Bulunduğu sayı belirtilmemiş. Yayın Kurulu
16. yılımız ve bir demokrasi hikayesi
Dile kolay, 16. yılımıza giriyoruz. İzmir’de kesintisiz olarak çıkan aylık bir dergi olarak bunu başarabilmiş olmanın haklı gururunu da yaşıyoruz. Kentin hafızasında yer edinmek ve o hafızanın gelişmesine katkıda bulunmak oldukça önemli. Dünyanın pek çok ülkesinde yerel basın, ulusaldan çok daha fazla okunuyor. Yani kentli önce kendi şehrini, bölgesini takip ediyor. Burada da durum farklı değil; İzmirli kentinin dergisini sahipleniyor. Daha uzun yıllar birarada olmak dileğiyle diyelim ve Eylül ayının içeriğine geçelim… Bu ay dosya konumuz demokrasi. Böyle bir zamanda hangi demokrasiden bahsediyorsunuz demeyin. Demokrasi kavramı uzun zamandır içi boşaltılmış vaziyette duruyor. Adeta havada asılı kalmış bir sözcük gibi. O nedenle demokrasiden, hele ki katılımcı demokrasiden söz etmek, etkin bir halk katılımının gerekleri ve koşulları üzerine konuşmak beyhude bir çaba gibi görünüyor. Ne var ki vazgeçmek, kabullenmek demek. Asıl şimdi daha çok konuşmak gerekiyor. Elbette etkin ve katılımcı bir demokrasi için sokakların hareketlenmesi, semt forumlarının başlaması, parlamento dışı muhalefetin güçlenmesi gerek. Demokrasiyi meclisteki siyasi aktörlerin getireceğini düşlememeli artık. Ne var ki toplumsal bir suskunluk hali hâkim. Bu suskunluk nasıl kırılacak? Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Ayşe Yıldırım ve önceki AİHM Yargıcı, 24.Dönem CHP Milletvekili Rıza Türmen ile konuştuk. Demokrasi gibi hukuk kavramı da anlam alanında kayboldu. Özellikle 15 Temmuz sonrası anlam kendini feshetti. “İnsan Hakları Hukuku” kitabıyla tanıyabileceğiniz Prof. Dr. Rona Aybay ile konuştuk. Sanatçı, tiyatrocu, oyuncu, şair, yönetmen ve aktivist Orhan Alkaya ile hem sanat hem siyaset üzerine oldukça uzun bir söyleşi yaptık. Bu ay tiyatrodaki 40. yılını kutlayacak olan Alkaya, ülkenin haline baktığında içine doğduğu tiyatroya bile yabancılaştığını söylüyor. Eylül‘de hava serinliyor. Plaj hayatından sıyrılıp biraz kültür gezisi yapmanın tam zamanı. Bu ay Anadolu'da hüküm süren medeniyetlerin izlerini taşıyan Uzuncaburç Antik Kenti’ne, Mersin'e gidelim diyoruz. Yok orası çok uzak, buralarda yakın bir yer olsun diyorsanız Çeşme’ye uzanalım. Türkiye’nin ilk Slow Food köyü olan Germiyan’a davet edelim sizi. Üstelik tam anlamıyla bir lezzet diyarına gittiğinize dair güvence verebiliriz. Ekim ayındaki festivali de kaçırmayın. Efes-Mimas rotalarında bu ay Germiyan - Ildırı rotasını izliyoruz. İzmir'in sokaklarını gezmeyi sürdürüyoruz. Bu sayıda Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde Gönül Yazar Sokak'tayız. Eskinin Çeşni olarak bildiği bu yer artık şirin kafelerin, çiçekli duvarların, çeşit çeşit gazozun olduğu mekanların adresi. Nedim Atilla sizleri Chagall'ın "Işık Taşıyan Eller" Sergisi'ne götürüyor. Mutlaka okuyun çok keyifli bir yazı. İletişim söyleşilerinin bu ayki konuğu binbir kimliğiyle tanımlanan Benan Bilek. Bir tasarımcının maraton koşusuna merak sarmasından başlayarak, Çeşme'deki Asics yarı maratonuna oradan da Likya Yolu Ultra Maratonuna gidiyoruz. Haydi hızlanalım... Can Gox’u uzun uzun anlatmaya gerek yok sanıyoruz. Ömer Hayyam’ın rubailerine can veren, Neşet Ertaş’tan Cem Karaca’ya birçok ustanın eserlerini yeniden uyarlayan Can Gox ve yakın dostu oyuncu Celil Nalçakan ile keyifli bir röportaj yaptık. Sinema yazılarından tanıdığımız Şenay Aydemir, Radikal Gazetesi’nden ayrıldıktan sonra “Organik Bozukluk, 21. Yüzyılda Tembellik Hakkı” adını verdiği bir kitap yayınladı. Ancak bu tembellik bildiğimiz tembellik değil. Toronto'da düzenlenen Kadın Gözüyle Film Festivali'nde En İyi Yabancı Film ödülünü kazanan Hicran ve Melek filminin yönetmeni Esra Vesu Özçelik da bu kente tutkun olanlardan, "İzmir benim vazgeçilmezim" diyor. Ve son olarak sizi İzmirli ebru sanatçısı Nuri Pınar’ın atölyesine götürüyoruz. Keyifle okumanız dileğiyle…
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
MAYIS 2017 sayısında neler vardı göz atın!
SİNEMALAR
AYIN MEKANLARI SADE

Burası çok tatlı bir aile işletmesi, iki kız kardeşin hayallerini gerçeğe dönüştürdüğü bir yer. Ama benim her gittiğimde gördüğüm aile ve arkadaşların da etrafa yayılan olumlu etkileri oldukça fazla. Gelelim mühim konuya, evet ne yiyoruz? Ben ilk geldiğimde rejimimin ilk günleriydi. Kırmadılar, menüde olmamasına rağmen meyvelerle dolu bir tabak hazırladılar, istediğim kiloya inip geldiğimde ise meşhur kahvaltılarını tadabildim. İsterseniz ortaya 2 kişilik kahvaltı söyleyelim. Minik tabaklarda baya çeşit geliyor. Muhammara, Antep-Tulum-Ezine-Çeçil peyniri, zeytinler, domates, salatalık, tahin-pekmez, göçmen sosu, kaymak-bal, ayva-fıstık-lorlu karadut reçeli, tereyağ, haşlanmış yumurta, zahter & zeytinyağı... ortaya geldikten sonra arıştırmalık bir şeyler de söyleyelim. Antep'ten getirttikleri Fıstıklı Antep Katmerini kesinlikle söyleyelim. Bir de daha önce tattığım kanepe vardı, onu ...

[Devamını Oku...]

CELİLE

Karşıyaka Aksoy'da Raika'yı bilirsiniz. Raika'ya komşu geldi, hem de yine aynı aileden. Yine 2 konsept bir arada; hem ikinci el eşyaların satıldığı bir dükkan, hem de bir şeyler atıştırabileceğiniz bir cafe. İsterseniz önce sandviçlerin siparişini verelim. Onlar olurken de etraftakilere bakarız. Ispanaklı Tulum Peynirli Lavaş, Sloppy Joe's ve Kaşarlı, Osmanlı Sucuk Tost... Ooo! Çok iyi seçimler. Ben biraz farklı bir seçim yapacağım. 3 öğün kahvaltı edebilen bir insan olarak, bütün gün kahvaltı veren yerlere bayılıyorum. Ondan "Celile Usulü Serpme" yiyeceğim. Ha öyle düşündüğünüz gibi masa donanan kahvaltılardan değil, minimal ekmek üstü hali. Hadi biraz etrafı karıştıralım. Elbiseler, ayakkabılar, aksesuarlar hepsi tek tek seçilmiş, özel parçalar. Sergilemeye ve almaya değecek parçalar ile dolu burası değil mi? Dekorasyonu oturup seyretmek bile bir başka zevk. Fazıl Bey Caddesi 5...

[Devamını Oku...]

TUCK COFFEE

Panda eli değmiş bir kahve keyfine var mısınız? Son zamanlarda açılan kahve dükkanlarından dekorasyon ve servis olarak ayrılan Tuck Coffee, aslında sadece kahve ile değil smoothie ve tatlıları ile de öne çıkıyor. Hadi herkes rahat edeceği bir yere kurulsun. Self servis kısmını ben hallederim. Buraya bilerek sizi akşamüstü getirdim çünkü esas hareketlenme akşama doğru başlıyor. Ekip de çok samimi ve eğlenceli. Kendinizi her akşam burada takılırken bulabilirsiniz. Ohooo, köşede muhabbet koyulaşmış bile. Grubun dışında kalmak istemem, hemen aralarına katılmalıyım. Bestekar Sadi Hoşses Caddesi 40B Bostanlı @tuckcoffee

ALAÇATI BAZEN

Bazen Alaçatı, bu yaz da Alaçatı'nın nabzını tutmaya devam ediyor. Bazen; tasarım, moda, sanat ve dekorasyon konularında evsahipligi yaptığı birbirinden farklı konuk ve söyleşilerine şimdi de lezzeti ekledi. Bu sezon Bazen'i Hacımemiş Dutlu Meydan 41 numaraya taşıyan Banu Maga, yeni mekanındaki açık mutfakta yapacağı workshoplar ve söyleşilere ünlü şefler ve yemek kitabı yazarları katılacak. Hacımemiş'in kalbi Dutlu Meydan'a taşınan Bazen’in bir de süprizi var; begonvillerle kaplı, doğallığı bozulmadan dekore edilmiş gizli arka bahçesinde, Alaçatı'nın kalabalığından uzak, uzun masalarda keyifli sohbetler ve kaliteli müzik eşliğinde özel menüler, kokteyller, gün boyu ev yapımı lezzetler, pastalar ve nefis kahve çeşitlerini deneyimleyebilirsiniz. Bazen Alaçatı’nın kurucusu Banu Maga "Biz Alaçatı’ya gönül verenler, Alaçatı'nın sadece gece hayatı ile değil, iyi ve kaliteli yaşama dai...

[Devamını Oku...]