatının en tanınmış karakteri ile birbirinden neşeli maceralara yol alır, ekran başına kitlenir, hep birlikte eğlenir onunla birlikte keyifli anlar yaşarız. Animasyon sanat dalının yaklaşık yüzyıllık bir geçmişi var. Günlük hayat deneyimlerimizi, efsane ve masalları konu alan senaryosu içinde herkesin kendi ve çevresindeki kişilerle özdeşleştirdiği karakterleriyle sinemaya yakın gibi görünür. Oysa bu sanat dalının karikatür, çizgi-roman, plastik sanatlar ve grafik mizah gibi diğer pek çok sanat dalı ile doğrudan ilişkisi vardır. Siyah kepçe kulakları, kırmızı komik şortu, sarı pabuçları ve sempatik tavırlarıyla maceradan maceraya atılan, serüvenci Mickey Mouse eğlenceli bir karakterdir. Serüvenden serüvene koşarken başına en olmadık şeyler gelse de, Mickey Mouse’un çoğunu ustalıkla ve zekice hal etmesi onu ayrıcalıklı bir yere oturtur. Bu sanat dalı geliştikçe Tom ve Jerry, Şirinler, Red Kit, Donald Duck, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler gibi uzun yıllar izleyicinin hafızasından silinmeyen oldukça özgün karakterler tasarlandı. Aslında bu karakterler ticari bir endüstriyi de ifade ediyorlar. Karakterlerin tüm dünyaya pazarlanması, yalnızca canlandırmaların televizyonda ya da sinemada gösterilmesi ile olmamakta, aynı zamanda bu karakterlerden oyuncak, giysi, eşya ve araç-gereç de üretilmekte. Hatta halk bu karakterleri o kadar benimsedi ki, yapımcısı Walt Disney, daha 1940’larda yetişkinlerin çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği, her köşeden Disney karakterlerinin fırladığı özel parklar hayal etmişti. “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum.” diyen bu düş satıcısı, hayalini 1955’te Los Angeles’te açtığı Disneyland ile gerçekleştirdi. Çocuklar kadar -hatta çocuklardan daha çok- yetişkinlere masal dünyalarının kapılarını aralayan bu parklar o kadar sevildi ki; Orlando’da, Paris’te, Tokyo’da ve Hong Kong’da kısa sürede peş peşe açıldı. “Tüm dünyaya neşe ve ilham kaynağı olması ümidiyle” diyerek ilkini açtığı Disneyland’lar artık para basan bir eğlence zinciriydi. Walt Disney bu karakterleri oluştururken doğada var olanı bire bir aktarma çabası içine girmiş, stüdyoda at, geyik, tavşan gibi hayvanlar beslemiş, animatörler bu hayvanlara bakarak karakterlerini tasarlamışlar. İnsan karakteri için dönemin ünlü film yıldızları kameraya alınmış, karakterlerin çiziminde kamera çekimleri referans alınmış.
zala balayage hair extensions balmain hair extensions clip in hair extensions uk best hair mask for fine hair how to make a ponytail wig cap hair extensions uk tresemme hair dryer boots black bridesmaids hairstyles hair extensions selena gomez hair clips 2018 vine mink brazilian hair 9a real hair wigs uk