TEMMUZ2020 Zekeriya Şimşek
İzmir Klasikleri
İzmir Klasikleri: Saat Kulesi, Büyük Efes ve Agora Meyhanesi Karakterli şehirlerin klasikleri vardır, vazgeçilemeyen. Klasik kapitalizmin simgesel gücü demiryolu ve saat kulesidir. Biri mal taşımak için öbürüyse çalışma saatlerini bildirmek için şarttır. İzmir her ikisine de sahip olmuştur bu olmazsa olmazların. 1901 doğumlu Saat Kulesi, İzmir’imizin “eskimeyen” alametifarikası olmakla birlikte kimimizin Kızıl Sultan, kimimizin Ulu Hakan dediği 2.Abdülhamit’in hatırasıdır. Valilik binasının karşındaki sembol yapı, 34. Osmanlı Padişahı 2.Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yıldönümünde dönemin İzmir Valisi Kıbrıslı Kâmil Paşa ve Belediye Reisi Eşref Paşa’dan oluşan komisyonca yaptırılmıştır. Fransız asıllı İzmir doğumlu mimar Raymond Charles Pere’nin 25 metre yüksekliğinde, dört katlı ve sekizgen eseri, Endülüs mimari anlayışının izlerini taşır. Saati, Alman İmparatoru II. Wilhelm tarafından hediye edilen kule; 1928 ve 1974 depremleri sonrası iki onarım yaşamıştır. 1964 doğumlu Büyük Efes, İzmir’in ikinci klasiğidir. 70’li yıllarda renkli fuar gecelerinin, dönemin ünlü sahne ve sinema sanatçılarının, politikacıların ve İzmirliler’in buluşma mekânıdır. Dünya mutfakları, moda ve lüks Büyük Efes’ten yansırdı İzmir’e. Büyük Türkiye vurgusunun Büyük Efes’i, Alman mimar Paul Bonatz ile Türk mimar Fatih Uran’ın eseridir; patron ise Emekli Sandığı. Büyük Efes için otel eki gereksizdir; O, koca bir şehrin nabzının nasıl bir otelde atabileceğinin, bir otelinse nasıl başlı başına yaşayan bir şehir olabileceğinin simgesidir İzmir için. Zeki Müren’in eviydi; İzmir’e ister Karşıyaka’dan bakın, ister vapurdan, isterse uçaktan bakışlarınızın takıldığı yerdir Büyük Efes. Cumhuriyet Meydanı’nın tek sahibidir. İzmir’in üçüncü klasiği bir ütopyadır, Agora Meyhanesi. Gizemli bir çelişki. İlginç bir öykü. Dünden bugüne dillerden düşmeyen Agora Meyhanesi, 19 yaşındaki şair Onur Şenli (1940-)’ye aittir. Yıl 1959. Adapazarı’lı Onur, Namık Kemal Lisesi'nde öğrencidir. Bir aile dostlarının evinde misafirlikte evin ortanca kızıyla karşılıklı şarkılar söylenirken bir aşk doğar. Sonra birbirine açılamamalar, başka şehirler, başka aşklar… Onur, kıza bir mektup yazmaya karar verir. Şarapla tanışmıştır, sarhoştur ve mektuba, Sana bu satırları bir sonbahar gecesinin felç olmuş köşesinden yazıyorum, diye başlar… Mektup, şiir olur… Elden ele dolaşır… Lise sonrası Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne giren Onur, sevgilisine yazdığı mektuptan çıkan şiiri, dönemin modasından etkilenerek İngilizce bir başlıkla (The Night Wine and Love/Gece Şarap ve Aşk) fakültenin dergisi Neşter’e verir. Dergiyi hazırlayan Oktay Dikmen, başlığı çok uzun bulur ve sayfa düzenlemesinde sorun yarattığı gerekçesiyle şiirin içinde tekrarlanan Agora Meyhanesini başlığa çeker. Dergi, matbaaya baskıya gittiğinde aynı matbaada basılan Ege Ekspres Gazetesi nin yazarı Şadan Gökovalı, tesadüfen şiiri görerek çok beğenir ve gazetedeki sayfasına taşır. Şiir, Neşter Dergisinden önce gazetede yayımlanır. Yayın sonrası çok beğenilen şiir, elden ele dolaşır ve başka birçok dergide, gazetede de yayımlanır. Onur, şiirinin bu kadar ünlenmesine hem şaşırır hem de sinir olur; çünkü daha iyi şiirleri vardır ama ilgi görmemektedir. Varsa yoksa Agora Meyhanesi. Macera burada bitmez, 1968’de şiirinin şarkı olduğunu bir arkadaşından öğrenecektir. İzmirli Gönül Yazar’ın plağının üstünde bestenin İsmet Nedim’e, güftenin dönemin sinema sanatçısı Suphi Kaner’e ait olduğu yazmaktadır. Dava açar ve müteselsil borçlu olarak Gönül Yazar’dan yüklü bir maddi ve manevi tazminat kazanır. Artık bir İzmir klasiğidir Agora Meyhanesi; her İzmirlinin kafasının bir yerlerinde gizlidir. Bazı akşamlar ortaya çıkıverir. Şairi Dr. Onur Şenli, şiirde anlattığı Agora Meyhanesinin hayal ürünü olduğunu, 1955-1960’lı yıllarda Agora semtinde yani bugünkü Basmane Çorakkapı Camisinden Hatuniye Camisi’ne giden yol üzerindeki sağlı sollu kokoreççi meyhanelerinden esinlendiğini, tabelasında Agora Meyhanesi yazan bir yer olmadığını, geceleri bekçi düdüğü sonrası bu meyhanelerin kepenklerini indirip içeride şiirler okunduğunu paylaşmaktadır. Bugün ülkemizin birçok şehrinde çakma Agora Meyhaneleri mevcuttur, İzmir hariç. Agora Meyhanesi, şairinin, şiirin tanınırlığı yanında hiç tanınmaması ve hiç kitap yayınlamamış olması bir de şair olarak envai çeşit ismin zikredilmesi bilgi kirliliği ile de ilginçtir. İzmir’in klasikleri, İzmir’in sembol değerleridir. Semboller, ortak dili oluşturur; zordur kabul görmelerini sağlamak. Her şehrin saat kulesinin zamanı ortaksa da kaderleri farklıdır; bu kadim üçlüyü unutmamak dileğiyle…
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
Eylül/Ekim 2025 sayısında neler vardı göz atın!
AYIN MEKANLARI GÜL KEBAP

İşte istisna mekânlardan biridir Gül Kebap... Kuruluş tarihi 1949. Gül Kebap’ın özelliği sadece “iyi köfte” yapıyor olması değil. Gül Kebap yetmiş altı yıldır aynı yerde ve dördüncü kuşağın yönetiminde. “Sefer tası” misali üç katlı daracık mekânında müdavimlerinin vazgeçemediği adres. Hayranlık uyandıracak bir çaba değil midir bu? İşini, kalitesini koruyarak yapan tam bir aile işletmesi… Kurucu Mehmet Ali Gülgeze, Girit’in üçüncü büyük şehri Resmo’dan İzmir’e göçle gelmiş. Çanakkale’de savaşmış. Bayrağı, ikinci kuşak oğulları Mustafa ve Muhsin Gülgeze devralmış… Ardından torun Hüsnü Gülgeze. Ve bugün dördüncü kuşak Hüsnü’nün oğlu Burak Muhsin işin başında. “Bir Kemeraltı klasiği” olarak Gül Kebap, esnaf lokantası köfteciliğini ilk günden bugüne değişmeyen formül ve sunum geleneğiyle tavizsiz sürdürüyor.

FİLİBELİ HAN

Filibeli Han Eski İzmirlilerin hatıralarındaki Şükran Oteli, özenli bir yenileme süreci sonrasında sahiplerinin soyadını alan "Filibeli Han" Kemeraltı Çarşısı'nın yeni cazibe merkezi olarak hizmete açıldı. Günümüz ihtiyaçlarına uygun yiyecek içecek mekanlarının yer aldığı Filibeli Han'ın üst katı da keşke çeşitli el sanatları üretiminin yapıldığı atölyelere açılsa... Bizim dikkatimizden kaçmış olabilir ama binanın kısa bir tarihinin yabancı dilleri de kapsayacak şekilde bir köşede yer alması çok doğru olurdu diye düşünüyoruz.

BOŞNAKYA

Boşnakya Filibeli Han'ın yan sokağa açılan çıkışında sevimli olduğu kadar lezzetli ürünler sunan "Boşnakya" isimli bir mekan var. Kıymalı Boşnak böreği, peynirli, patatesli ve patlıcanlı börekler, yaprak sarma ve haşhaşlı börek gibi lezzetlerin ağız sulandırdığı mekanda demli bir çay veya reyhan şerbeti yanında poğaçalar ve harika tatlılar deneyebilirsiniz.Antakya'nın çıtır kabak ve kömbesi, bougatsa Selanik tatlısı, medovik Rus pastası, triliçe tatlıları sizi bekliyor. Cuma günleri menüye mantı da ekleniyor. Boşnakya'ya uğramayı ihmal etmeyin.