KASIM2019 Prof. Dr. Levent Kırılmaz
Hayır demeyi bilmek
Doğumumuzdan itibaren onay almak, varlığımızın kabul görmesi sağlıklı ve mutlu bir yaşam için temel gereksinimlerimizden biridir. Bizler yetişirken çeşitli şekillerde onay almayı öğreniriz, mesela başkalarına ’evet’ dediğimizde bizi daha çok sevdiklerini, başkalarıyla aynı fikirde olmadığımız zamanlarda, kendi fikrimizi ifade etmenin gruptan dışlanmamıza sebep olacağını düşünüyor olabiliriz. Çünkü İnsanoğlu çevresi tarafından takdir ve kabul edilmek arzusu içindedir. Hepimiz alçak gönüllülüğün önemli bir erdem olduğunu bilerek büyüdük ve bunun da yıllar içinde, kabul görmenin en önemli unsuru olduğunu görerek öğrendik. Bir topluluk içine girdiğimizde herkes bizi sevsin, kabul etsin ve değer versin isteriz. Bunun için fazlasıyla çabalıyor ve genelde kendimizi olduğumuzdan farklı göstermeye uğraşıyoruz. Birinin isteğini reddettiğimizde sevilmeyeceğimizi, onay almayacağımızı düşünürüz. Hâlbuki değerlerimizle düşüncelerimizle çelişen isteklerle karşılaştığımızda, kişisel ihtiyaç ve isteklerimizle çakışan durumlarda veya kendimizce reddetmek için sebeplerimizin olduğu durumlarda ’hayır’ diyebilmeliyiz. Aksi halde her şeyden önce kendimize olan saygımızı kaybederiz, başkalarının bizi sömürmesine izin vererek, kendi kendimizi de sömürmüş oluruz. İstemediğimiz halde ’evet’ dersek, neticesinde hissedeceğimiz hisler; kızgınlık, kullanılmışlık hissi, utanç, mutsuzluk ve düşük öz değer olacaktır. Çevremizdeki kişileri, kendimizden daha öne koyduğumuz ve haklarımızı çiğnemelerine izin verdiğimiz için “hayır” demekte zorlanırız. Hayır demenin bencillik olduğunu düşünürüz. Çevremizdeki kişilerin bizi kabul etmesi için her şeye evet demek zorunluluğu hissederiz. Rahatsız olduğumuz şeyleri söylemediğimiz, göstermediğimiz ve reddetmediğimiz için bu durumlara uzun süre katlanmak zorunda kalıyoruz ve bu sıkıntıyı içimizde biriktirmeye başlıyoruz. Bazılarımız bunu içinde saklamaya devam edip için için sıkıntı çekerken, bazılarımız da dayanamayacağımız noktaya geldiğimizde fevri ve yersiz çıkışlarla kendimizi haksız konuma düşürebiliyoruz. “Hayır demenin en zor yanı tavrıdır. (Vironika Tugaleva) “Bazen hayır en nazik kelimedir.” (Sunday Adelaja) Eğer önceliklerinizin ve sizi mutlu eden şeylerin farkında olursanız ‘Hayır’ demek daha kolay bir hale gelecektir. Öncelikle birilerine istemeyerek ‘Evet’ derken kendi kendinize ürettiğiniz bahaneleri rafa kaldırmanız gerekir. Sonra gerekirse, hayatta neye veya kime daha fazla zaman ayırmak istediğinizin bir listesini yapın. İşe yaptığınız bu listeyi uygulamakla başlayın, gerisi kendiliğinden gelecektir. Birçok insan ’hayır’ diyemediği için zor duruma düşer. Hâlbuki hayır diyebilmek de bir erdemdir. ’Hayır’ diyemediğimiz için çoğu zaman kendimize olan güvenimizi yitirir, istismara açık bir insan oluruz. Bunun için hoşlanmadığımız, istemediğimiz ya da suiistimale açık şeylere ’hayır’ diyebilmeliyiz. Bazı zamanlarda kırıcı olmamak için, bazen çekindiğimiz için, bazen de sadece gerginlik olmasın diye net bir şekilde “hayır” demek yerine, hayır anlamına gelecek imalarda bulunuruz ya da beyaz yalanlar söyleriz. İşte kısır döngü burada başlar. Kendimize böyle davranarak biçtiğimiz kıyafet zamanla bir yüke dönüşür. Sözlerimizle ifade etmediğimiz şeyler genellikle anlaşılmaz ya da daha kötüsü kendimizi yanlış tanıtmamıza sebep olur. İsteklerimizi söylememeyi önemli bir değer saydığımız için karşımızdaki kişiler bizi anlamayınca, tanıyamayınca, istediklerimizi karşılamayınca kendimizi değersiz hissederiz. Oysa ne istediğini, kendine güvenerek ve cesur davranarak net ve zamanında söylemek iletişimin ilk basamağıdır. Karşılıklı anlaşmayı ve uzlaşmayı uyum sağlamak olarak algıladıkça ve gerilimsiz hayatımızı koruma amacıyla “evet” dedikçe aslında kendimizi gün be gün daha fazla köşeye sıkıştırdığımızı fark etmiyoruz. Genellikle kendimiz için “hayır” diyemiyoruz. Hayır diyememenin en önemli nedenlerinden biri yalnız kalma ve kaybetme korkumuzdur. Yalnız kalmamak, sevilmek, onaylanmak için söylemediğimiz her “hayır”, etrafımızdakiler için birer “evet” tir. Bu “evet” ler bize her an yeni yükümlülükler, görevler, sorunlar ve bazen de kaldıramayacağımız yükler getirebilir. Alışveriş merkezinde ağlamasın, tutturmasın diye çocuğuna hayır diyemeyen bir anne-baba, patronunun onayını almak için her türlü işin altına giren bir çalışan, dostlarını kaybetmemek için istemediği şeyleri yapmak zorunda kalan bir arkadaş... Herkes eninde sonunda “hayır” diyememenin ağırlığı altında ezilir. Günün birinde isteğini karşılayamayacağı bir istekte bulunduğunda çocuğuna ilk defa hayır diyen ebeveyn, patronu üstüne kaldırabileceğinden fazla iş yükü yüklediğinde istifa etmeyi düşünen çalışan, ya da arkadaşına talep ettiğini veremeyecek duruma gelen dost... Hepsi geldikleri noktada geriye dönüp kendilerini sorgulamaya ve nerede yanlış yaptığını araştırmaya başlamalıdır. “Hayır” demeyi nasıl başaracağız? Bazen “hayır” diyebilmenin kendimize “evet” demek olduğunun farkına vararak. Önceliklerimizi belirleyerek, zaman ve enerjimizi neye, kime ayırmak istediğimizi bilerek. “Hayır” diyebilmenin bize özgürlüğün kapılarını açacağını bilerek. Sınırlarımızı belirleyebilmenin ve bunları açıkça ifade edebilmenin ruh sağlığı açısından önemini keşfederek. Kararlı, kendini ifade edebilen ve özgüvenli bir insan olabilmenin yolunun yeri geldiğinde “hayır” diyebilmek olduğunu öğrenerek. Kendimizi tanımaya ve çevremizdekilerin de bizi olduğumuz gibi tanımasına bu şekilde olanak vereceğimizi bilerek. Hayır demenin kuralları nelerdir? ’Hayır’ cevabını almak pek çok kişi için tatsız bir durumdur. Bunun için "hayır" kelimesini karşımızdakinin duygularını incitmeyecek bir tarzda fakat aynı zamanda kendinden emin ve kesin bir şekilde dile getirmemiz önemlidir. Hayır derken suçluluk hissediyorsanız, bunu yapmanın birçok yolu vardır: “Başka bir planım var,”, “Çok isterdim ancak şu an uygun değilim,” “Başka bir şey yapmaya ne dersin?”, bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Zaten size gerçekten değer veren kişiler, Evet demek gibi bir zorunluluğunuzun olmadığının farkında olacaklardır. Hayır demek illaki karşımızdakini kırmak ve üzmek anlamına gelmez. Uygun ve sevecen bir üslupla reddedilen insan, eğer egosuna yenik düşmez ve saygı duygusunu önemserse sorun çıkmayacaktır. Beden dilimizin ve ses tonumuzun söylediklerimizle uyumlu olmasına dikkat etmeliyiz. Karşımızdakiyle göz kontağı kurarak, gündelik sakin bir konuşma tonu ile “Hayır” derken nezaket ve saygıyı korumak ta önemlidir. Karşımızdakinin isteğini, beklentisini anladığımızı fakat bunu karşılayamayacağımızı belirtmek yerinde bir davranış olacaktır. Bazı durumlarda birisi bizden bir şey istediğinde hemen o anda cevap vermemek, düşünmek için zaman istemek akılcı bir yaklaşımdır. Bizden bir şey istenirse, bu istekle ilgili detayları öğrenmek ve sorular sormak, kendimizi tartmak için önemlidir. Aşırı kibarlık yapmadan ve bahaneler üretmeden, hayır kendinizi suçlu hissetmeden niçin hayır dediğinizi kısa ve net şekilde sebebini belirtin. Hayır dedikten sonra uygun durumlarda farklı bir şekilde yardımcı olabileceğinizi söyleyin. Kaynak: Levent Kırılmaz, Yaşama Sanatı, Ege Üniversitesi Yayınları, Üçüncü Baskı, 2019
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
Kasım/Aralık 2025 sayısında neler vardı göz atın!
AYIN MEKANLARI PRIMO

Konak Pier’deki yeni İtalyan Primo İzmir’in en önemli gastronomi merkezlerinden Konak Pier, yepyeni ve renkli bir restoranı daha kucakladı. Denize uzanan tarihi dokuda kapılarını açan “Primo”, İtalyan mutfağının sıcak ruhunu İzmir’e taşıdı. Birbirinden lezzetli pizzaları, makarnaları, rizottoları, etleri, salataları ve muhteşem manzarasıyla müşterilerini ağırlayan “Primo”, şarapları, limoncellosu, kokteylleri ve diğer içkileriyle de konuklarına keyifli saatler sunuyor. İtalya Como’da 16 yıl çalışan şef Ertunç Özdemir’in mutfağı, “Primo” ziyaretçilerini adeta İtalya’ya götürüyor ve Napoli, Roma, Milano ruhunu İzmir’de yaşatıyor. Gazeteci Osman Gençer ile kardeşi Hakan Gençer ve oğlu Arman Gençer’in birlikte açtıkları “Primo”, her gün saat 12.00 ile 22.00 arası hizmet veriyor. “Primo”, kalitesinin yanında fiyat dengesiyle de dikkat çekiyor. Açıldığı ilk günden itibaren b...

[Devamını Oku...]

MARDARINN

Mandarinn Son yıllarda doğal güzelliklerinin yanı sıra zengin gastronomi seçenekleri ile öne çıkan İzmir’in Karaburun ilçesi, bu alanda önemli bir başarıya imza attı. Yerel lezzetleri çağdaş yorumlarla buluşturmak amacıyla 2022 yılından bugüne hizmet veren Mandarinn Karaburun, uluslararası gastronomi rehberlerinden Gault & Millau 2026 tarafından “Gourmet Table – Chef Restaurant” kategorisine alındı. Bu seçkiyle birlikte Karaburun’dan ilk kez bir restoran, uluslararası bir gastronomi rehberinde yer almaya hak kazandı. Karaburun'un kimliğini taşıyan mutfak Hilmi Akyol ve Özer Koçak tarafından, ilçenin doğallığını ve sürdürülebilirlik anlayışını merkezine alarak 2022 yılında kurulan kurulan Mandarinn Karaburun, mutfağını Şef Gökhan Altay liderliğinde şekillendiriyor. Restoranın mutfak anlayışı; deniz ve kara ekosistemlerinin sunduğu çeşitliliği menüye yansıtan bütüncül bir bakış üze...

[Devamını Oku...]