ETKİNLİKLER
ŞUBAT 2019 Sürdürülebilir bir dünya mümkün! Her geçen gün daha fazla çoğalıyoruz. Her geçen gün daha çok tüketiyoruz. Aslında hep birlikte dünyamızı tüketiyoruz. Bu tükenişten çıkış yolu "Sürdürülebilir" bir dünya aramaktan geçiyor... Sürdürülebilirlik ile ilgili öğrenecek çok şey var...
SÜRDÜRÜLEBİLİR DÜNYASÜRDÜRÜLEBİLİR DÜNYASürdürülebilir bir dünya mümkün! Her geçen gün daha fazla çoğalıyoruz. Her geçen gün daha çok tüketiyoruz. Aslında hep birlikte dünyamızı tüketiyoruz. Bu tükenişten çıkış yolu "Sürdürülebilir" bir dünya aramaktan geçiyor... Sürdürülebilirlik konusunda farklı bakış açılarına, farklı görüşlere mümkün olduğunca yer vermeye çalışacağız. Çünkü sürdürülebilir bir dünya mümkün! Dünya genelindeki ortalama sıcaklığın 1,5 oC artıp 15,5 oC seviyesine çıkması durumunda insanlığı tam bir felaketin beklediğini biliyor musunuz? 7 milyar kişiye yaklaşan insan nüfusunun her bireyi 1 litre su tasarrufunda bulunsa, her evde günde 1 saat elektrik kullanılmasa ve nüfus artış hızında belirgin yavaşlama yaşansa geleceği kurtarmak adına büyük adımlar atılır. Sürdürülebilirlik konusuna balıklama dalmadan önce gelin son bin yıl içinde dünyamızda iklim koşulları nasıl değişiklikler göstermiş bir göz atalım. Öğrenecek çok şey var!
NEVŞİN MENGÜNEVŞİN MENGÜNevşin Mengü: "Toplum paramparça olmuş, herkes yankı odasına hapsolmuş durumda." CNN Türk’ün ardından DW Türkçede profesyonel meslek hayatına devam eden Nevşin Mengü, artık internet medyasından takip ediliyor. Diğer pek çok meslektaşı gibi o da, ana akım medyayla yollarını ayırdı. İnternet yayıncılığı ve sosyal medya platformları gazetecilere yeni bir alan açsa da, sınırsız bir özgürlükten söz edemiyoruz. Çünkü her gazeteci, basılı ya da web ortamında fark etmeksizin, yazdığı her cümleden, söylediği her sözden sorumlu… Diğer yandan, işin okuyucu/izleyici tarafında çok önemli bir sorun var. Çünkü daha büyük kitleler tarafından takip edilen merkez medya, tamamen farklı bir gerçeklik inşa ediyor. İnternet gazeteciliği, bu konuda ne yapabilir? Daha doğru bir ifadeyle, dijital medyadaki alternatif oluşumlar daha geniş kitlelere nasıl ulaşabilir? Nevşin Mengü ile kısa bir söyleşi yaptık… Medya ve özgürlük meselesiyle ilgili başlamak isterim. Bugünkü medya ortamını, yani merkez medyayı distopik olarak değerlendirebiliriz sanıyorum. Siz, ne dersiniz? Merkez medya yere düşen bir vazo gibi bence; onarılmayacak biçimde paramparça oldu. Merkez dediğimiz medya haber yapamıyor, sadece övgü düzebiliyor. Onun dışında toplum da atomize oldu. Bundan sonra her kesimin güvenerek okuyup izleyebileceği bir TV ya da gazete olur mu, sanmıyorum. Toplum paramparça ve herkes kendi yankı odasına hapsolmuş durumda.
CUMHURİYET'İN ZOOLOGU CURT KOSSWİGCUMHURİYETNevşin Mengü: "Toplum paramparça olmuş, herkes yankı odasına hapsolmuş durumda." CNN Türk’ün ardından DW Türkçede profesyonel meslek hayatına devam eden Nevşin Mengü, artık internet medyasından takip ediliyor. Diğer pek çok meslektaşı gibi o da, ana akım medyayla yollarını ayırdı. İnternet yayıncılığı ve sosyal medya platformları gazetecilere yeni bir alan açsa da, sınırsız bir özgürlükten söz edemiyoruz. Çünkü her gazeteci, basılı ya da web ortamında fark etmeksizin, yazdığı her cümleden, söylediği her sözden sorumlu… Diğer yandan, işin okuyucu/izleyici tarafında çok önemli bir sorun var. Çünkü daha büyük kitleler tarafından takip edilen merkez medya, tamamen farklı bir gerçeklik inşa ediyor. İnternet gazeteciliği, bu konuda ne yapabilir? Daha doğru bir ifadeyle, dijital medyadaki alternatif oluşumlar daha geniş kitlelere nasıl ulaşabilir? Nevşin Mengü ile kısa bir söyleşi yaptık… Medya ve özgürlük meselesiyle ilgili başlamak isterim. Bugünkü medya ortamını, yani merkez medyayı distopik olarak değerlendirebiliriz sanıyorum. Siz, ne dersiniz? Merkez medya yere düşen bir vazo gibi bence; onarılmayacak biçimde paramparça oldu. Merkez dediğimiz medya haber yapamıyor, sadece övgü düzebiliyor. Onun dışında toplum da atomize oldu. Bundan sonra her kesimin güvenerek okuyup izleyebileceği bir TV ya da gazete olur mu, sanmıyorum. Toplum paramparça ve herkes kendi yankı odasına hapsolmuş durumda.
EKONOMİEKONOMİ2019’da dijital reklamın yüzde 65’ini programatik reklamcılık gerçekleştirecek Programatik reklamcılık, 2019 yılında da dijital pazarlama endüstrisini yönlendirmeye devam edecek ve 84 milyar dolarlık bir hacim oluşturacak. Geçtiğimiz yıl, programatik yönteminin verimliliği ve etkinliğinin, pazarlama bütçesi harcamaları açısından hâlâ çok önemli olduğuna tanıklık ettik. RTB House Türkiye Ülke Müdürü Can Tunçer, programatik pazarlama stratejileri için en önemli eğilimleri açıkladı. Yapay zekâ ile derin öğrenme programatik satın almayı destekliyor En yeni programatik platformları, en önemli kullanıcılara ulaşmak için gelişmiş yapay zekâ (AI) ve derin öğrenme ile destekleniyor. Programatik sayesinde, reklam satın alan markalar her bir kullanıcıya bireysel olarak erişebiliyor ve bu kullanıcılara göre uyarlanmış, kişiselleştirilmiş bir mesaj sunabiliyor. Programatik teknolojisinin yükselişinin devam etmesi bekleniyor. Zenith'in açıkladığı verilere göre, bu ticaret modeli, 2019'da dijital medyada harcanacak tüm paranın %65'ini oluşturacak. Yola hibrit devam edin! Programatik modelin alıcılar için bir dezavantajı, aynı anda tüm tekliflerin verilip en yüksek teklifin kazandığı ihalelerde daha yüksek fiyatlarla başa çıkmak zorunda olmaları. Ama açık artırmada beklenmeyen sonuçlarla karşılaşmazken yeni yöntemde bir anda teklif ettiklerini ödemek zorunda kalabiliyorlar. Bu sorunu çözmek ve ikinci fiyat ile birinci fiyat modelleri arasında bir denge kurmak için teklif gölgeleme (bid shading) orta yolu buluyor. Bid Shading sayesinde, reklam teknolojisi ortağı tarafından yapılan bir tahminle, alıcılar birinci ve ikinci teklif arasında bir fiyat ödüyorlar. Daha az reklam, optimum verimlilik Başlık tekliflerinin (header bidding) popülerliği, teklif talepleri hacminde önemli bir artışa yol açıyor. Yayıncılar kullanılabilir envanteri tek seferde bir reklam borsasına (ad exchange) göndermek yerine aynı teklifleri birden fazla borsaya sunmaya başlıyor. Sonuç olarak, birçok DSP üstesinden gelebileceğinden daha fazla sayıda talep alıyor, teklifler yineleniyor ve teklif verme süreci daha etkisiz hale geliyor. RTB House, kısa süre önce farklı borsalardaki aynı gösterimi belirlemeyi amaçlayan başka bir çözüm tasarladı. Bu yöntem, her kullanıcının her zaman aynı şekilde tanımlanması için tedarik platformları arasında paylaşılan bir kullanıcı tanımlama etiketine dayalı. Kullanıcıların ilgisini, oturumda olabildiğince erken yakalayan bu birleşik sistem, çok sayıda reklam görüntülemek yerine, her kullanıcıya doğrudan ihtiyaçlarına göre uyarlanan daha az sayıda ama kişiselleştirilmiş reklamlarla hizmet verilmesini sağlıyor. Gelecekte bizi neler bekliyor? Programatik büyümeye devam ediyor; çünkü endüstri hâlâ hızla değişiyor. Mevcut ortamımızın ötesinde, gelişme aşamasında olan hâlâ birçok fikir ve teknoloji var. Bu alanlardan biri, henüz emekleme aşamasında olan programatik TV'dir. 2019 yılında, pazarlamacılar programatiği daha verimli hale getirmek istiyorlarsa güvenlik, şeffaflık ve maliyet optimizasyonları sunan reklam teknolojisi iş ortaklarına odaklanmalıdır. Bu girişimler yalnızca markaların doğrudan getiri elde etmeleri açısından değil, aynı zamanda tüketicileri genelinde dijital pazarlamaya daha fazla güven oluşturmaları açısından da önemlidir.
EĞİTİM 4.0EĞİTİM 4.0Khan Academy Türkiye Direktörü Alp Köksal: “Eğitim kişiye özel ve veriye dayalı bir deneyime dönüşüyor.” Endüstri 4.0’ın ardından artık Eğitim 4.0 konuşuluyor. Çünkü büyük veri çağında, mevcut eğitim sistemi geleceğin dünyasına açılmıyor. Artık dijital teknolojilerin de işin içinde olduğu ve kişiye özel programların önemi var. Peki, tam olarak Eğitim 4.0 dediğimizde ne anlıyoruz? Khan Academy Türkiye Direktörü Alp Köksal ile konuştuk.
YAVUTHANELERYAVUTHANELERAnafartalar Caddesi ve çevresinde Yavuthaneler İzmirlilerin Yavuthane, Yahudihane, Sefarad Yahudilerinin Judeo veya Kortijo dediği mekânlarda, yoksul Yahudi aileler yaşadı. Mutfak ve tuvaletlerin ortak kullanıldığı kortijolarda yaşam kolay değildi. Bütün tarihinde deprem, yangın, seylâp gibi can ve mal kaybıyla sonlanan felaketlerin yaşandığı İzmir’de, yangınlarda evsiz kalan veya ekonomik durumları iyi olmayan aileler için avluya bakan toplu yaşam mekânları pratik çözümler oldu. Daha çok insanın yaşaması amaçlandığı için eski İzmir hanlarının benzeri olarak geliştirildi, içerisinde kuyu, tulumba, çeşme olan, kortijo mimarisi zaman içerisinde ahşap, kerpiç ve kâgir yapılara dönüştü… Yahudilerin çeşitli nedenlerle boşalttığı avluya bakan odalar, 20. yüzyılın ortalarından itibaren Anadolu’dan göçle gelen ailelerin mekanı oldu ve bu yaşam alanlarına “Aile evleri” denildi… Sahipleri tarafından oda oda kiraya verilen Yahudihane ve Rumhaneleri vakıf kayıtlarında görebiliyoruz. Katibzade Ahmet Reşit Ağa’ya ait Yahudihane ve Rumhanelere bir göz atalım.
BENGİSU AVCIBENGİSU AVCI“Başarmak istediğiniz şey ne ise gidin ve deneyin” İngiltere ve Fransa’yı ayıran Manş Denizi’ni baştan sona yüzerek geçen ikinci ve en genç Türk kadını olarak tarihe geçen Bengisu Avcı, hedefinin Oceans7 olduğunu söylüyor. Geçen yıl deneyip hipotermi nedeniyle tamamlayamadığı Manş geçişini bu yıl başaran Bengisu Avcı, ülkemizden solo olarak Manş’ı geçen 15'inci yüzücü unvanına sahip oldu. Dünyanın en tehlikeli suyollarından biri olarak kabul edilen Manş Denizi’ni 1979’da 15 saat 47 dakikada yüzen ilk Türk kadın yüzücü Nesrin Olgun Arslan olmuştu. Suya girdikten 11 saat 29 dakika sonra Fransa kıyısındaki Cap Gris Nez’e ulaşan Bengisu Avcı, Manş Denizi’ni baştan sona yüzerek geçen ikinci ve en genç Türk kadını olarak tarihe geçti. 1996 yılında İzmir’de doğan, altı yaşında Ege Üniversitesi Yüzme Kulübü’nde yüzmeye başlayan Bengisu Avcı, şu anda da Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Yüzme Antrenörlüğü Bölümü son sınıf öğrencisi. İleride çalıştırıcı olup deniz tutkulu çocukları bu yarışmalara hazırlamak istediğini söyleyen başarılı yüzücü, sorularımızı yanıtladı.
SANAT TERAPİSİSANAT TERAPİSİDr. Burcu Bostancıoğlu: "Sanatın yüksek bir rehabilite gücü var" Sizi stresten, sorunlardan, belki fiziksel bir hastalıktan, gençleri madde bağımlılığından sanatla arındırmak için yola çıkan Burcu Bostancıoğlu ile kurucusu olduğu "Akademik Sanat Terapileri Merkezi" ve "Bir Hayata Dokun Derneği"nin sanat terapisi çalışmaları üzerine keyifli bir sohbet yaptık.
NESİM BENCOYANESİM BENCOYANesim Bencoya: "Filmler hiç bir toplumsal gerçeği değiştiremez ama izleyicilerde derin bir etki yaratıp onların değişimine neden olabilirler." İzmir'den dünyaya, dünyadan da İzmir'e çift yönlü bir film trafiğini idare eden Hazerfan Film Galeri'nin kurucusu olan Nesim Bencoya, hedeflerinin her organizasyonda tecrübelerine yenilerini eklemek olduğunu söylüyor. Sanat ve sanatçıyı seyirci ile buluşturan, kültürel paylaşımlar tasarlayan ve gerçekleştiren, bu kapsamda film festivalleri, film gösterimleri, atölye çalışmaları, sergi gibi profesyonel organizasyonlar yapan Hezarfen Film Galeri'deki çalışmalarını Nesim Bencoya ile konuştuk.
SELVA ERDENERSELVA ERDENERSelva Erdener: “Biliyor musun? herkesi kucaklayan bir albüm” “Kim dinlese sever bu albümü. Tüketip bir kenara bırakılacak değil, dinledikçe lezzeti artacak bir albüm.” Şair Edip Cansever’in “Yer çekimli Karanfil” isimli şiiri… Sanatçı Selva Erdener’in yeni albümünde yer alan bestelenmiş şiirlerden biri… İlk satırın ilk sözleri ise albümün ismi: “Biliyor musun?” Sanatçı Selva Erdener, “Biliyor Musun?”da, Turgay Erdener, Cem İdiz, Melahat İsmail, Fazıl Say, Babür Tongur ve İbrahim Yazıcı’nın Karacaoğlan, Nazım Hikmet, Ataol Behramoğlu, Edip Cansever, Gonca Özmen ve Yaşar Nabi Nayır’ın şiirlerinden bestelediği eserleri seslendiriyor.
TÜMAY ÖZOKURTÜMAY ÖZOKURTümay Özokur'dan Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın! 1999 yılında Türkiye’nin ilk oyuncu ajansını kuran Tümay Özokur, yılların birikimin geçtiğimiz aylarda “Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın” adını verdiği kitabıyla okurlarla buluşturdu. 1999 yılında Tümay Özokur Ajansı’nı kuran ve uzun yıllar sektörde dergi, radyoculuk, ekran önü, ekran arkası, sunuculuk, yapım, yönetim, organizasyon işin bütün mutfaklarını gezen Özokur, deneyimlerini “Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın” adını verdiği kitapta paylaştı. Hem kitabı hem de oyunculara tavsiyelerini okurlarımız ile paylaşan Özokur, sorularımızı yanıtladı. Sizi tanıyabilir miyiz? Morun enerjisine takmış, birini 38, diğerini 45 yaşında doğurmayı başarmış, iki çocuk annesi, hayata tutunmaya çalışan, kariyer planlamasını doğru yapamamış, kimya mühendisi olmuş, baba mesleği doktor olmak istemiş ama onu başaramamış sonra ablasının peşinden koşup televizyon sektörüne el atmış, kamera arkasından sektörde dergi, radyoculuk, ekran önü, ekran arkası, sunuculuk, yapım, yönetim, organizasyon işin bütün mutfaklarını gezmiş dolaşmış, en sonunda da menajer olarak 1999 yılında Türkiye’nin ilk oyuncu ajansını açmış, ablası Tules ile ortak olarak 20 seneyi geride bırakmış biriyim. Herkesle morun enerjisinde buluşmaya çalışan, “Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın” kitabıyla kimliklerine yazar kimliği de eklemiş bir kadınım.
zala balayage hair extensions balmain hair extensions clip in hair extensions uk best hair mask for fine hair how to make a ponytail wig cap hair extensions uk tresemme hair dryer boots black bridesmaids hairstyles hair extensions selena gomez hair clips 2018 vine mink brazilian hair 9a real hair wigs uk