Bulunduğu sayı belirtilmemiş. Şükran Yücel
Bazı Kelimeler Çok Güzel
Kelimeler kelimeler kelimeler... Kelimeler o kadar etkilidir ki, insanların hayatını değiştirebilir. Hangi dilde olursa olsun, kelimelerin sırrına erişmek, dünyayı kendimize tanımlamak anlamına gelir. Bir bebek ilk kelimeleriyle hayatı keşfetmeye başlar. Kelimeleri çoğaldıkça çevresindeki kişileri, nesneleri tanıma sürecinde her gün yeni adımlar atar. Bir bebeğin ana dilini öğrenmeye çabalaması ne büyülü bir yolculuktur. Yabancı bir dünya birdenbire tanıdık bir mekâna dönüşür. Kelimeler evimizdir, yuvamızdır, memleketimizdir. Yabancı bir ülkede, kendi dilinizi konuşan birilerine rastladığınızda, onlarla hemen kaynaşırsınız. Birkaç kelime, sizi buluşturur. Kırk yıllık dost gibi kucaklaşırsınız. Kelimelerin öyle bir sihri vardır. Ağulu kelimeler de vardır. Ağızdan kaçmasıyla insanı insana, kardeşi kardeşe düşman eden. Ulusları çarpıştıran. Uzun ve bitmeyen savaşlara yol açan. İsteriz ki kelimeler dostluğa, kardeşliğe, sevgiye, iyiliğe, barışa köprü olsun. Hep güzel kelimelerle diyalog kuralım. Kelimeler her gün hayatımızdan eksiliyor. Kelimelerle birlikte hayatımızdan da bir şeyler eksiliyor. Neyin eksildiğini bilmeyenler, kelimelerin hasretini çekmeyi de bilmiyorlar. Bazı işaretler, simgeler kelimelerin yerini almaya başladı. Gülen yüz, üzgün surat ve bilemediğim bir dolu simge kelimeleri unutturacak kadar iletişimde kullanılmaya başlanıldı. Önce kelimeleri saymaya başlamıştık. Sonra “karakter” denilen harfleri ve boşlukları saymaya başladık. Hayatımızda yeni bir boşluk oluştu. Meramınızı 140 karaktere sığdırmaya alıştınız. Artık uzunca bir makaleyi sonuna kadar okumak yoruyor insanların çoğunu. “Özetleyiversene şunu.” diyor kimisi. Gazeteler daha az okunur oldu. Resimlerine bakıyor, başlıkları ve spotları okuyor çoğu. Gazeteler de bunun farkında. Dergiler, gazeteler yazıları kısa tutup, fotoğraflara, resimlere daha çok yer ayırır oldu. İnternetle yarışırken, ne gelir elimizden? Dünyamız giderek daha da görsel hale geliyor. Kelimeler ölüyor mu? Kullanılmayan, unutulan, silinen, tedavülden kalkan kelimeler nereye gider? Kelimelerin mezarlığı eski sözlükler midir? Ya da internet yaygınlaşalı gözden düşüp çöpe atılan ansiklopediler mi? Sahaflardaki eski, büyülü kitaplar mı? Boşuna yazmamıştı sevgili şair arkadaşım Didem Madak: “Kelimelerin mezarlığında gece bekçisiydim. / Dirilecekleri günü bekledim.” Kelimeler o bu dizeleri yazdığından bu yana birbiri ardına ölmeye devam ediyorlar. Dirilecek gibi de görünmüyorlar. Giderek daha az kelime dağarcığıyla idare ediyor insanlar. Bilgisayardaki işaretler, hayatımızı işgal ediyor. Oysa kelimeler en büyük hazinemiz. Onlarla seviniyor, onlarla üzülüyoruz. Onlarla düşünüyor ve hatırlıyoruz. Kelimelerin ölüp gittiğini görüp üzülen Banu ve Onur Ertuğrul güzel bir projeyi hayata geçirmişler. Güzel kelimeler hayatımızdan tümüyle kaybolup gitmeden onlara bir saygı duruşunda bulunmak istemişler. Lûgat365 fikri tek bir kelimeye inanarak başlamış: Hissikablelvuku... Oldukça ağdalı bir kelime. Ezberlemesi bile zor. Ama kendine has bir melodisi var. Önsezi anlamına geliyor. “Bu kaybolup giden kelimelerin heyecanını yaşayan başkaları da vardır” diye işe girişmişler. Önce kitaplarda ve sözlüklerde güzel kelimeleri arıyorlar. Anlamları çıkarıyor, kelimelerin etimolojik hikâyelerini araştırıyor, kullanıldıkları eserleri tarıyorlar. Sonra Twitter, Instagram ve Facebook üzerinden her gün bir kelimeyi anlamı, kökeni ve kulllanımlarıyla paylaşmaya başlıyorlar. Bir sene boyunca her gün bir güzel kelimeyi paylaşıyor ve bir sene sonunda 365 kelimeye ulaşınca bitiriyorlar. Can Yayınları da bu projeyle ilgilenerek kitap olarak yayımlanmasına önayak oluyor. “Lûgat365, bazı kelimeler çok güzel”, gerçekten çekici bir kitap. Kelimelerle bir yolculuğa çıkıyoruz. Artık kullanılmayan eski kelimeleri hatırlıyoruz. Bilmediğimiz bazı kelimeleri öğreniyoruz. Arapça ve Farsçadan devşirilen bazı kelimeleri sevmeyebilirsiniz ama onlar bize toplumumuzun geçmişini, geleneklerini, hatıralarını, hissiyatını ve tarihini hatırlatıyorlar. Kitapta yazarların örnek cümleleriyle kelimeler can buluyor, dirilir gibi oluyorlar. Gündelik hayat içinde kullanılmadıkça elbette dirilmiyorlar. Ama hatırlamak, hatırlatmak, paylaşmak güzel şey. “Güzel insanlar güzel atlara binip gittiler.” demişti Yaşar Kemal. Güzel kelimeler de güzel kitaplarda dirilmeyi bekliyorlar. Kelimeler ölmesin. Hep güzel duyguları, umudu, barışı dillendirsinler. Günün kelimesi “ümitvar” olsun. Umudumuz hiç tükenmesin.
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
MAYIS 2017 sayısında neler vardı göz atın!
SİNEMALAR
AYIN MEKANLARI SADE

Burası çok tatlı bir aile işletmesi, iki kız kardeşin hayallerini gerçeğe dönüştürdüğü bir yer. Ama benim her gittiğimde gördüğüm aile ve arkadaşların da etrafa yayılan olumlu etkileri oldukça fazla. Gelelim mühim konuya, evet ne yiyoruz? Ben ilk geldiğimde rejimimin ilk günleriydi. Kırmadılar, menüde olmamasına rağmen meyvelerle dolu bir tabak hazırladılar, istediğim kiloya inip geldiğimde ise meşhur kahvaltılarını tadabildim. İsterseniz ortaya 2 kişilik kahvaltı söyleyelim. Minik tabaklarda baya çeşit geliyor. Muhammara, Antep-Tulum-Ezine-Çeçil peyniri, zeytinler, domates, salatalık, tahin-pekmez, göçmen sosu, kaymak-bal, ayva-fıstık-lorlu karadut reçeli, tereyağ, haşlanmış yumurta, zahter & zeytinyağı... ortaya geldikten sonra arıştırmalık bir şeyler de söyleyelim. Antep'ten getirttikleri Fıstıklı Antep Katmerini kesinlikle söyleyelim. Bir de daha önce tattığım kanepe vardı, onu ...

[Devamını Oku...]

CELİLE

Karşıyaka Aksoy'da Raika'yı bilirsiniz. Raika'ya komşu geldi, hem de yine aynı aileden. Yine 2 konsept bir arada; hem ikinci el eşyaların satıldığı bir dükkan, hem de bir şeyler atıştırabileceğiniz bir cafe. İsterseniz önce sandviçlerin siparişini verelim. Onlar olurken de etraftakilere bakarız. Ispanaklı Tulum Peynirli Lavaş, Sloppy Joe's ve Kaşarlı, Osmanlı Sucuk Tost... Ooo! Çok iyi seçimler. Ben biraz farklı bir seçim yapacağım. 3 öğün kahvaltı edebilen bir insan olarak, bütün gün kahvaltı veren yerlere bayılıyorum. Ondan "Celile Usulü Serpme" yiyeceğim. Ha öyle düşündüğünüz gibi masa donanan kahvaltılardan değil, minimal ekmek üstü hali. Hadi biraz etrafı karıştıralım. Elbiseler, ayakkabılar, aksesuarlar hepsi tek tek seçilmiş, özel parçalar. Sergilemeye ve almaya değecek parçalar ile dolu burası değil mi? Dekorasyonu oturup seyretmek bile bir başka zevk. Fazıl Bey Caddesi 5...

[Devamını Oku...]

TUCK COFFEE

Panda eli değmiş bir kahve keyfine var mısınız? Son zamanlarda açılan kahve dükkanlarından dekorasyon ve servis olarak ayrılan Tuck Coffee, aslında sadece kahve ile değil smoothie ve tatlıları ile de öne çıkıyor. Hadi herkes rahat edeceği bir yere kurulsun. Self servis kısmını ben hallederim. Buraya bilerek sizi akşamüstü getirdim çünkü esas hareketlenme akşama doğru başlıyor. Ekip de çok samimi ve eğlenceli. Kendinizi her akşam burada takılırken bulabilirsiniz. Ohooo, köşede muhabbet koyulaşmış bile. Grubun dışında kalmak istemem, hemen aralarına katılmalıyım. Bestekar Sadi Hoşses Caddesi 40B Bostanlı @tuckcoffee

ALAÇATI BAZEN

Bazen Alaçatı, bu yaz da Alaçatı'nın nabzını tutmaya devam ediyor. Bazen; tasarım, moda, sanat ve dekorasyon konularında evsahipligi yaptığı birbirinden farklı konuk ve söyleşilerine şimdi de lezzeti ekledi. Bu sezon Bazen'i Hacımemiş Dutlu Meydan 41 numaraya taşıyan Banu Maga, yeni mekanındaki açık mutfakta yapacağı workshoplar ve söyleşilere ünlü şefler ve yemek kitabı yazarları katılacak. Hacımemiş'in kalbi Dutlu Meydan'a taşınan Bazen’in bir de süprizi var; begonvillerle kaplı, doğallığı bozulmadan dekore edilmiş gizli arka bahçesinde, Alaçatı'nın kalabalığından uzak, uzun masalarda keyifli sohbetler ve kaliteli müzik eşliğinde özel menüler, kokteyller, gün boyu ev yapımı lezzetler, pastalar ve nefis kahve çeşitlerini deneyimleyebilirsiniz. Bazen Alaçatı’nın kurucusu Banu Maga "Biz Alaçatı’ya gönül verenler, Alaçatı'nın sadece gece hayatı ile değil, iyi ve kaliteli yaşama dai...

[Devamını Oku...]