TEMMUZAGUSTOS2024
SANATTA ETKİLEŞİM
Sanatta etkileşim Sanat eserinin hayattan daha derinlerde olduğu, yüce ve ulaşılmaz olduğu görüşü 20. yüzyılın başında Dada Akımı ile değişmeye başlar. Dada Akımı sanatın alışılagelmiş tüm değerlerine karşı bir başkaldırı olarak okunabilir. Sanat eserleri yaşamın içinde yer almaya başlar, sanatçı ile izleyici arasındaki mesafe ortadan kalmış olur. Sanatçı ile izleyici arasındaki ilişki 1960’larda daha da yoğunlaşır. Bu görüşün hararetli savunucusu Marcel Duchamp’dır. Ona göre sanat eserinin yaratım öyküsünün başlangıcı sanatçı, sonu da izleyicidir. Sanatçı eserini izleyiciye sunmakla kişisel düşüncesini ifade etmiştir. Dolayısıyla eserin dış dünya ile bağlantı kurmasını sağlamıştır. Bundan sonraki adım izleyicinin yorumuna kalır. Böylece sanatçı ile izleyici birbirleriyle özdeşleşmiş olurlar. Sanatın sihri bu birleştirici gücündendir. İzleyici kendi entelektüel birikiminin izin verdiği ölçüde esere yorum getirir. Bu karşılaşma anı etkileşimi de doğurmuş olur. Bu etkileşim sanatçının olması istediği şekilde gerçekleşmesi sanatçı/eser/izleyicinin aralarında kurdukları ilişki içinde gerçekleşir. Seyirci bu noktada pasif alımlayıcı rolünden evrilmiş yorumlayıcı konumuna yükselmiştir. Sanatçı eseri, bir kavramı ortaya koymuştur. Dolayısıyla bir sanatsal kavramı başlatanı olmuştur. 1863 yılı modern sanat için bir kırılma noktasıdır. Bu kırılma noktasını başlatan eser Manet’nin "Kırda Öğle Yemeği" tablosudur. Kırda Öğle Yemeği ya da Kırda Piknik tablosu bugün çok fazla ilgi görüyor olsa da kendi döneminde beğenilmemiş, bayağı, çirkin ve özellikle ahlaksızca bulunmuştur. 1863’te Fransa’nın meşhur sergi salonu olan Salon de Paris tarafından sergilenmesi reddedilmiş, eser ancak Salon de Refuses (Reddedilenler Salonu) adındaki salonda sergilenebilmiştir. Bu tablo neden önemlidir? Neden modern sanatın başlangıç noktası olarak kabul edilir? Eser sahip olduğu sıra dışı özelliklerden dolayı kendi döneminde akademik ortamda taktir görmez, aksine son derece bayağı ve yoz bulunur. Neden bu kadar çok tepki çekmiştir? Tablo tuhaf olması bir kır ortamında giyinik adamların yanında çıplak bir kadının geri planda da yıkanan yarı çıplak bir diğer kadının yer alması mıdır? Manet’nin bu eserini yaparken Tiziano’nun Pastoral konser (Pastoral Concert) ile Raimondi’nin Paris’in Yargısı (The Judgement of Paris) eserleri ona ilham kaynağı olmuştur. Her iki eser de Rönesans dönemine aittir. Tiziano’nun Pastoral Konser’inde müzisyen iki adamla yanlarındaki Rönesans tarzında idealize edilmiş iki çıplak kadın yer alır. Raimundi‘nun Paris’in yargısı eserinden de ciddi ölçüde etkilendiği görülen tabloda sağ alt köşede oturan iki müzisyen ve bir çıplak kadın üçlü bir grup halinde yer alırlar. Bu tablo Manet’nin tablosunda ön planda yer alan iki adam ve çıplak kadının nereden esinlenerek oluşturduğunu açıkça gösterir. Manet’nin eserini yaparken bu iki Rönesans eserini temel almış olduğu aşikardır. Rönesans devrinde çıplak resmedilmiş kadınlar yadırganmamıştır. O halde Manet’nin tablosu ne içermekteydi ki o devirde bir skandala sebebiyet verdi? Öncelikle eserde görülen iki adamın dönemin seçkin Fransız beyefendileri oldukları giysilerinden anlaşılmaktadır. Bu giyinik adamların yanında görülen iki kadın çıplak resmedilmiştir. Ön planda çıplak oturan kadının hemen yanı başında giysiler ve şapka görülmektedir. Bir grup insan ağaçlar içinden geçen bir ırmağının kıyısında oturmuş kendi aralarında eğlenmektedir. Resmin ön planında yiyecek dolu sepete bakarak piknik yapmakta olduklarını fark ederiz. Giyinik bir şekilde kırda oturan bu beyefendilerin yanında çıplak olan kadınların onların arkadaşları olamayacakları bellidir. Bu beyefendilerinin giyiminden onların burjuvaziye mensup olduklarını anlarız. Çıplak kadınları onları eğlendirmek amacıyla parayla tutulmuş oldukları açıktır. Bu çıplak kadınların üst sınıfa mensup beyefendiler gibi üst sınıf fahişeler olduklarını anlamak uzun sürmez. İşte bu noktada eserin neden tepki gördüğü anlaşılır.
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
Kasım/Aralık 2025 sayısında neler vardı göz atın!
AYIN MEKANLARI PRIMO

Konak Pier’deki yeni İtalyan Primo İzmir’in en önemli gastronomi merkezlerinden Konak Pier, yepyeni ve renkli bir restoranı daha kucakladı. Denize uzanan tarihi dokuda kapılarını açan “Primo”, İtalyan mutfağının sıcak ruhunu İzmir’e taşıdı. Birbirinden lezzetli pizzaları, makarnaları, rizottoları, etleri, salataları ve muhteşem manzarasıyla müşterilerini ağırlayan “Primo”, şarapları, limoncellosu, kokteylleri ve diğer içkileriyle de konuklarına keyifli saatler sunuyor. İtalya Como’da 16 yıl çalışan şef Ertunç Özdemir’in mutfağı, “Primo” ziyaretçilerini adeta İtalya’ya götürüyor ve Napoli, Roma, Milano ruhunu İzmir’de yaşatıyor. Gazeteci Osman Gençer ile kardeşi Hakan Gençer ve oğlu Arman Gençer’in birlikte açtıkları “Primo”, her gün saat 12.00 ile 22.00 arası hizmet veriyor. “Primo”, kalitesinin yanında fiyat dengesiyle de dikkat çekiyor. Açıldığı ilk günden itibaren b...

[Devamını Oku...]

MARDARINN

Mandarinn Son yıllarda doğal güzelliklerinin yanı sıra zengin gastronomi seçenekleri ile öne çıkan İzmir’in Karaburun ilçesi, bu alanda önemli bir başarıya imza attı. Yerel lezzetleri çağdaş yorumlarla buluşturmak amacıyla 2022 yılından bugüne hizmet veren Mandarinn Karaburun, uluslararası gastronomi rehberlerinden Gault & Millau 2026 tarafından “Gourmet Table – Chef Restaurant” kategorisine alındı. Bu seçkiyle birlikte Karaburun’dan ilk kez bir restoran, uluslararası bir gastronomi rehberinde yer almaya hak kazandı. Karaburun'un kimliğini taşıyan mutfak Hilmi Akyol ve Özer Koçak tarafından, ilçenin doğallığını ve sürdürülebilirlik anlayışını merkezine alarak 2022 yılında kurulan kurulan Mandarinn Karaburun, mutfağını Şef Gökhan Altay liderliğinde şekillendiriyor. Restoranın mutfak anlayışı; deniz ve kara ekosistemlerinin sunduğu çeşitliliği menüye yansıtan bütüncül bir bakış üze...

[Devamını Oku...]