MART2021 Ayse Perin (Tatari)
Buluşma üzerine deneyimler
Çağdaş Türk resminin en özgün yorumcularından... Minyatür, halı motifleri ve geleneksel Türk ve Doğu sanatlarıyla Batı resim geleneğini mükemmel bir sentez ile tuvalde birleştiren ressam. İstanbul, Anadolu, ağaçlar, kuşlar ve su temalarını çok seven, soyut resmi çizgi ile ifade eden, modern yorumu, ritm ve titreşimi, Türk resmine armağan eden sanatçımız. Çizginin ve mavi ağırlıklı rengin gücü, resimlerinde hemen kendini belli eder. Doğrudan insan figürüne yer vermez, ama bir kentin kalabalığı, insansız tuvallerde kalabalığın nefesi hissedilir. Öncelikle bir doku göze çarpar, kuş bakışı duygusu ile uçar, sonrasında yavaş yavaş alçalırken, binaları, cadde ve sokakları, denizi fark etmeye başlarsınız... İstanbul’daysanız eğer, Mimar Sinan’ın camilerini, Haydarpaşa Garını, Galata Kulesi ve daha pek çok kent belleğini teşkil eden yapı ile yüzleşirsiniz. Siz artık dokunun içinde kaybolmuş, insansız tuvalin nefes alan insanı olmuşsunuzdur. Gölgeden arınmış anlatısı, tümüyle çizgisel, ritmik ifadelerle çoğu zaman da tek ya da az renk ile karşımıza çıkar. Son dönemde “ikili bakış” başlığı altında yaptığı resimlerde bir değişim gözlemlenir. Açık havayla sınırlı mekân dili, ilk defa bu dizide iç mekâna adım atar. Taban planı ile örtüşmeye hazır iç mekân resmi, tarihi Osmanlı çinileri ile yüzleşirken aynı zamanda dışarda bulunmayı da engellemez. Sanatçı, zamanın ve mekânın neresindedir? “İkili bakışlarda” aynı anda iç ve dış mekân birlikte yaşanır. Kargo ile eve gelen bir paketten çıkan iki adet CD ve bir adet DVD'yi merakla izlemeğe, dinlemeye koyuldum. Üzerinde “Buluşma Üzerine Deneyimler” yazan paketin muhteviyatı, DEVRİM ERBİL’in resimleri üzerine bestelenmiş olan eserler ile sanatçının hayatını, eserlerini ve üslubunu anlatan bir belgesel film ve açıklamaları içeren bir kitapçık... Kurgusal bir film havasında anlatılan Erbil’in hayatı, resimleri, muhteşem doğa görüntüleri ve müzik eşliğinde sinema dili ile buluşuyor ve sanatçıyla yapılmış çok özel ve farklı bir röportaj ile son buluyor. Mehmet Ergüven ile 2018 yılında başlayan bu çalışma; Oğuzhan Balcı ve öğrencileri Hasan Barış Gemici, Yusuf İzzeddin Mesçi, Gizem Alever’in müzikleri ve yönetmen Durmuş Akbulut’un kurgusu ile gerçekleşmiş. Devrim Erbil’in Tarihi Yarımada’yı resimlediği çok sayıda eseri bulunmaktadır. Bunlar, ilk bakışta aynı başlık altında toplanmış gibi görünmekle beraber, ince ayrıntılarla birbirlerinden ayrılan özelliklere sahip oldukları fark edilir. Somut ve soyut arasındaki geniş yelpaze, resim sanatıyla anlatılırken müzik sanatı ile de yansıtılabiliyor. Erbil, resimlerinde kararlı duruşu ile geçmişi ve şimdiyi geleceğin çizgilerine taşırken, soyutlarken de içinde bilinmeyenden çok bilineni var eder. Yaşanmış bir kentin, frekansının hissedildiği resimler ile adeta eşzamanlı ilerleyen notalar, izleyiciyi Erbil’in kentlerinde gezdirirken, tıpkı resimlerdeki gibi bir bakıma soyut bir bakıma da nesnel bir anlatımı destekliyor. Çizgilerinde ritm ve armoni ile zenginleşir tuvali Devrim Erbil’in... Çizgi zenginliği ile desen hiçbir zaman göz ardı edilmez, resmin konstrüksiyonu, homojen bir planlama ile her noktaya her köşeye dikkatimizi çekmeyi başarır. Resimleri izlerken müziği dinliyorum... Keman ve piyano için yazılmış olan “Tarihi Yarımadaya Dört Piyes”, Solo piyano için yazılmış olan “Titreşimlerin Öyküsü”, ”Bir Şehir Çeşitlemeleri”... Tonal yapısı resmin rengine göre belirlenmiş olan her bölüm, farklı birer resmi tasvir eder gibi. Bir bütün içinde farklı karakterleri içeriyor. Devrim Erbil’in resim dili hemen her kesimden insan ile iletişim kuruyor. Eğer bir sanatçı, takdim ettiği form ile gözleri, kalbi ve espriyi devamlı sevinç ve hazda, alaka ve sevgide tutabiliyorsa, eser anlaşılmış demektir. Paul Klee “Noktanın hareketinden çizgi, çizgiden düzey, düzeyden hacim oluşur. Çizginin hareketine ton ve rengin katılmasıyla yeni biçimlendirme olanakları ortaya çıkar. Çizgi sadece ölçülür. Açıklık-koyuluk yoğunluklarına göre tartılabilir” sözleri ile bizi çizgi üzerinde düşündürürken... “Buluşma Üzerine Deneyimler” ile Akılla sezgi, bilinçle bilinçaltı, gerçekle düşün birbirine karıştığı yaratıcılık dünyasına yolculuk yapmanızı öneririm.
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
Eylül/Ekim 2025 sayısında neler vardı göz atın!
AYIN MEKANLARI GÜL KEBAP

İşte istisna mekânlardan biridir Gül Kebap... Kuruluş tarihi 1949. Gül Kebap’ın özelliği sadece “iyi köfte” yapıyor olması değil. Gül Kebap yetmiş altı yıldır aynı yerde ve dördüncü kuşağın yönetiminde. “Sefer tası” misali üç katlı daracık mekânında müdavimlerinin vazgeçemediği adres. Hayranlık uyandıracak bir çaba değil midir bu? İşini, kalitesini koruyarak yapan tam bir aile işletmesi… Kurucu Mehmet Ali Gülgeze, Girit’in üçüncü büyük şehri Resmo’dan İzmir’e göçle gelmiş. Çanakkale’de savaşmış. Bayrağı, ikinci kuşak oğulları Mustafa ve Muhsin Gülgeze devralmış… Ardından torun Hüsnü Gülgeze. Ve bugün dördüncü kuşak Hüsnü’nün oğlu Burak Muhsin işin başında. “Bir Kemeraltı klasiği” olarak Gül Kebap, esnaf lokantası köfteciliğini ilk günden bugüne değişmeyen formül ve sunum geleneğiyle tavizsiz sürdürüyor.

FİLİBELİ HAN

Filibeli Han Eski İzmirlilerin hatıralarındaki Şükran Oteli, özenli bir yenileme süreci sonrasında sahiplerinin soyadını alan "Filibeli Han" Kemeraltı Çarşısı'nın yeni cazibe merkezi olarak hizmete açıldı. Günümüz ihtiyaçlarına uygun yiyecek içecek mekanlarının yer aldığı Filibeli Han'ın üst katı da keşke çeşitli el sanatları üretiminin yapıldığı atölyelere açılsa... Bizim dikkatimizden kaçmış olabilir ama binanın kısa bir tarihinin yabancı dilleri de kapsayacak şekilde bir köşede yer alması çok doğru olurdu diye düşünüyoruz.

BOŞNAKYA

Boşnakya Filibeli Han'ın yan sokağa açılan çıkışında sevimli olduğu kadar lezzetli ürünler sunan "Boşnakya" isimli bir mekan var. Kıymalı Boşnak böreği, peynirli, patatesli ve patlıcanlı börekler, yaprak sarma ve haşhaşlı börek gibi lezzetlerin ağız sulandırdığı mekanda demli bir çay veya reyhan şerbeti yanında poğaçalar ve harika tatlılar deneyebilirsiniz.Antakya'nın çıtır kabak ve kömbesi, bougatsa Selanik tatlısı, medovik Rus pastası, triliçe tatlıları sizi bekliyor. Cuma günleri menüye mantı da ekleniyor. Boşnakya'ya uğramayı ihmal etmeyin.