MAYISHAZIRAN2026
B. NUSRET KAYGUSUZ
Müellif ve gazeteci, Bezmi Nusret Kaygusuz’un mezarı Kokluca’da bulundu Hem Giritli, hem de İzmirli hemşerim olan gazeteci, yazar, eğitimci Hüseyin Bezmi Kaygusuz’un yaşamı ve eserleri ilgimi çekmişti. “Unutulan Girit” adlı kitabımı hazırlarken, Girit’te Bektaşiliğin ne kadar yaygın olduğunu tespit etmiştim. Bezmi Kaygusuz’u tanıyabilmek için, konuya öncelikle onomastik (isim bilim) olarak eğilmek gerekir. “Bezmi” adını ve “Kaygusuz” soyadını Bektaşilik dolayısıyla almış olmalıydı. Bezmi; “Sohbet ehli kişi”, Kaygusuz ise; “Hayatı sorun etmeyen, yardana sığınmış” anlamlarındadır. Kerbela’da şehit edilen Hz. Muhammed’in torunu Hüseyin’in adı ise; “İyi huylu” anlamına gelir. Bezmi Nusret Kaygusuz’un İBB yayınlarından 2002’de çıkan “Bir Roman gibi” kitabına önsöz yazan Erkan Serçe’ye göre; 22 Şubat 1890’da Girit, Kandiye’de dünyaya gelmiş. Mensup olduğu Kadızadeler ailesi, Kandiye’de bulunan Bektaşi Kaygusuz Tekkesinin mütevelliliğini yürütürlermiş. İlk ve orta öğretimini Girit’te tamamlamış. Karışıklıklar nedeniyle ailesi İzmir’e göç etmiş. İdadinin son sınıfındayken karıştığı bir siyasi faaliyet, İzmir’i terk edip İstanbul’a yerleşmesine neden olmuş. Bezmi Kaygusuz 1913’de İzmir’e geri dönmüş. Nusret Kaygusuz’un ailesinin Girit’ten İzmir’e göçü, muhtemelen 1898’de veya hemen sonrasında gerçekleşmiş olmalıdır. İngilizler Müslüman Türklerden peşin vergi almaya kalkmıştı. Çete baskınları ve karışıklıklar nedeniyle tarlasına, bağına, bahçesine gidemeyen, hiçbir kazançları kalmayan Türkler, önce bir protesto yürüyüşü yapmışlar, sonrasında olay çatışmaya dönmüştü. 17 Rum ve İngiliz’in öldüğü söylenmekteydi. İngilizler Kandiye’deki Türk Mahallesini gemilerden attıkları bombalarla yerle bir edince, teslim olmuşlardı. Karşılık olarak 17 Türk yakalanarak, düzmece bir mahkeme sonucu idam edilmişlerdi. Bu olaylara karıştığı iddia edilen bir kısım Türk de sürgün edilmişti. Huzur kalmadığını gören Türklerden fırsatını bulanlar adayı terk etmeye başlamışlardı. Murat Kaya’nın Atatürk Ansiklopedisi’ndeki; “Bezmi Nusret Kaygusuz (1890-1961) Gazeteci, yazar, öğretmen, memur” başlıklı yazısına göre; 1955 yılında “Bir Roman Gibi” başlığıyla anılarını kitaplaştırdı. Uzun yıllardır devam eden Şeyh Bedreddin üzerine çalışmasını 1957 yılında tamamladı. Şeyh Bedreddin’e ait Varidat isimli eserin çevirisini de içeren “Şeyh Bedreddin Simaveni” kitabını çıkardı. Şeyh Bedreddin’i “bilgi, erdem ve ecdat şerefliliklerini nefsinde toplamış bahtiyar” bir kişi olarak görüyordu. Şevket Filibeli’nin desteğiyle 1959 yılında eski yazılarının bir kısmını “Kurumuş Pınar” adıyla kitaplaştırdı. Benim elimdeki “Şeyh Bedrettin Simaveni” kitabının arka kapağında “Bir roman gibi” kitabının tanıtımını yapmakta, elli yıllık yakın tarihimizi ihtiva ettiğini söylemektedir. Kitaplarının arkasında yazar açık adresini belirtmektedir. Hayatının son günlerini Ballıkuyu Mahallesi’ndeki evinde geçirmiş, 25 Nisan 1961 tarihinde vefat etmiş. Cenazesi İzmir’de Kokluca Mezarlığı’na defnedilmiş. 02.05.2026 tarihinde Kokluca Mezarlığına giderek, mezarını aramaya karar verdim. Mezarın girişinde adaları gösteren levha yırtılmış olduğundan çevredekilere 77 no.lu parseli sormaya başladım. Ne yazık ki, konuyla ilgili hiçbir görevlinin olmaması işimi daha da zorlaştırdı. 77 no.lu parseli bulunca; bu kez de kırılmış, kenara atılmış, sahipsiz mezar taşlarını görmek çok üzücü oldu. Yaklaşık bir saatlik aramanın sonunda; 25.04.1961’de vefat eden müellif ve gazeteci, Bezmi Nusret Kaygusuz ve 26.11.1965’de vefat eden eşi Hasan kızı Adalet Kaygusuz’un bir ağaç altına gizlenmiş mezarlarını görünce, derin bir oh çektim. Mezarların kötü durumda olmaması sevindiriciydi. Bu insanların unutulmuş mezarlarını bulmak; merak edip, ziyaret etmek isteyenler için hoş bir kazanım olmuştur.