TEMMUZ2021
İzmir'de Hellim'e ne oldu?
İzmir'de Hellim'e ne oldu? Ömrümün 25 yılı patent hukuku ile geçti; bu bağlamda, gözden kaçan ama önemli bir konuyu paylaşmak istiyorum: Hellim. Hellim, keçi, koyun ve inek sütünün karıştırılması ile üretilen, yarı sert ve sık dokulu, sarıya kaçan beyaz renkte, taze, salamura edilmiş veya baharatlanmış bir peynir çeşididir. Anavatanı Kıbrıs Adası olan hellim, TDK Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü’nde “Bir çeşit peynir” olarak tanımlanmakta; Yunancada halloumi, Arapçada hâllûm olarak karşılık bulmakta; Adana ve Mısır’da da bilinmektedir. Üretim koşullarından kaynaklanan farklı bir aromaya ve tada sahip. Hellimi diğer süt ürünlerinden ayıran en önemli özellik, pastörize edilmemiş çiğ sütten üretilmesidir ki bu tattığımızda yoğun bir süt aroması almamızı sağlar. Genelde pastörize edilmemiş çiğ sütten üretilirken son yıllarda, çiğ sütten kaynaklanan patojen mikroorganizma riskini önlemek amacıyla pastörize süt ve kültür kullanımı yaygınlaşmıştır. Yüksek tansiyon ve/veya kolesterol eşiği olanlar için ılık suda bekletilerek dikkatli tüketilmesi tavsiye edilen hellimin, ızgara ya da yağsız tavada kızartılarak tüketimi yaygındır. Ülkemizde de hellim üretimi ve tüketimi, son yıllarda gözle görülür derecede artarken birdenbire bir şeyler oldu ve hellim, İzmir dahil ülkemizden uzaklaşıverdi... Kıbrıs ekonomisinin en önemli ihraç ürünü olan hellim için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 2007 yılında önce yerel coğrafi işaret koruması sağladı; ardında Türkiye’de ve Avrupa’da belgelendirmenin peşine düştü. Avrupa Birliği’ne yaptığı tescil başvurusu 2010’da reddedilirken, 10.10.2008’den geçerli olmak üzere 133 sicil numarası ile Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından KKTC Kıbrıs Türk Sanayi Odası adına hellim coğrafi tescil edildi. TÜRKPATENT’te yapılan belge töreninin ülkemiz medyasında çarşaf çarşaf yer almasını takip eden dönemde başvuru sahibi Kıbrıs Türk Sanayi Odası, ulusal mevzuatımızı hızla işleterek Pınar vb. peynir markaları ile kooperatiflerin ve yerel üreticilerin üretimini durdurdu. Öte yandan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) AB Komisyonu nezdinde yaptığı coğrafi işaret başvurusu, 2014’de tescil ile sonuçlandı. Gidenler bilir; KKTC’de hayvancılık son yıllarda zayıflamış, böylece Rum yönetiminin resti ile halkın en önemli ihracat ürününün geleceği ciddi bir belirsizliğe sürüklenerek AB Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden KKTC’deki hellim üretimine Rum tarafının müdahalesinin önü açılmıştır. Rum yönetimi’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti” adıyla tüm adayı temsilen AB’ne katıldığı 1 Mayıs 2004 tarihinden itibaren, adanın kuzeyi ile güneyi arasında malların, hizmetlerin ve kişilerin serbest dolaşımına ilişkin işlemler Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında yürütülmektedir. Kıbrıs Adası bir bütün olarak AB üyesi kabul edildiğinden, kuzey ile güneyi birbirinden ayıran Yeşil Hat, AB’nin dış sınırı olarak görülmemektedir. Bu bağlamda AB-GKRY ortaklığı, “Kıbrıs Cumhuriyeti” etiketiyle Topluluk Mevzuatı’nın adanın kuzeyinde de geçerliliğini sağlamış ve kabul etmiş olmaktadır. Yeşil Hat Tüzüğü’nün amacı, “Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti”nin etkili kontrolü altındaki topraklar ile “etkili kontrolü dışındaki topraklar” arasındaki ticari ve diğer ilişkileri güçlendirmek ve kolaylaştırmak; AB Müktesebatı’nı tüm adada etkin hale getirerek adanın AB çatısı altında yeniden birleşmesine uygun zemin oluşturmaktır. Yeşil Hat Tüzüğü’ne dair işlemler, GKRY’nin yetki ve sorumluluğundadır. Adadaki kişilerin ve/veya malların sınır giriş-çıkışlarına ilişkin düzenlemeler, GKRY ile AB otoritelerinin tasarrufundadır. Tüzüğün içeriği ve uygulama alanları dikkatlice incelendiğinde görülecektir ki; kurgu, AB koordinatörlüğünde ve GKRY patronluğunda “Kıbrıs Cumhuriyeti” şemsiyesi altında Kıbrıs Rumları ile Kıbrıs Türklerini birleştirmektir. Uluslararası gelişmeler ve hukuki düzenlemelerle, ancak iki halkın ortaklaşa üretebileceği bir ürüne dönüşen hellimin üretim kriterlerine uygunluğunun denetiminde her ne kadar uluslararası denetim kuruluşu Bureau Veritas yetkilendirilmişse de Yeşil Hat Tüzüğü’nün masadaki tarafı olarak davulun tokmağı GKRY’nin elinde olacaktır. Kısacası, Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafı üzerindeki ekonomik baskısına bir yenisi daha eklenmiştir. Geçmiş olsun! Son günlerde peynirci dükkânlarında hellimi bulamayışımızın sebebi budur. İzmir’den Avrupa Birliği’ne hellimin öyküsü…
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
Eylül/Ekim 2025 sayısında neler vardı göz atın!
AYIN MEKANLARI GÜL KEBAP

İşte istisna mekânlardan biridir Gül Kebap... Kuruluş tarihi 1949. Gül Kebap’ın özelliği sadece “iyi köfte” yapıyor olması değil. Gül Kebap yetmiş altı yıldır aynı yerde ve dördüncü kuşağın yönetiminde. “Sefer tası” misali üç katlı daracık mekânında müdavimlerinin vazgeçemediği adres. Hayranlık uyandıracak bir çaba değil midir bu? İşini, kalitesini koruyarak yapan tam bir aile işletmesi… Kurucu Mehmet Ali Gülgeze, Girit’in üçüncü büyük şehri Resmo’dan İzmir’e göçle gelmiş. Çanakkale’de savaşmış. Bayrağı, ikinci kuşak oğulları Mustafa ve Muhsin Gülgeze devralmış… Ardından torun Hüsnü Gülgeze. Ve bugün dördüncü kuşak Hüsnü’nün oğlu Burak Muhsin işin başında. “Bir Kemeraltı klasiği” olarak Gül Kebap, esnaf lokantası köfteciliğini ilk günden bugüne değişmeyen formül ve sunum geleneğiyle tavizsiz sürdürüyor.

FİLİBELİ HAN

Filibeli Han Eski İzmirlilerin hatıralarındaki Şükran Oteli, özenli bir yenileme süreci sonrasında sahiplerinin soyadını alan "Filibeli Han" Kemeraltı Çarşısı'nın yeni cazibe merkezi olarak hizmete açıldı. Günümüz ihtiyaçlarına uygun yiyecek içecek mekanlarının yer aldığı Filibeli Han'ın üst katı da keşke çeşitli el sanatları üretiminin yapıldığı atölyelere açılsa... Bizim dikkatimizden kaçmış olabilir ama binanın kısa bir tarihinin yabancı dilleri de kapsayacak şekilde bir köşede yer alması çok doğru olurdu diye düşünüyoruz.

BOŞNAKYA

Boşnakya Filibeli Han'ın yan sokağa açılan çıkışında sevimli olduğu kadar lezzetli ürünler sunan "Boşnakya" isimli bir mekan var. Kıymalı Boşnak böreği, peynirli, patatesli ve patlıcanlı börekler, yaprak sarma ve haşhaşlı börek gibi lezzetlerin ağız sulandırdığı mekanda demli bir çay veya reyhan şerbeti yanında poğaçalar ve harika tatlılar deneyebilirsiniz.Antakya'nın çıtır kabak ve kömbesi, bougatsa Selanik tatlısı, medovik Rus pastası, triliçe tatlıları sizi bekliyor. Cuma günleri menüye mantı da ekleniyor. Boşnakya'ya uğramayı ihmal etmeyin.