Bulunduğu sayı belirtilmemiş. Arzu Berk
İletişim Sohbetleri - Kurum Kültürü "Eylem ve Söylem"
İnsanoğlu “bulunduğu kabın hacmini alan” bir canlıdır. Ve çalışanlar da çoğunlukla bulundukları kurumun kültürünü içselleştirirler. Bu sebeple iş dünyasında ilişki yönetimi için en önemli unsurlardan ve sağlayıcılardan biri de, sağlıklı bir kurum kültürünün varlığıdır. Açık iletişimi, rasyonelliği ve çoksesliliği teşvik eden kurumlarda ilişkiler çok daha sağlam bir temelden başlar, dolayısıyla tartışmaların pek azı çatışmaya dönüşür. * Geçtiğimiz yıl Merriam Webster’in sözlük aramalarındaki en popüler kelimenin kültür olduğunu biliyor musunuz? (Josh Bersin**) Ve artık yöneticilerin, İK’nın, iletişimcilerin en önemli gündem maddeleri arasında yer almaya başladı ve bunun için çok geçerli iyi nedenleri var. Şirket kültürünü oluşturmak için söylediklerimizin kurum içinde yeşermesi, yetiştirilmesi, sahiplenilmesi için söylem kadar “eylem” de önemli. Günlük işlerin, uygulamaların ve hatta mikro kararların içinde gizli. Tepeden tırnağa herkesin değerler bütününün arkasında olması, değerleri, kültürü düstur edinmesi. Yaptıklarımız söylediklerimizle uygmadığında ise yine değerler arasında yer alan güven’in sarsılması kaçınılmaz oluyor. Zaman zaman konu ile ilgili danışmanlarla çalışıyor ve sistemin kurum içinde kurulması ve uygulanması için emek, zaman ve bütçe ayırıyoruz. Kısaca kritik başarı faktörü eylem-söylem birlikteliği. Bu başarıldığında bulunulan kabın hacmini almak da empoze edilmeden kolaylıkla yaşama geçiyor. Bir diğer kritik başarı faktörü ise yöneticilerde gizli. Her kurumunun değerler bütünü yakınlık göstersede farklılıklar fazla olabiliyor. Kiminde eğlence, öğrenme, dayanışma ön plandayken diğerinde güven, saygı, adalet, yenilikçilik, insiyatif alma gibi değerler bütünü yer alıyor. Bu nedenle “İşletme Kültürü”ne uygun kişilerin istihdam edilmesi çalışan ve çalışılan şirket memnuniyetindeki sürdürülebilirliği de beraberinde getiriyor. Bazı şirketlerde işten ayrılan bir çalışan aynı firma tarafından yeniden istihdam edilmez. Bu o şirketin bazen yazılı bazen de yazılı olmayan kuralları arasında yer alır. Çünkü istifa edip yeniden gelen kişinin organizasyona dahil olması mevcut çalışana haksızlık olacağına inanılır. Bunun gibi onlarca örnek verebiliriz. Değerler bütünü veya iş ilkeleri dediğimiz manifestolar sadece ne yaptığımıza değil nasıl yaptığımıza da bir somut örnektir. Bu nedenle işe giren yeni ekip arkadaşlarımızın oryantasyon paketinde yer alır. Verilen mesaj “bizler size verilen dökümanlarda bulunan değerler bütününe sahip bir şirketiz ve senden de bu değer ve ilkelere sahip çıkmanı bekliyoruz”dur. İşsizliğin bu kadar arttığı ve kalifiye elemana ihtiyaç olunan bu dönemde artık çalışanlarda seçici davranıyorlar. Çalışılacak veya çalışmayı arzu ettikleri şirketleri seçiyorlar. Mart ayında “İstanbul TALKS Konferansları” kapsamında Sipahiler Events tarafından Girişimcilik Vakfı (GİRVAK) iş ortaklığı ile ilk kez du¨zenlenen toplantının konuşmacıları arasında Richard Branson da yer alıyordu. Kendisine “çalışanlarınızı nasıl seçiyorsunuz” diye sorulması üzerine; “Bize katılan insanların insan ilişkilerinin çok iyi olması lazım. İnsanların isimlerini hatırlamalılar, diğer insanları gerçekten umursayan kişiler olmalılar. Lider ve iyi dinleyici olmalılar. Biz sadece kendi sesini duymayı sevenleri değil başkalarını da dinlemeyi sevenleri istiyoruz. Mesela bir toplantıda not almıyorsa o toplantıya neden katılmış ki? Ben de Virgin’i kurabildiysem ve bugünlere getirebildiysem bu inanın ki sistematik bir şekilde not almam sayesinde oldu. Mesela uzay turları projem için son üç haftamı not defterimle geçirdim ki 80 sayfa oldu. Acaba 10 uzay gemisini hemen yapsak mı doğru, yoksa her yıl bir tane yapmak mı? Cevap için yöneticilerimi dinlemem ve bir sürü not almak gerekiyor” dedi. Bir başka etkilendiğim örnek ise online alışveriş sitesi Zappos. (http://www.zappos.com/). Şirketi ve kültürü anlamak için önce CEO’su Tony Hsieh’i tanımak gerekiyor. Onu anladığınızda da Zappos’un çalışma kültürünü anlıyorsunuz. "Bizim bir numaralı önceliğimiz şirket kültürüdür” diyor Hsieh. Eğer kültürü sahiplenirseniz, inanırsanız ve uygularsanız zaten uzun vadeli ve olağanüstü müşteri mutluluğunun zaten kendiliğinden doğal olarak oluşacaktır diye ekliyor. Hatta ilk başlarda mülakatları birebir kendisi yaparak kültürün korunması için doğru kişilerin işe alınması konusunda çok çalıştığını da ifade ediyor. * http://www.hbrturkiye.com/blog/kisisel-yonetim/her-seyin-basi-saglik Global Human Capital Trends 2016 araştımasına göre 130 ülkeden 7000’in üzerinde İK ve iş dünyası liderlerinin katıldığı araştırma sonuçları oldukça değerli; Öğrenme, liderlik, çalışan yönetimi ve İK kültürden ön plana çıkan ... “Araştırmaya kaltılanların % 82’si kültürün potansiyel bir rekabet avantajı” olduğuna inanılıyor. Liderlik ve iş hedeflerine uyum’un kültürle direk bağı olduğu vurgulanıyor. Kurumsal performansın, müşteri memnuniyetinin, çalışan bağlılığının firmaları bir adım öne çıkardığı ifade ediliyor. Değerler bütününün, kültürün önemi bazı işletmelerde yeteri kadar anlaşılmamış olup, ölçmede ve yönetmede zaman zaman aksaklıklar oluyor. Bu arada ankete katılanların % 28’i kültürü anladığını % 19 ise işletmelerindeki uygulamanın doğru olduğuna inanıyor. Kültürün başarılı yada başarızın olduğunu değişim dönemlerinde daha rahat ölçebilirsiniz. Özellikle birleşme-satınalmalarda ve büyüme/gelişim ortamlarında. Geçmiş yıllardan farklı olarak Global Human Capital 2016 raporunda kültürün ve birlikteliğin (engagement) iki farklı konu olarak yönetilmesi öne çıkıyor. Neden mi? Çünkü her ikisi da ayrı ayrı ilgi isteyen konular olduğuna inanılıyor. Birbirine bu kadar yakın ve iç içe görünen iki kavramın farklılıklarından dolayı her ikisi içinde tanımlanlamış net yaklaşımlar gerektirmektedir. Kültür “burada işler böyle yürür” derken, birliktelik “çalışanların işlerini nasıl yaptıklarını ve yaparken ne hissetiklerini” ortaya koymaktadır. Kültür; inançları, günlük işlerdeki davranışları kapsar ve ödül/takdir mekanizması ile de etkileşime geçer. Liderler ve yöneticiler tarafından da uygulandığında artık ruh da oluşmuş olur. Birliktelik; oluşturulan modele göre yapılan işin anlamı, yönetimin günlük hayattaki uygulamaları, alınan aksiyonlar ve davranışlar, çalışma ortamı, kişisel gelişim fırsatları, büyüme ve liderliği kapsamaktadır. Etkileşimin düşük olduğu ortamlarda iş hedeflerinin gerçekleştirilmesi bir yana motivasyonu düşük bir organizasyona sahip olmak kaçınılmaz oluyor. Kültürün iş stratejileri ile uyumlu olması çalışanların hedeflerin gerçekleşmesinde daha rahat çalışmasına yardımcı olmakta ve yine çalışanlar tarafından hızlı bir şekilde sahiplenilmektedir. İster kültür ister birliktelik her ikisi de yöneticilerin değerler bütünün arkasında durması ve sürekliliğin sağlanması konusundaki taahhütleri ile sürdürülebilir kılınmaktadır. İnsanlar artık değerler bütünün finansal performansa direk etkiye sahip olduğuna inanıyor. Kısacası, liderlerin inançları, söylemleri ve eylemleri örgüt kültürünün temel itici gücü olduğunu anlamak gerekiyor. Bir deyişe göre “Kültür, stratejiyi öğle yemeğinde yer”miş. “Culture eats Strategy for Lunch.”  (Ve ücretsiz bir öğle yemeği şimdi kültürünün bir parçası olmuş.) Katkıları için Sevgili Derya Topal’a, Aysun Tek’e ve Berk Kuter’e teşekkür ederim. ** http://www.forbes.com/sites/joshbersin/2015/03/13/culture-why-its-the-hottest-topic-in-business-today/#926d08ab6e28
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
MAYIS 2017 sayısında neler vardı göz atın!
SİNEMALAR
AYIN MEKANLARI SADE

Burası çok tatlı bir aile işletmesi, iki kız kardeşin hayallerini gerçeğe dönüştürdüğü bir yer. Ama benim her gittiğimde gördüğüm aile ve arkadaşların da etrafa yayılan olumlu etkileri oldukça fazla. Gelelim mühim konuya, evet ne yiyoruz? Ben ilk geldiğimde rejimimin ilk günleriydi. Kırmadılar, menüde olmamasına rağmen meyvelerle dolu bir tabak hazırladılar, istediğim kiloya inip geldiğimde ise meşhur kahvaltılarını tadabildim. İsterseniz ortaya 2 kişilik kahvaltı söyleyelim. Minik tabaklarda baya çeşit geliyor. Muhammara, Antep-Tulum-Ezine-Çeçil peyniri, zeytinler, domates, salatalık, tahin-pekmez, göçmen sosu, kaymak-bal, ayva-fıstık-lorlu karadut reçeli, tereyağ, haşlanmış yumurta, zahter & zeytinyağı... ortaya geldikten sonra arıştırmalık bir şeyler de söyleyelim. Antep'ten getirttikleri Fıstıklı Antep Katmerini kesinlikle söyleyelim. Bir de daha önce tattığım kanepe vardı, onu ...

[Devamını Oku...]

CELİLE

Karşıyaka Aksoy'da Raika'yı bilirsiniz. Raika'ya komşu geldi, hem de yine aynı aileden. Yine 2 konsept bir arada; hem ikinci el eşyaların satıldığı bir dükkan, hem de bir şeyler atıştırabileceğiniz bir cafe. İsterseniz önce sandviçlerin siparişini verelim. Onlar olurken de etraftakilere bakarız. Ispanaklı Tulum Peynirli Lavaş, Sloppy Joe's ve Kaşarlı, Osmanlı Sucuk Tost... Ooo! Çok iyi seçimler. Ben biraz farklı bir seçim yapacağım. 3 öğün kahvaltı edebilen bir insan olarak, bütün gün kahvaltı veren yerlere bayılıyorum. Ondan "Celile Usulü Serpme" yiyeceğim. Ha öyle düşündüğünüz gibi masa donanan kahvaltılardan değil, minimal ekmek üstü hali. Hadi biraz etrafı karıştıralım. Elbiseler, ayakkabılar, aksesuarlar hepsi tek tek seçilmiş, özel parçalar. Sergilemeye ve almaya değecek parçalar ile dolu burası değil mi? Dekorasyonu oturup seyretmek bile bir başka zevk. Fazıl Bey Caddesi 5...

[Devamını Oku...]

TUCK COFFEE

Panda eli değmiş bir kahve keyfine var mısınız? Son zamanlarda açılan kahve dükkanlarından dekorasyon ve servis olarak ayrılan Tuck Coffee, aslında sadece kahve ile değil smoothie ve tatlıları ile de öne çıkıyor. Hadi herkes rahat edeceği bir yere kurulsun. Self servis kısmını ben hallederim. Buraya bilerek sizi akşamüstü getirdim çünkü esas hareketlenme akşama doğru başlıyor. Ekip de çok samimi ve eğlenceli. Kendinizi her akşam burada takılırken bulabilirsiniz. Ohooo, köşede muhabbet koyulaşmış bile. Grubun dışında kalmak istemem, hemen aralarına katılmalıyım. Bestekar Sadi Hoşses Caddesi 40B Bostanlı @tuckcoffee

ALAÇATI BAZEN

Bazen Alaçatı, bu yaz da Alaçatı'nın nabzını tutmaya devam ediyor. Bazen; tasarım, moda, sanat ve dekorasyon konularında evsahipligi yaptığı birbirinden farklı konuk ve söyleşilerine şimdi de lezzeti ekledi. Bu sezon Bazen'i Hacımemiş Dutlu Meydan 41 numaraya taşıyan Banu Maga, yeni mekanındaki açık mutfakta yapacağı workshoplar ve söyleşilere ünlü şefler ve yemek kitabı yazarları katılacak. Hacımemiş'in kalbi Dutlu Meydan'a taşınan Bazen’in bir de süprizi var; begonvillerle kaplı, doğallığı bozulmadan dekore edilmiş gizli arka bahçesinde, Alaçatı'nın kalabalığından uzak, uzun masalarda keyifli sohbetler ve kaliteli müzik eşliğinde özel menüler, kokteyller, gün boyu ev yapımı lezzetler, pastalar ve nefis kahve çeşitlerini deneyimleyebilirsiniz. Bazen Alaçatı’nın kurucusu Banu Maga "Biz Alaçatı’ya gönül verenler, Alaçatı'nın sadece gece hayatı ile değil, iyi ve kaliteli yaşama dai...

[Devamını Oku...]