Bulunduğu sayı belirtilmemiş. Hikmet Savatlı
New York Sokaklarında - Parklar Şehri NYC
İçine çeşitli koşuşturmacalar sıkıştırılmış bir tempo düzeneğidir hayat. Bir sabah uyanırsın ve hayatının seyrinin geçmiş günlerden sana sunduğu demeti kucaklamak istemez, bu koşuşturmacalardan kaçmak istersin ve genelde o günün adı Pazar’dır. Pazarların yetmediği noktada “tatil” bu tempoyu düşürmek için kullandığımız en kolay çözümdür. Biz de bu tempoyu düşürmek, memleketin gündeminden, temposundan uzaklaşmak için ailecek bir tatil yapmanın güzel olduğunu düşünerek iş ile eğlenceyi birleştirip New York’un yolunu tuttuk… New York’ta yıllarca okuduğum için bana bir nevi hasret giderme noktası oldu. İlk, tek başıma, sonra sevgilimle, bu tatilimizde oğlumuzla beraber üç kişi; sokakları özgürlük kokan bu ülkede keyifle dolanıyoruz. Uçak Kennedy Havaalanına indiğinde oğlum Kaptan Amerika’nın kendini karşılamaya gelip gelmediğini sorduğunda gülmekten ölecektik. Yıllardır gelir giderim peki bu şehirde ne değişmiş? Times Square’in kırmızı merdivenler konmadan önceki halini hatırlıyorum, ikiz kulelerin boşluğunun doldurulmaya çalışıldığını görüyorum, ama bunun yanında 1902 yılında yapımı tamamlanan Filatrion Binasının hala yerinde durduğunu, Washington Square Park’ın 1871 yılından beri park olarak kullanıldığını ayrıca Manhattan adasının içinde bulunan irili ufaklı hiçbir parkın bozulmadığını ve bozulmayacağını da biliyorum. İnan bana, gökdelenlerin gölgesinde ama herhangi bir parka girdiğinde içini bir huzur kaplıyor. Hatta iki yaşında sadece adını ve yaşını İngilizce olarak söylemeyi bilen oğlum benim parkta arkadaşlarım var, parka gidelim oyun oynamak istiyorum diyor. Keşke yaşadığımız şehirlerde de böyle güzel, temiz ve bakımlı parklar olsa. Son geldiğimde Dünya Ticaret Merkezi Binalarının olduğu yerde malum olaydan sonra kazılmış koca bir çukur olduğunu düşünürsek “yeni Dünya Ticaret Merkezi binası” (WTC) inşası hala tamamlanmamış ama bittiği zaman eminim güzel olacak. Buraya yakın bir yerde ilk gözüme çarpan insanların köpeklerinin sosyalleşebileceği, büyük ve küçük köpeklerin ayrı, oyun oynama alanının ayrı olduğu bir park gözüme çarptı. Bizimde bir köpeğimiz olduğundan, fikir çok güzel göründü, ve onun peşi sıra yaklaşık 1 kilometre boyunca iki yaşından başlayarak oyun alanlarının olduğu bir park gurubu gördük. Özellikle “yaşlı” vatandaşların bile düşünüldüğü çiçek bahçesi içindeki banklara hayran olmamak elde değil. Tabi New York deyince akla Central Park gelecektir, Aren Ege’ye Amerikan Doğa ve Tarih müzesi, bizlere Metropoltan müzesi gezisi ayarladığımız bir gün parkın içerisinden özellikle geçmek istedim. Daha önce bahsettiğim Pazar kaçamağını burada bir piknik ile taçlandırma fikrimiz, ben bu yazıyı yazdığım sırada daha gerçekleşmemişti. Düşündükçe güldük, güldükçe ağlanacak halimize güldüğümüzün farkına vardık! Kapat gözlerini, sonuçta Amerikan sinema endüstrisine bir bilet dahi almış olsan buraları gelmeden biliyorsun! Bisikletliler, koşucular, oyun oynayan çocuklar, tam bir doğa ile bütünleşme ve hayatı anlama noktası. Devasa binaların içinde yaratılmış bu vahaya, şurada çizgili pijama ve atletli bir bıyıklı varmış diye çizelim. Piknik bizim milli eğlencemiz, onun olmazsa olmazı tabi ki mangal! Hiçbir aile tek başına pikniğe gitmeyecektir muhakkak ki bir minibüs tutulmuştur, bir gurup çocuk etraf çocukları da gelmesi ile hemen mahalle maçı başlatır, kadınlar geri plan hizmetlerinde, erkekler ateşin başında eh bir de teyp… Aynı his bana Viyana’da gelmiş metroda çalan klasik müziği dinlemek için bir sonraki metroya binmiştim. O yolculuğun sonunda İstanbul’a geldiğimde metroya girdiğimde beni yanık sesi, ve Orient tınısı ile korkunç bir arabesk sahnesi karşılamıştı. Bu arada burada belediye, kendi bünyesinde bulunan sığınma evlerinde kullanmak üzere bazı parklarda organik tarım yapıyor. Bizde olsa insanlar her geldiğinde evde unuttukları otları oradan söker ve salatasına kullanır. Hatta fazlasını toplar evine götürür! Tuvalet ihtiyacı gelen çocuğa anne babası şuradaki ağacın arkasını göstermiyor, park bünyesinde bulunan umumi tuvalete elinden tutup götürüyor. Parklarda genel olarak mangal yapılmıyor, ama hemen dışarıda sokak yemeği yapan kamyonlar var. Hemen o etler kaçaktır ne eti olduğu belli değildir, der gibi olduğunu biliyorum ama inan sağlığa zararlı bir madde olsa orada tutmazlar. Brooklyn’de girdiğimiz bir parkta mangal yapmak isteyenler için park içerisinde mangalların içinde bulunduğu ayrı bir bölüm var, ne bir poşet uçuyor ne de yemek yiyenlerin arkasında kokulu pis bir alan kalıyor. Nasıl bulmak istiyorsan öyle bırak denir ya? Sanki ilk sen gelmişsin gibi temiz… Parklardan çıkalım ve şehrin merkezi Times Square’e gelelim. Ben o kadar hatırlamıyorum, buranın sembolü bana göre çıplak, şarkı söyleyen kovboydur. Aren Ege Batman, Spiderman, Minionlar ve diğer bilimum kahramanlar ile resim çekilerek unutulması güç bir anı yaptı kendine. Gözlerindeki o sevinç inan dünyalara değerdi… Önümüzdeki ay yazının ikinci kısmında New York’un yemek kültürünü anlatacağım, dayanamayacak olanlar için instagramdan @hikmetsavatli hesabımı takip etmelerini ama detaylar içi, NYC yeme içme rehberi olabilecek bu yazıyı kaçırmamalarını tavsiye ederim. Sevgi ile kal…
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
HAZİRAN 2017 sayısında neler vardı göz atın!
SİNEMALAR
AYIN MEKANLARI CAFE J9

Seferihisar yolu üzerinde hem kafe olarak hizmet veren, hem ahşap ve doğal ağaçtan yapılmış özel tasarım mobilyaların satıldığı J9 Cafe, elbette en önce tarzıyla dikkat çekiyor. Baba mesleği olan ağaç işleme sanatında çekirdekten yetişmiş iki kardeş olan Celal ve Bülent Geçer’in kurup işlettiği bu kafenin dekorasyonu da onlara ait. “Ağacı, kesip biçip masa haline getirmektense ağaçlarla oynamayı farklı şekilde bir şeyler üretebilmeyi seçiyoruz” diyen Celal Geçer, bunun yanı sıra elden çıkarılmak istenen ama kendi üzerinde anılarını hala barındıran eski ürünleri değerlendirme ve kullanışlı hale getirme çabası içinde olduklarını da söylüyor: “J9 Cafe'yi kendi mola alanımız gibi yarattık aslında. Boş arazide duran bizim emektar, kendini ağacın her bir damarıyla süslenmiş halde buldu. Buraya gelen misafirlerimizin yüzüne de o tatlı gülümsemeyi kondurdu. Diğer yandan toplum olarak aşırı ...

[Devamını Oku...]

SCOTTO CAFE

İtalyan konsepti, şirin dekorasyonu, müzikleri ve yemekleriyle son günlerin trendi haline gelen Scotto Caffe. Ev yapımı hamburgerleri ve pizzalarıyla dikkat çeken Scotto Caffe’nin tatlıları da özel. Günlük ve butik üretilen tatlılar en çok tercih edilen lezzetlerin başında. “Neşeli bir yemek” sloganıyla yola çıktıkları Scotto’nun Koordinatörlüğünü yürüten ve aynı zamanda Şef Mehmet Malkoç, dinamik ve heyecanlı bir kadro ile İzmir’in ve İzmirlinin özgür, genç ve keyifli tarafına dokunmak istediklerini belirterek, “Özenle seçtiğimiz etlerden hazırladığımız köfteler ve bize özel ekmekleriyle yaptığımız hamburgerlerimiz çok ilgi görüyor. Tabii ki İtalya denince akla gelen pizzalarımız ve makarnalarımız da keyifle tüketilen yemeklerimiz arasında. Salatalarımızın da müdavimleri oluştu. Menümüzde yer alan diğer tüm ürünlerimizi her gün özenle hazırlıyoruz. Amacımız keyifli bir ortamda, dama...

[Devamını Oku...]
SCOTTO CAFE