EKIM2016 Hikmet Savatlı
Yeni Bir Okul
Üç yaşındaki oğlum geçtiğimiz ay okula başladı. Aslında o mu başladı, yoksa annesi ile biz mi başladık henüz bilemiyorum zira heyecanımız o düzeyde. Yaş gurubu itibarı ile çocuklarını okullara gönderen anne/baba olmak demek televizyonda esas oğlan diye izlediğin ve kendinle özdeşleştirdiğin ana karakterin yan rollere kayıp en sonunda aile babası rollerini aldığını görmek gibi bir şeydir. Kafanda oluşan bulanık görüntüyü bir örnek ile netleştirelim. Hayranları konuyu daha iyi anlayacaktır; mesela, Rocky son filmde ilk filmindeki antrenörü Mickey gibi oldu. Kevin Kostner büyük baba, Jennifer Aniston, hatta 1981’de 6 yaşındayken E.T. filminde tanıştığımız Drew Berrymore bile anne rollerine çıkmaya başladı ki bu takvim sayfalarının bizler için hızlıca döndüğünün habercisidir. Ege’nin ilk gittiği okul New York Üniversitesi, ikinci gittiği okul ise Harvard! Hatta okulun kurucusunun okul kampüsündeki heykelinin ayağını ovarsan Harvard’a gideceğin rivayet edilir. O zaman iki buçuk yaşında olan bir çocuk, niyeti yoksa, bu “şehir efsanesini” bilmeden ben bu okulda okuyacağım diye çığlık atıp hadi bana kitap ve çanta alalım diyerek, bookstore’a koşarken bizleri arkasından koşturmazdı. (ne olur ne olmaz heykeli elledik, totemimizi yaptık ve oğlumuzu izmir’de anaokuluna yazdırdık o ayrı.) Anne/baba olarak beklentilerimiz yok mu? Var tabii… Olmaz olur mu, hayatımızı ona göre şekillendiriyor ve ona göre imar ediyoruz. Bu yüzden beklentilerimiz var, ama bir çıtamız yok. Kendi adıma konuşmam gerekirse; çocuğunun maketini, ödevini veya hazırlaması gereken işlerini yapan anne/babalardan olmayacağım. Okul bana göre ebeveynlerin kendi becerilerini yarıştırdığı bir yer olmamalı. Biz Ege’nin ne yaparsa yapsın keyif aldığı şeyleri yapması gerektiğini düşünüyoruz ve onu bu konuda cesaretlendireceğiz. İleride okuduğu okulun spor takımında, müzik grubunda keyifle bir şeyler yapıyorsa bu senin son senen sınava çalış keyif aldığın aktiviteyi yapma demeyiz. Kurgu olarak filmlerden ve artistlerinden bahsetmişken bu minvalde devam edelim. Benim izleyici olarak en etkilendiğim sahne, Passion of Christ filminde, Meryem’in elinde çarmıh ile idama giden oğlu İsa’yı, evinin avlusunda çocuk gibi koştuğunu gördüğü sahnedir. (satır arasında Mel Gibson beni bu sahnede uçurmuştur ve ne zaman böyle bir sahne görsem çok etkilenirim) Ege’yi okula götürdüğümüzde aklıma benim okula gidişlerim geldi, ne yalan söyleyeyim hüzünlendim ve sonrasında sanki okuduğu okuldan mezun olup kep atıyordu. Hayal işte insan bir anda öyle bir görüntü geliyor gözünün önüne, zaman tabi bir anda geçecek… İddialı anne baba olmamalı insan… Oğlum okuduğu okulda, okul birincisi olup konuşma yapıyor yapıyor diye hayal kurmuyorum. Tabi bu noktada annesi her sene okul birincisi olduğu için onun için çok normal olsa da o bile mutlu olacağı şeyler yapması taraftarı. Okullarda verilen standart eğitim, memleket koşulları yurdum insanının mizacını mutsuzluğa ve paranoyaklığa itmiş durumdayken bizler karanlığın içinde bir ışık yakmaya çalışmaktan mutluyuz. Kibar, bilinçli, mutlu, yardımsever ve bir çok güzel nitelik yüklemek istediğimiz bir evladımız var ve diliyoruz ki kendini bilen “kamil” bir “insan” olsun. Madem filmler ile başladık, geçtiğimiz ay kaybettiğimiz Tarık Akan’a rahmet, ailesine sabır, sevenlerine baş sağlığı dileyerek Hababam Sınıfından bir replik ile bitirelim. Mahmut Hoca: Okul sadece dört yanı duvarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir. Okul her yerdir. Sırasında bir orman, sırasında dağ başı. Öğrenmenin, bilginin var olduğu her yer okuldur. Tulum Hayri: Allah aşkına hocam, bu okulda insan ne öğrenir? Mahmut Hoca: Yaşamayı, mücadele etmeyi, doğa ile savaşmayı öğrenirsiniz. Bilgili olmayı, en önemlisi kendinize karşı saygıyı öğrenirsiniz. Bu saydıklarım eğer bir okulda yoksa orada sadece bir taş yığını vardır. Eğitim ve öğretim’in yaşı yoktur hepimiz bir noktada öğrenci, bir noktada öğretmeniz. Yurdum insanı nedense bu öğretileri kulak arkası yaparak işin hep komedi tarafında kalmayı tercih eder. Ben altını çizeyim istedim. Topladığın bilgilerin yoluna ışık olması dileklerimle…
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
NİSAN 2017 sayısında neler vardı göz atın!
SİNEMALAR
Karayip Korsanları: Salazar’ın İntikamı
T2 Trainspotting
AYIN MEKANLARI Tekne Sahaf Cafe

Sordum, mekanın adı neden tekne diye, yanıtla girelim mekanı size tanıtmaya: Bu mekanın ismini neden mi Tekne koyduk? “Deniz burada açık bir simgedir sanıyorum. Uçsuz bucaksızlığıyla bize hem özgürlüğü esinler, hem güçlükleriyle, tehlikeleriyle vardır. Denizde olmak pek çok güç koşula katlanmayı gerektirir. Orada hem özgürlüğü yaşarsınız, hem özgürlükle gelen savaşımı. Karadaki kadar rahat değilsiniz orada. Benim yaşamım da denizdeki bir adamın yaşamı gibiydi. Ben hep kendimi özgür duydum, çünkü bilincimi özgür kılmıştım ve kendi açımdan çok özgür bir savaş yürüttüm, ama bu savaşımın koşulları hiç de kolay değildi. Küçük bir TEKNE’de bir kaptan gibi sürekli olarak dalgalarla boğuştum.” Savaşçı Türküleri / Afşar Timuçin Afşar Timuçin’den verdiler yanıtı… Peki, Tekne’nin ön plana çıkan özelliklerine gelirsek, burası yavanlıktan, basitlikten kaçanlar için bir kendi deyişleri ile “e...

[Devamını Oku...]

Yomumu

Frozen Yoğurt… Avrupa ve Amerika’da çok tutulan bir yoğurt ürünü… Light süt ve içinde yüzde 1 oranında şeker bulunan yoğurt mayası ile yapılan, başkaca katkı maddesi kullanılmayan, sağlıklı, serin... Üstüne ekleyebileceğiniz toplam 48 çeşit çerez, taze meyve ve çikolata grubu topiklerle inanılmaz lezzetli bir ürün frozen yoğurt. Yomumu da bu ürünü Alsancak’la buluşturan yeni bir mekan. 3 boy bardakta seçtiğiniz frozen yoğurdun üstüne dilediğiniz kadar topik dedikleri bu 48 çeşit malzemelerden ekletebiliyorsunuz. Geçtiğimiz Kasım ayında kapılarını açan Yomumu’ya gidince ilk iş isminin anlamını sordum, “Yoğurdun Mucizevi Mutluluğu”ymuş açılımı. Tam da ismine yakışır bir ürün çıkarmışlar ortaya. Özellikle gençler ve Kültürpark’ta spor yapanlar, okul çıkışı, spor dönüşü “take away” yani al git mantığıyla Yomumu Alsancak’a uğruyorlar, hem aperatif, hem sağlıklı ve doyurucu frozen yoğ...

[Devamını Oku...]