OCAK2018 Pınar Tekeş
Küçük Kırmızı Defter
Yeni yıla girdikten sonra içinizde yaşasın daha çok var nasılsa yaparım duygusu olur mu? Bu çokluk bilincinin yarattığı zamanın çok olmasıyla ilgili bir rahatlık değil kuşkusuz. Daha sonraya atmakla ilgili bir kaçış. Eskiden tanıdığım bir yoga eğitmeni erteleyen insanların “ solar plexus” çakrası tıkalı olur demişti. Vücudumuzda olduğu varsayılan ve yaşam enerjisini aldığımız enerji noktalarından birindeki bu tıkanıklık hem kabul ve kararlılık zorluklarına hem de ertelemeye yol açar diye anlatmıştı. O zamanlar nöronlarımın algılayamadığı bu bilgiyi, şimdi yani yıllar sonra Theta Healing Eğitmeni olunca net olarak anladığımı görüyorum. Peki ertelediğimiz şeylerin bir listesini yapmaya kalksak acaba “nasılsa daha çok var” döngüsünü kaç kere yaşamış olduğumuzu saptayabilir miyiz? Oturup döksek, aslında ertelediklerimizin yaşamlarımız olduğunu farketmemiz mümkün olacak. Ertelemekteki kazancımız ne? Bize ne için zaman kazandırıyor? Başını bilip sonunu bilmediğimiz bir zaman diliminde ileriye atmak, yaşam deneyimimizin isteklerimize kavuşamadan sonlanması anlamına gelmez mi? Artık öteleme ihtiyacımıza son verelim mi? Hayatın akışında istediklerimize kavuşuyor olmanın tadını çıkaralım mı? Önce, kendimize her zaman yanımızda taşıyabileceğimiz kırmızı bir defter alalım. Neden kırmızı diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Gözümüze kolayca çarpsın, farketmemiz kolay olsun diye. Kırmızı defterimiz ve birkaç not kağıdıyla önümüzde güzel bir manzaranın olduğu, kendimizle başbaşa kalabileceğimiz bir yerde oturalım. Dumanı tüten bir kahveyi yudumlayıp manzaranın tadını çıkarttıktan sonra içimize soralım, eğer sonsuz dilek hakkımız olsaydı, neleri yapmak isterdik? Önce o boş kağıda bunları tek tek, sınırlarımız olmadan yazalım. Sonra bu sene gerçekleştirmek istediğimiz şeyler neler onları da başka bir kağıda yazalım. Gerçekten kalbimizden gelenlere ulaşabilmek için kalemimizi hiç kaldırmadan yazalım ki düşünüp mantığa uydurmaya çalışmış olmayalım. Geçmiş alışkanlıklarımız bizi hayallerimizden uzak tutar. Geçmişteki alışkanlık kalıplarımız, kızgınlıklarımız, kırgınlıklarımız, korkularımız hep ulaşmaya çalıştığımız hayatlarımızın önünde birer engeldir. Bazen de pek çok şeyi biliyor olduğumuzu düşünmemiz bizim için büyük bir engeldir. Unutmayalım bir şeyin tüm prensiplerini bilmek onu uygulayabiliyor olmak demek değildir. Bahanelerimiz bizi hep zihinde tutar ve blokajlar yaratır. Biz, ne isteyeceğimizi bilemezsek evren boşlukları kendi doldurur. Ve bu doldurulanlar bizim istediğimiz şeylerden oluşmayabilir. “Daha iyi bir ben” e, hayallerimizin gerçekleştiği hayatlara ulaşamamızın sebebi tam olarak ne istediğimizin farkında olmamamızdır. Beyinlerimiz kusursuz bir bilgisayar yazılımı olarak çalışıyorsa onu nasıl programlarız? Zihinlerimiz nasıl formatlanır? Beyinlerimize ne istediğimizin listesini vermeliyiz. Bundan 20-25 yıl kadar önce verilen Hedef Belirleme Teknikleri Eğitimi’nde anlatılan “zaman” kavramı aslında güncelliğini her daim koruyacak. Beyin hedefi verilen sürede gerçekleştirmeye alışkındır. Biz süresini belirlemezsek gerçekleşmesi bir ömür bile alabilir. Bir başka konu da hedeflerimizi gerçekleştirmemiz neye hizmet edecek? O hedefe ulaştığımızda bu bizde nasıl bir değişiklik yaratacak? Bizi nasıl biri yapacak? Ulaşmak istediğimiz gerçeklik bu mu? Tüm bunlar gerçek isteklerimize bir adım daha yakınlaşmamızı sağlayacak kilit sorular. İstememiz gerektiğini düşündüklerimizle, gerçekten istediklerimizin arasındaki ince çizgiyi ayırt etmemizi sağlayacak ipuçları. Beyini eğitmek karın kası yapmak gibidir. Karın kası yapmamız nasıl zor ise beyni eğitmek de o kadar zordur. Ama bir kez listemizdekilerin gerçekleştiğini görünce, yeni yeni listeler hazırlamak için motive oluruz. Bakarız ki kaslar yavaş yavaş sağlamlaşır. Öyleyse hadi kırmızı defterle yolculuğa başlayalım... pinar@pinartekes.com www.pinartekes.com