EYLULEKIM2026
VAROL YAŞAROĞLU
İZMİR SOKAKLARINDAN KRAL ŞAKİR EVRENİNE
VAROL YAŞAROĞLU:
"Çocukların zekasını asla küçümsemeyin"
Bugünün çocuklarını anlamanın en altın kuralının onları adam yerine koymak ve zekalarını asla küçümsememek olduğunu söyleyen ünlü yapımcı, karikatürist Varol Yaşaroğlu “Tüm anne ve babalara en büyük mesajım şudur: Çocuklarınızı teknolojiden, yapay zekadan uzak tutmayın; aksine bu araçları doğru ve üretken bir şekilde kullanmalarını sağlayın”diyor.
Türkiye’nin en önemli animasyon markalarından Kral Şakir’i yaratan dünyaca ünlü karikatürist Varol Yaşaroğlu, İzmir Life Dergisi’ne özel açıklamalarda bulundu.
Grafi2000’in kuruluşundan Kral Şakir’in 10. yılına, yeni yılın ocak ayında yeni film vizyona girecek ‘Kral Şakir: Binbir Gece’den çocukların dünyasına, İzmir’de doğan İzmir’le özel bir bağ kuran Varol Yaşaroğlu ile samimi bir sohbet gerçekleştirdik
Grafi2000’i kurduğunuz dönemden bugüne baktığınızda, nasıl bir dönüşüm yaşadınız? Hayalleriniz gerçek oldu mu?
Benim bu serüvendeki en büyük pusulam, henüz 5-6 yaşlarındayken TRT ekranlarında Pembe Panter’i izleyip defterler dolusu çizim yaparken kendime verdiğim o çocukluk sözüydü. O yaşta kendi kendime, "Varol, büyüdüğünde bu güzellikleri ve çizgi dünyasını asla unutma. Hem çocukların hem de yetişkinlerin bir arada kahkahalarla izleyeceği bir çizgi film yapacağına söz ver!" demiştim.
Türkiye'de çizerliğin ciddi bir meslek olarak görülmediği, "çizer olursan aç kalırsın" denilen bir dönemde İTÜ İnşaat Mühendisliğini bitirip şantiyede çalışırken bile aklım hep çizmekteydi. Kırılma noktam, ilk bilgisayarım, çizim tabletim ve Flash animasyon programıyla tanıştığım o uykusuz ilk gece oldu. Devasa bütçelere ihtiyaç duymadan, evimden tüm dünyaya ulaşacak animasyonlar üretebileceğimi keşfettim.
İnternet ortamında benimle aynı tutkuyu paylaşan Berk Tokay ve Can Dizdaroğlu gibi harika yol arkadaşlarıyla tanıştık ve Türkiye'nin en çok izlenen mizah portalı Grafi2000.com’u kurduk. İnternetteki Flash animasyonlarımızı televizyona taşıyarak "Grafi2000.comedy" ile televizyonda ilk kez bir internet sitesini yayın formatına dönüştürdük. Koca Kafalar, Fırıldak Ailesi ve nihayet bugün Türkiye'nin bir numaralı aile ve çocuk markası haline gelen Kral Şakir ile bu yolculuk devasa bir transmedya evrenine dönüştü.
Hayallerim gerçek oldu mu sorusuna gelirsek; fazlasıyla oldu! En önemlisi, "işini oyuna çevirip ömür boyu sonsuz bir tatile çıkan" o mutlu çocuk olarak kalmayı başardım. Yarattığımız karakterlerin milyonlarca evde birer aile üyesine dönüştüğünü görmek, çocukların gözlerindeki ışığa tanık olmak hayal edebileceğimin ötesindeydi.
Kral Şakir’in yeni macerası “1001 Gece”de izleyiciyi nasıl bir dünya bekliyor?
Öncelikle bu film Kral Şakir’in 10. Yılını kutladığımız yıla özel çok görkemli bir film oldu. Elimizden gelenin en iyisini yaptık. Filmimizin konusu şöyle: “Okulda zorbalığa uğrayan içine kapanık bir çocuk, tesadüfen keşfettiği Binbir Gece Masalları’nın büyülü kitabı sayesinde kendisini masallar diyarında bulur. Masalların akışını önceden bildiği için hikâyelerin kaderini değiştirmeye başlayan çocuk, Ali Baba ve Kırk Haramiler, Sinbad ve Alaaddin gibi efsanelerin dünyalarında gezinerek dengeleri altüst eder.”
“Arkadaşı Kral Şakir, Fil Necati ve Cesur Kız, bozulan masalları kurtarmak ve bu çocuğu durdurmak için diyardan diyara uzanan nefes kesici bir maceraya atılırken; gerçek dünyada Canan ve Mirket, yaşayan ve kendi kendini yeniden yazan gizemli kitabın sırrını çözmeye çalışırlar.” Masal dünyası ile günümüzü ve teknolojiyi buluşturan, çocuklara arkadaşlarına iyi davranmaları yönünde güçlü mesajlar veren, dopdolu, görsel kalitesi çok yüksek bir film geliyor.
Her yeni ‘Kral Şakir’ projesinde karakterleri ve evreni biraz daha büyütüyorsunuz. 1001 Gece’de izleyicinin daha önce görmediği neler var?
Bizi seven çocukların benden en büyük isteği, dizilerimize ve filmlerimize yeni karakterlerin eklenmesi. Bu filmde oldukça yeni karakterlerin maceramıza katıldığına şahit olacaklar. Ayrıca son dönemde çok beğenilen "Kral Şakir- Lömpence Masallar" seri kitaplarımızdaki maceraları daha da ileri seviyeye taşıyacağız ve izleyicilerimiz muhtişim renkli masalların hiç görmedikleri ayrıntılarına tanık olarak eğlenecekler.
Ben de çocukluğumda çok içe dönük, odasından çıkmayan ve sürekli çizen bir çocuktum. İçe dönük çocukların hayal dünyası çok zengindir. Bizim youtube'da milyonlara ulaşan ve hatta okullarda öğretmenlerin öğrencilerine dinlettikleri, çocuklarda müthiş bir etki uyandıran meşhur "Zorba olma Kanka ol" şarkımız var. Bu film sanki bu şarkının bir açılımı gibi. Çocuklara "arkadaşlarınıza iyi davranın" mesajını parmak sallayarak değil, o içine kapanık çocuğun yalnızlığını ve kırgınlığını masal dünyasındaki yansımalarıyla hissettirerek vereceğiz. Karakterlerimizin o çocukla kuracağı bağ, intikamın ya da öfkenin değil; dayanışmanın, sevginin ve "Kanka olmanın" dünyadaki en büyük süper güç olduğunu kanıtlayacak.
Kral Şakir, Süper 1 Takım ve diğer Grafi2000 karakterlerini bir araya getiren daha büyük bir evren hayal ediyor musunuz?
Kesinlikle hayal ediyorum, hatta bu bizim en büyük vizyonlarımızdan biri. Teknolojiyi sadece teknik bir araç değil, hikayelerimizi devasa boyutlara taşıyan bir alan olarak görüyoruz. Küresel çapta deneyimlediğimiz o büyük kahramanlar evrenini biz de Grafi2000 çatısı altında kurmak istiyoruz.
Bunun ilk ve en heyecan verici adımlarını zaten attık! 22 Mayıs'ta vizyona giren Süper 1 Takım: Varol Abi'nin Çizgi Film Makinesi filmimizde, Süper 1 Takım kahramanlarımızın yanına sürpriz bir şekilde Kral Şakir ve Fil Necati de katıldı. Birçok kahramanı bir arada barındıran, takım ruhunu tek bir potada eriten o devasa "Grafi2000 Evreni" için çalışmalarımız son sürat devam ediyor.
Dünya markası Kral Şakir kitaplarının da milyonlarca çocuğa ulaşması sizin için ne ifade ediyor?
Bu benim için bir çizerin hayatında yaşayabileceği en büyük gururdur. Türkiye'de lisansta lokomotifi ilk kez oyuncak değil, kitap sektörü çekiyor. Kitaplarımız 16 milyonun üzerinde tekil okuyucuya ulaştı. Kütüphaneler Birliği’nden "Türkiye'de kütüphanelerde en çok tüketilen, okuna okuna kapakları eskimiş kitap" ödülünü aldık.
Bize sürekli anne babalardan, öğretmenlerden mesajlar geliyor; "Varol Bey, çocuğum hayatında hiç kitap kapağı açmamıştı ama Kral Şakir ile elinden kitap düşmüyor" diyorlar. Hatta eski Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk Bey beni makamına davet ederek çocuklarda okuma alışkanlığı kazandırma konusundaki bu katkımızdan dolayı bizzat teşekkürlerini iletti. "Kral Şakir ile çocuklarda okuma devrimi başlattık" demek hiç de abartılı bir cümle olmaz. Çocuklar didaktik zorlamalarla değil, kendi meraklarıyla bu kitapları seçiyorlar ve okuma sevgisini ömür boyu kalıcı kılıyorlar.
Kral Şakir ve diğer projelerinizde çocukların dünyasını çok iyi yakalıyorsunuz. Sizce bugünün çocuklarını anlamanın en önemli yolu nedir? Onların dünyasını ve beklentilerini nasıl takip ediyorsunuz?
Bugünün çocuklarını anlamanın en altın kuralı: Onları adam yerine koymak ve zekalarını asla küçümsememektir. Maalesef yıllarca çocuk yapımlarında "bunlar çocuktur, anlamaz" diyerek geçiştirilen katı, ruhsuz didaktik işler yapıldı. Biz ise tam aksine, kendi güldüğümüz, zekice kurgulanmış esprileri ve güncel konuları hikayelerimize dahil ediyoruz. Çünkü karşımızda yetişkinlerden çok daha zeki, algıları inanılmaz açık bir Alfa kuşağı var.
Onların dünyasını takip etmek için ekip olarak sürekli trendleri izliyor, bilgisayar oyunları oynuyor, yeni teknolojileri inceliyoruz. Ben her sabah güne çizgi roman okuyarak başlıyorum. En önemlisi de doğrudan çocuklarla bir arada oluyorum. İmza günlerinde Anadolu'nun dört bir yanını geziyorum ve her çocuğa tek bir soru soruyorum: "Büyüdüğünde en büyük hayalin ne?" Oradan muazzam bir veri topluyorum. Ayrıca çocuklardan ve ebeveynlerinden gelen geri bildirimleri doğrudan senaryolarımıza yansıtıyoruz; örneğin engelli çocukların ailelerinden gelen mesajları değerlendirerek tekerlekli sandalyede fırtına gibi esen sevimli "Filsu" karakterini yarattık. Çocuklarla kurduğumuz bu organik bağ, başarımızın en büyük sırrıdır.
Karikatüristlikten animasyon yapımcılığına, yazarlıktan marka yaratmaya uzanan çok farklı alanlarda üretim yaptınız. Sizin ki nasıl bir yolculuk? Bugün dönüp baktığınızda, bu yolculuğun sizin için en anlamlı tarafı ne?
Benimki aslında aşka, tutkuya ve çocukluk hayaline sadık kalma yolculuğudur. Türkiye'de adı dahi konmamış bir animasyon sektöründe, her kapı yüzüme kapanırken yel değirmenlerine karşı savaşan bir Don Kişot gibi görüldüm. Ama vazgeçmedim. Mühendisliği bitirdim, şantiyede çalıştım ama içimdeki o potansiyeli gerçekleştirene kadar mutlu olamayacağımı biliyordum.
Bugün dönüp baktığımda bu yolculuğun en anlamlı tarafı; bir insanın hayatta yaşayabileceği en büyük mutluluğun kendi içindeki potansiyeli ortaya çıkarabilmesi olduğunu kanıtlamış olmaktır. Ve bu süreçte sadece üretmekle kalmayıp, gençlere ve çocuklara birer "rol model" olabilmek... İmza günlerinde yanıma gelip "Varol Abi, ben de büyüyünce senin gibi dünyalar yaratacağım, çizeceğim" diyen o çocukları görmek, benim için bu dünyadaki her türlü maddi kazancın, ünlü olmanın çok ama çok üzerindedir.
Bugüne kadar çok sayıda karakter yarattınız. Henüz çizmediğiniz ama zihninizde dolaşan bir karakter var mı?
Zihnim hiçbir zaman boş durmuyor; çantamda her an yanımda taşıdığım çizim tabletimle nerede olursam olayım sürekli çiziyorum. Zihnimde henüz tam projelendirilmemiş, adını koymadığım ama çizgisel olarak dolanan birçok karakter var.
Özellikle tamamen kendi içimden geldiği gibi, hiçbir projeye bağlı kalmadan, akışta (flow) çizdiğim ve benim için büyük bir yaşama sevinci kaynağı olan "Muix" adını verdiğim dijital çalışmalarım var. Bunun dışında, trafik levhalarının içinden çıkıp canlanan karakterleri konu aldığımız "Pictoos" projemiz de üzerinde titizlikle çalıştığımız, zihnimi sürekli meşgul eden çok özel dünyalardan biri. Zihnimdeki o karakterler teknolojinin, çoklu evrenlerin ve mizahın gücüyle her an canlanıp karşınıza çıkmaya hazır bekliyor!
İzmir'in bendeki yeri bambaşkadır
İzmir doğumlusunuz ve çocukluğunuzun önemli bir bölümü burada geçti sanırım. İzmir’in bugün sanatınıza ve mizah anlayışınıza nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?
Ben 1968 İzmir doğumluyum ve İzmir'in bendeki yeri bambaşkadır. Biz İzmir'de her zaman birbirine gülümseyen, hayata neşeyle bakan insanların arasında büyüdük. Benim o güleç, pozitif ve her zorluğa mizahla yaklaşan yapımın arkasında kesinlikle İzmir’in o sıcak, aydınlık ve enerjik havası vardır.
Çocukluğumun en büyüleyici anları her yıl sabırsızlıkla beklediğimiz İzmir Fuarı'nda geçti. Fuardaki o renkli pavyonları gezmek, yabancı dergileri toplamak hayal dünyamı muazzam besledi. Hayatımı değiştiren en büyüleyici yerlerden biri İzmir Fuarı’ydı. Fuarda farklı ülkelerin ürünlerini sergilediği pavyonları gezer, onların getirdiği renkli şirket dergilerini büyük bir heyecanla toplardım. Yine fuar günlerinden birinde, teyzem ve annem beni İzmir Fuarı’na gelen ünlü karikatürist Yaşar Tosun ile tanışmaya götürdü. Yaşar Bey çizgilerimi görüp yeteneğime hayran kaldı ve beni kaldığı otele davet etti. Gültepe’de, o dönemin standart saman kağıtları arasında büyümüş bir çocuk olarak hayatımda ilk kez kuşe kağıdı ve profesyonel çizim kalemlerini onun yanında gördüm. Bana verdiği o kuşe kağıtlarını özenle saklar, çizdiğim çocukluk dergilerimin kapağı yapıp üzerine yapıştırırdım. İzmir Fuarı ve İzmir sokakları, benim sanatımın ve hayallerimin filizlendiği ilk topraklardır.
9 yaşımdayken ilk karikatürümün İzmir'deki ofisinde hazırlanan Milliyet Kardeş dergisinde yayınlanması ise profesyonel kırılma noktam oldu. Bugün o eski çocukluk dergilerimi ve karikatür arşivimi dijital ortama aktarmak için tarıyorum; Milliyet Kardeş dergisi genel yayın yönetmeni Soner Atadan Olgun’un bana verdiği o ilk çizgi bant köşesinde tasarladığım ilk karakterim, çocukluğumun heyecan dolu anlarından biridir.
İzmir’e özel etkinlikleriniz olacak mı?
Doğup büyüdüğüm İzmir benim için her zaman önceliklidir. Bugüne kadar İzmir'de sayısız imza günü, film galası, çizim ve animasyon atölyeleri gerçekleştirdim ve hemşehrilerimle buluşmak her zaman bana ayrı bir coşku veriyor. Yeni filmimiz Kral Şakir Binbir Gece filminin galası, vizyon yolculuğu ve yeni kitap projelerimiz kapsamında çok yakında İzmirli sevenlerimle kucaklaşacağımız harika etkinlikler planlayacağız. Sosyal medya hesaplarımızı takipte kalırlarsa, İzmir sürprizlerimizi ilk olarak oradan duyuracağız!
Sanatçı ve sürekli üreten bir ailenin içinde olmak nasıl bir duygu? Kardeşleriniz Vural Yaşaroğlu ve Gülizar Irmak ünlü senaristlerimiz… Birbirinize müdahale eder misiniz yardımcı olur musunuz?
Bu gerçekten tarifi imkansız, muazzam bir duygu ve büyük bir şans! Biz ailece gerçekten sanatla ve hikaye anlatıcılığıyla yoğrulmuş durumdayız. Ablam Gülizar Irmak, "Öyle Bir Geçer Zaman Ki" ve şu an fırtınalar estiren "Uzak Şehir" dizilerinin başmimarı; kardeşim Vural Yaşaroğlu da o harika dizilerin arkasındaki o güçlü senaryo ekibinin en önemli kalemlerinden biri.
Annemin evinde bir araya geldiğimizde, ablamla kardeşim oturup saatlerce dizinin gidişatını, o muazzam senaryo matematiğini ve kurgu zekasını konuşurlar; ben de onları büyük bir şaşkınlık ve hayranlıkla izlerim. Biz birbirimizin işlerine asla müdahale etmeyiz ama birbirimizi her zaman sonsuz bir sevgi ve saygıyla destekleriz.
Aslında bu hikaye kurma yeteneğimiz de çocukluğumuza dayanıyor. Rahmetli babam gemilerde çalıştığı için yurt dışından bize sürekli hayvan figürlü oyuncaklar getirirdi. Ablalarım çocukken o oyuncaklarla bana inanılmaz hikayeler kurar, oyunlar oynatırlardı. Hatta beni yorganın altına sokup "Bak Varol, yorganın altında Heidi var, Pembe Panter var"diyerek hayal gücümün sınırlarını ta o yaşta genişletmişlerdi. Sanatçı ruhumuzun temeli o çocukluk oyunlarında saklıdır.
Animasyon evreni dışında farklı bir üretim yapmak istiyor musunuz? Çocuk filmi veya dizi projesi gelebilir mi?
Evet, kesinlikle istiyoruz ve bu konuda çok heyecan verici adımlar atıyoruz. Mesela yakın zamanda vizyona girmiş olan filmimiz Süper 1 Takım: Varol Abi'nin Çizgi Film Makinesi tam olarak bu geçişin en somut kanıtı. Filmimiz, gerçek (reel) oyuncular ile 3D animasyon karakterlerini bir araya getiren yepyeni bir anlatım diline sahipti.
Yaptığımız test çekimlerinde reel dünya ile animasyonun birleşiminin olağanüstü güzel sonuçlar verdiğini gördük. İlerleyen süreçte tamamen gerçek oyuncular ve çizgi karakterlerin bir arada yaşadığı, çok daha büyük çocuk filmleri ve dizi projeleriyle de izleyici karşısına çıkmayı hedefliyoruz.
Son olarak sevenlerinize takipçilerinize çocuklarıyla sizi buluşturan anne ve babalara neler söylemek istersiniz?
Tüm anne ve babalara en büyük mesajım şudur: Çocuklarınızı teknolojiden, yapay zekadan uzak tutmayın; aksine bu araçları doğru ve üretken bir şekilde kullanmalarını sağlayın. Çünkü gelecek tamamen burada şekilleniyor. Ancak onları birer "tüketim canavarı" haline getirmek yerine, her zaman "üretmeye" teşvik edin. Onlara tükettiklerinin değil, ürettiklerinin değer katacağını aşılayın.
Ve hem çocuklara hem büyüklere hayat mottomu tekrarlamak istiyorum: "İşinizi oyuna çevirin, böylece sonsuz bir tatile çıkarsınız." Hayatın koşturmacası ve ciddiyeti içinde içinizdeki o meraklı, coşkulu çocuğu asla öldürmeyin. Çünkü o çocuk giderse, yaşama sevinciniz de gider.
Bizleri her zaman sevgiyle kucaklayan, sinema salonlarını şenlik havasına çeviren tüm anne, baba ve çocuklara sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Ocak 2027'de vizyona girecek olan Kral Şakir Binbir Gece filmimize patlamış mısırlarınızı kapıp ailecek gelin; hep birlikte kahkahalar atıp, filmin sonunda o muhtişim müziklerle coşkuyla dans edelim!
Sevgiyle ve muhtişim kalın!