MAYISHAZIRAN2026
URLA DEĞERLERİ
Urla’ya değer katanlar
Geçen haftalarda Urla’daki cam işleme stüdyosunu ziyaret etmiştim. Orada çok özel üretim yapan gençleri, tanıma fırsatı bulmuş ve öykülerini yazmıştım. Bu hafta ise, Urla’ya değer katan 3 mekânı daha sizlere sunacağım. Onlardan ilki olan aynı sokakta organik ürünler satan çok özel bir dükkâna konuk olacağız. Mekâna dışarıdan bakınca, çok güzel dizayn edilmiş bir yer izlenimi alıyorsunuz. Ve o özen sizi kendisine davet ediyor. Ne yalan söyleyeyim, biraz çekinerek içeri girdim. O an mekân sahibi hanım, bir kadın müşterisi ile ilgeniyordu. Sohbetleri çok candandı. Rahatça konuşmalarını sürdürsünler diye onları baş başa bıraktım. Kadınlar, sohbet ederken, ben de mekân içinde şöyle etrafa sakince göz gezdirdim. Burası tam Avrupai bir butik market ve raflar çok çeşitli ürünlerle özenle doldurulmuş. Her türlü zevkle paketlenmiş ürünler kendi markaları altında satılıyor. Alış veriş yapmasınız da zevkle gözlerinizi, raflar arasında dolaştırıyorsunuz. Mekân sahibi hanım, müşterisi ile alış verişini tamamladıktan sonra ona kendimi tanıttım. Dükkân sahibinin adı Yeşim Dönmez. Bir hayalinin sonucu olarak bu kuruluşu kurmuş. Ülkemizdeki doğal tarımı desteklemek amacıyla kurdukları bu dükkânlarına Mimas Bahçe adını vermişler. Onunla konuştukça, onun heyecanının derecesini anlıyorsunuz. Pandemi öncesi şehir hayatından buraya kaçış olmuş ama bu kaçış, Urla’da üretime ve emeğe dönüşmüş. Zamanla büyük bir organizasyon sonucu bugünlere gelinmiş. Önce yöre insanlarıyla iletişim kurulmuş. Satışta doğal gübre ile üretilen sebzeler, meyveler öncelik sırasına konmuş. Örneğin, yöre kadınlarının ürettiği el emeği erişteler, tarhanalar, reçeller, sirkeler, soslar, turşular zevkle sunulan ürünler arasında olmuş. Ve ata tohumdan hasat edilen sebzeler revaçta olmuş. Doğallık, organik olmak, olmazsa olmazı olmuş Mimas Bahçe’nin. Bildiğiniz gibi Urla yöresinde tarım çok önemli. Ve bu yörede 4 mevsim üreten çiftçiler çoğunlukta. Ayrıca son yıllarda Urla yöresinde bu ürünlere ihtiyaç duyan hatırı sayılır bir elit grupta oluşunca, bu durum Yeşim hanımın başarıyı yakalamasına yardımcı olmuş. Bu mekânda sadece bu yörenin ürünlerini satılmıyor, Mimas Bahçenin raflarında Güneydoğu’nun da organik ürünleri de yer almış. Mimas Bahçe sanki bir müze gibi. Urla’nın o meşhur enginarını kavanozlara limon suyu ile koymuşlar. Katkı maddesi yok. Burada alış veriş yapma zevki alıyorsunuz. Burayı bir ara ziyaret etmeniz dileğiyle, bilgilerinize sunuyorum.
Limonlu zeytinyağı üretimi
Yine Kemal Paşa caddesinde her zaman önünden geçtiğim ama bir türlü içine girmediğim Urla’nın tam kalbindeki Ercanlar Zeytinyağı Fabrikasına giriş yaptım. Harıl harıl makineler çalışıyor, işçiler bir o yana bir bu yana koşuşturuyor. Zeytinyağının o nefis kokusu sizi sarıyor. Kapıda duran bir beye selam verdim. Ercan kardeşlerden birincisi imiş. Onunla sohbet ederken, o arada ikinci kardeş de bize katıldı. Ailelerinin, bu yörede 1935 yıldan beri zeytincilikle uğraştığını söylediler. Şehir içindeki bu işliklerinde yörenin ve kendilerinin zeytinlerini sıkmaktalar. Bu arada orada çok enterasan bir ürünle karşılaştım. Urla yarım adasında yetişen satsuma mandilanaya aşılanmış limon ile zeytini belli oranlarda karıştırılarak limonlu zeytinyağı elde etmişler ve adını da Limonolio koymuşlar. Bu zeytinyağını özellikle salatada kullanılmasını öneriyorlar. Emek yoğun bir ürün. Başarılı olmalarını diliyorum. “En iyi zeytin at arabasıyla gelendir” diyorlar. Önümüzdeki yıl yeni inşa ettikleri zeytinyağı fabrikalarına taşınacaklarını ifade ettiler. Benden de onlara bir öneri; bu işliği restore edip ürettikleri zeytinyağı çeşitlerini bir butik tadında şehir içinde kenti ziyaret edenlere sunmalılar. Yaparlar mı bilmem, istek öneri benden gerisi onlara kalmış.
Agora kuyum mağazası.
Zeytinyağı fabrikasından sonra yukarıda iyi bir yenileme geçirmiş bir eski yapı dikkatimi çekti. Bu binanın pencerelerinde çeşitli mitolojik tanrıçaların heykellerini gördüm. Heykellerin üzerinde işlenmiş kolyeler bulunuyor. Ve ayakuçlarında plaketler içinde tanrıçaların özellikleri yazılmış. Okumaya, sevdiğim tanrıça Afrodit’le başladım. Antik dönem ile ilgili yazılar ve heykeller her zaman ilgimi çeker. Afrodit’i sevme sebebim ise yıllar önce Knidos antik kentini gezmiştim. Sonrasında da “çılgın bir kadının aşkı ve heykeltıraş Praksiteles” diye bir yazı yazmıştım. O yazının içinde Afrodit heykelinin sanatçı Praksiteles’in tarafından nasıl yapıldığını derinlemesine anlatmıştım. Ben düzenledikleri vitrinlere ilgiyle bakarken, içeride iki hanımla göz göze geldik. Onlarında benim heykellere ilgi duyduğumu görünce kilitli olan kapılarını açtılar. Ne enteresandır ki önceleri avukat olarak çalışan mekân sahibi Beril Hanım, Eşi Can Özdağdağ ile 8 sene önce Urla’ya yerleşip bu eski yapıyı yenilemişler. Burada Workshopla birlikte özel tasarım eserlerini, kişiye özel olarak da sunuyorlar. Hemen yanda üretim atölyesi bulunuyor. Sizin isteğinize göre tasarımlar yapılabiliyormuş. Beril hm. altınların sunulduğu bu heykelleri, özel bir tasarımla değerli sanatçı Esin Turhan’ın yaptığını söyledi. Klasik bir kuyum dükkânından öte bir mağaza. Keyifli bir ortamda, üretilen altın broşlara, kolyelere, zincirlere ulaşıyorsunuz. İlginç sunumuyla bu Mekânı da Urla’ya değer katanlar arasında görüyorum.
Bu hafta bu kadar olsun.
İnşallah Bir başka yazımda da Handan Kaygusuzer Hanımın Beğendik Abi’ restoranını sizlere yemekleriyle birlikte sunarım…
Çünkü orada yediğim elbasan tavanın tadı her zaman ağzımda…