NISAN2017 Ayse Perin (Tatari)
Türk Resminin Köşe Taşları
23 Mart Perşembe akşamında Folkart Sanat Galerisi İzmir için çok değerli bir serginin açılışını yaptı. Galeriye girdiğim andan itibaren önce hızlı bir algı ile bütüne baktım ve sonrasında heyecan ile tabloları incelemeye koyuldum… Türk resim tarihinin en önemli isimlerinin eserlerini bir arda görmek ile beraber zihnimde pek çok düşünce ve birikimin karması canlandı. Bu gün hiçbiri hayatta olmayan bu değerli sanatçıların pek çoğunun eserlerini daha önceleri muhtelif müze ve galerilerde ya da koleksiyonerlere ait ortamlarda görmüştüm. Ancak böylesine çeşitlilik ve çokluk içerisinde bir araya gelmeleri çok özel bir buluşma olmanın yanı sıra bir ders niteliği taşımaktaydı. Sergi için; yaklaşık 150 yıllık resim tarihimizdeki en değerli ressamlarımızın eserleri koleksiyonerlerden ödünç alınarak derlenip bizlere sunulmuş… Kentte yaşayanlar için son derece değerli bir hizmet olan bu tür sergileri mümkün olduğunca tanıtmalı ve çok sayıda insanın gezip görmesi sağlanmalı. Sergi açılışında davetlilere armağan edilen çok değerli katalogta sergide yer alan 130 ressamın eserleri ve biyografileri yer alıyor. İnceleyerek dikkatle izlendiğinde Türk resim sanatının tarihini öğrenip anlamak mümkün. Bu değerli sergi yanı sıra hediye edilen katalog için emeği geçenlere ve öncelikle Folkart’a teşekkür borçluyuz. Ülkemizde Cumhuriyet rejiminin kültür politikası içinde resim çok önemli bir sanat dalı olmuştur. Avrupa’ya eğitime gönderilen ressamlarımız memleketimizin değişik kentlerinde ki çalışmaları ile pek çok öğrenci yetiştirmişlerdir. Bu sergi ya da bu tür sergiler bu gün resim sanatı ile uğraşanlar için yol göstericidirler. Klasik, modern ve postmodern eserlerin sergilendiği galeride her eser kendi üretim dönemi içerisinde tarihsel hatırlatmalar ile çok şey anlatıyor… Dönemin natürmort anlayışı, eski İstanbul yapıları, boyama tekniği gibi pek çok özellik tıpkı moda akımları gibi ait oldukları dönemin özellikleri ile zamanı aktarıyorlar biz izleyicilere… Sanat eserleri insanları etkiler ve etkileri herkese göre değişir. Bazen bir resim sizi kendine bağlar uzun uzun baktırır düşündürür hayallere sürükler, imkânınız elverir ise sahip olmak istersiniz. Evinizin bir duvarında onu görebilecek kadar şanslı iseniz ne mutlu size… Her gün onu seyreder her bakışta ayrı bir anlam yüklersiniz esere. Sergiden ayrıldığım saatler sonrasında onca değerli ressam ve resim arasından beni en çok etkilemiş olanlar hafızamda yerlerini aldılar… Sergi öncesinden de gönlümde ayrı bir yeri olanlara biraz iltimas yaptığımı itiraf etmeliyim. Hikmet Onat, İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Namık İsmail, Naci Kalmukoğlu, Eşref Üren, Elif Naci, Cemal Tollu,Şeref Akdik, Cevat Dereli,Hamit Görele, Zeki Kocamemi, Abidin Elderoğlu, Zeki Faik İzer, Nurullah Berk, Ercüment Kalmuk, Ferruh Başağa, Cihat Burak, Adnan Varınca, Avni Arbaş, Mehmet Pesen, Nedim Günsur, Şeref Bigalı, Orhan Peker, Burhan Uygur, Erol Akyavaş…En sevdiklerim arasında yer aldılar her zaman. Sergideki ressamlarımızın pek çoğu hatta da neredeyse hepsi yurt dışında özellikle de Paris’te resim eğitimi almışlar o dönemin ünlü atölyelerine devam etmişler ve değerli hocalardan ders almışlar. Bugün ülkemizde resim sanatı ne yazık ki o devrin yüksek seviyesine benzer bir ivme gösterememiştir. Günümüzde Güzel Sanatlar Akademilerinde, resim sanatının peşinden giderek resmi anlamaya çalışmış çok sayıda resim hocası yetişmemiştir. Söylemim elbette bu günün yaşam koşulları ve sanat anlayışının değiştiğinin farkındalığı iledir. Elbette çağdaş ressamlarımızı küçümsemek ya da yok saymak gibi bir hadsiz söylemde bulunmak cüretinde değilim ancak gerçeği görmezden gelmek sanata ve sanat dünyamıza haksızlık olur kanaatindeyim. “Türk Resminin köşe taşları” adlı sergide hocam Şeref Bigalı’nın “Yağmurda” adlı tuval üzerine yağlı boya tablosu beni pek çok anı ile buluşturdu… Şeref Bigalı (1925–2005)… Atölyesinde neredeyse 10 yıl resim yolculuğunda resim sanatını anlamaya çalıştım. Atölyeye başladığım yıllarda yeteneğime ve bilgime güveniyordum. Mimar olduğum için de kendimi konuya hâkim görüyordum. Zaman içinde ne büyük bir yanılgı içinde olduğumun farkına vardım. Hocamın şu sözleri beni şaşırtmıştı “Evet resimlerinde her şey doğru, perspektif kusursuz ancak çok akademisyen ve ressamca değil. Ve de çok fazla spatül kullanıyorsun dikkat et desenin zayıflar, bütün bildiklerini unut ve baştan başla şimdi eve git ve karakalem ile soğan, bıçak, terlik gibi tek tek desen çalış gölgeye dikkat et modle olmasın modle resmi bayağılaştırır” Şeref Hoca’nın sözlerine önceleri çok alınmış ve üzülmüştüm. Ama yılmadım; bu süreç 2 yıl kadar sürdü. Sonrasında suluboyaya başladık, suluboyalarımı mimarlık fakültesinde hocalarım beğenir sergiye alırlardı, genellikle sokaklarda eski evlerin resimleriydi çalışmalarım. Yine sil baştan yaptık; sulu boya, guaş derken yağlıboyaya geçiş izni aldım. Hoca Paris yıllarında aldığı mükemmel eğitimi aktatırdı tasihlerinde… Paris te H.Goetz ün özel akademisinde ki çalışmalarından, Raspail, Frochot ve Fontainebleu resim okullarında sürdürdüğü çalışmalarını anlatır ve sonunda ah bana kal dediler ama beni bekleyen bir eş ve bebek vardı dönmek zorundaydım diye hafifçe serzenişte bulunurdu kadere… Ama 6 yıl devam ettiği Güzel Sanatlar Akedemisi Cemal Tollu Atölyesi ve sonrasında Abidin Elderoğlu Atölyesindeki günleri anlatırdı. Ve gururla “değerli hocalarım” diye söz ederdi kendilerinden. Şeref Bigalı, “Resim Sanatı” adlı 1976 yılında yayınlanan kitabında resim sanatını bütün yönleriyle ele almış ve irdelemiştir. Kitabı her zaman başvurulacak bir rehber niteliğindedir. Sanat anlayışı figüre ve doğa gerçekliğine bağlıdır fakat son zamanlarda daha renkçi ve geometrik ifadelere, dokunuşlara yer vermiştir. Bir pentür ustasıdır. (Fr.Peinture-boş bir tuvali sanat eserine dönüştürülebilecek bir yaklaşım,resimde boyamanın,boyamada fırça izlerinin esas olduğu bir yaklaşım,boyayla yüzey üzerinde yapılan artistik çalışma) Öğrencilerine şöyle takılırdı “fırça sallamayın resim yapın” Evimin duvarlarında pek çok Şeref Bigalı resimleri yer alıyor, yağlı boyaları suluboya ve guaşları ve desenleri… Çok sevdiği yağmurları, şemsiyelerini sıkıca tutmuş telaşla koşuşan insanları seyrederken resim sanatının zorlu yolculuğu hep aklımdadır. Sergideki tüm sanatçıların ruhları şad olsun… Uğruna yaşadıkları bir amaçları vardı ve daima yaşayacaklar eserleri ile. Ne mutlu onlara bizlere bu ölümsüz güzellikleri sundukları için. Dünyaya güzel izler bırakanları güzellikler içinde anıyoruz…
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
MAYIS 2017 sayısında neler vardı göz atın!
SİNEMALAR
AYIN MEKANLARI SADE

Burası çok tatlı bir aile işletmesi, iki kız kardeşin hayallerini gerçeğe dönüştürdüğü bir yer. Ama benim her gittiğimde gördüğüm aile ve arkadaşların da etrafa yayılan olumlu etkileri oldukça fazla. Gelelim mühim konuya, evet ne yiyoruz? Ben ilk geldiğimde rejimimin ilk günleriydi. Kırmadılar, menüde olmamasına rağmen meyvelerle dolu bir tabak hazırladılar, istediğim kiloya inip geldiğimde ise meşhur kahvaltılarını tadabildim. İsterseniz ortaya 2 kişilik kahvaltı söyleyelim. Minik tabaklarda baya çeşit geliyor. Muhammara, Antep-Tulum-Ezine-Çeçil peyniri, zeytinler, domates, salatalık, tahin-pekmez, göçmen sosu, kaymak-bal, ayva-fıstık-lorlu karadut reçeli, tereyağ, haşlanmış yumurta, zahter & zeytinyağı... ortaya geldikten sonra arıştırmalık bir şeyler de söyleyelim. Antep'ten getirttikleri Fıstıklı Antep Katmerini kesinlikle söyleyelim. Bir de daha önce tattığım kanepe vardı, onu ...

[Devamını Oku...]

CELİLE

Karşıyaka Aksoy'da Raika'yı bilirsiniz. Raika'ya komşu geldi, hem de yine aynı aileden. Yine 2 konsept bir arada; hem ikinci el eşyaların satıldığı bir dükkan, hem de bir şeyler atıştırabileceğiniz bir cafe. İsterseniz önce sandviçlerin siparişini verelim. Onlar olurken de etraftakilere bakarız. Ispanaklı Tulum Peynirli Lavaş, Sloppy Joe's ve Kaşarlı, Osmanlı Sucuk Tost... Ooo! Çok iyi seçimler. Ben biraz farklı bir seçim yapacağım. 3 öğün kahvaltı edebilen bir insan olarak, bütün gün kahvaltı veren yerlere bayılıyorum. Ondan "Celile Usulü Serpme" yiyeceğim. Ha öyle düşündüğünüz gibi masa donanan kahvaltılardan değil, minimal ekmek üstü hali. Hadi biraz etrafı karıştıralım. Elbiseler, ayakkabılar, aksesuarlar hepsi tek tek seçilmiş, özel parçalar. Sergilemeye ve almaya değecek parçalar ile dolu burası değil mi? Dekorasyonu oturup seyretmek bile bir başka zevk. Fazıl Bey Caddesi 5...

[Devamını Oku...]

TUCK COFFEE

Panda eli değmiş bir kahve keyfine var mısınız? Son zamanlarda açılan kahve dükkanlarından dekorasyon ve servis olarak ayrılan Tuck Coffee, aslında sadece kahve ile değil smoothie ve tatlıları ile de öne çıkıyor. Hadi herkes rahat edeceği bir yere kurulsun. Self servis kısmını ben hallederim. Buraya bilerek sizi akşamüstü getirdim çünkü esas hareketlenme akşama doğru başlıyor. Ekip de çok samimi ve eğlenceli. Kendinizi her akşam burada takılırken bulabilirsiniz. Ohooo, köşede muhabbet koyulaşmış bile. Grubun dışında kalmak istemem, hemen aralarına katılmalıyım. Bestekar Sadi Hoşses Caddesi 40B Bostanlı @tuckcoffee

ALAÇATI BAZEN

Bazen Alaçatı, bu yaz da Alaçatı'nın nabzını tutmaya devam ediyor. Bazen; tasarım, moda, sanat ve dekorasyon konularında evsahipligi yaptığı birbirinden farklı konuk ve söyleşilerine şimdi de lezzeti ekledi. Bu sezon Bazen'i Hacımemiş Dutlu Meydan 41 numaraya taşıyan Banu Maga, yeni mekanındaki açık mutfakta yapacağı workshoplar ve söyleşilere ünlü şefler ve yemek kitabı yazarları katılacak. Hacımemiş'in kalbi Dutlu Meydan'a taşınan Bazen’in bir de süprizi var; begonvillerle kaplı, doğallığı bozulmadan dekore edilmiş gizli arka bahçesinde, Alaçatı'nın kalabalığından uzak, uzun masalarda keyifli sohbetler ve kaliteli müzik eşliğinde özel menüler, kokteyller, gün boyu ev yapımı lezzetler, pastalar ve nefis kahve çeşitlerini deneyimleyebilirsiniz. Bazen Alaçatı’nın kurucusu Banu Maga "Biz Alaçatı’ya gönül verenler, Alaçatı'nın sadece gece hayatı ile değil, iyi ve kaliteli yaşama dai...

[Devamını Oku...]