MARTNISAN2026
VEHBİ MOĞOL
Bir Karşıyaka sevdalısı Vehbi Moğol: İzmir Life'ın 25. yayın yılında kimliği Karşıyaka ile bütünleşmiş bir dostum, Vehbi Moğol ile keyifli bir söyleşi yaptık. Daha çok o anlattı, biz dinledik. Umarım sevgili okur da keyif alır... Sevgili Vehbi Moğol, ne zaman birilerinin Karşıyaka ile ilgili bir arşiv bilgisine ya da fotoğrafına gereksinmesi olsa yolları öncelikle sana çıkar çünkü bir yerden sonra Karşıyaka sen demektir. Bize Karşıyakalılık, Karşıyaka sevgisi, Karşıyaka’yı anlamak üstüne neler söylersin? Karşıyaka’nın, kimileri için “İzmir’in Şımarık Çocuğu”, kimileri için “Beyaz İzmirlilerin Mekânı”, kimileri için “Kadınların Kenti” olması, yaşam tarzlarında olduğu kadar taleplerindeki ayırt edici özellikler nedeniyledir ve bu nedenle elitist unsurlar içerdiği ileri sürülebilir. “İzmirli olmak” kadar “Karşıyakalı olmak,” etnisite, din ya da ulus gibi kökene dayalı bir kimliğe işaret etmek yeri-ne “yer”e bir temsil gücü kazandırır. Tüm kimlik tartışmalarına özgün/otantik bir “İzmir açınımı” olarak Karşıyakalı olmak, bu tür kimlik iddiası taşıyan başka yerlere inat burada doğulduğu için değil, burada yaşandığı için edinilen bir olgudur. Yani Karşıyakalı doğulmaz, Karşıyakalı olunur; orada yaşamaya başlayan biri, fanatik bir Karşıyakalı oluverir. Bu özelliğin tribünlere yansıyan yönünde ise fanatikliğe dönüşen bir “Karşıyakalı olma hali” var-dır. Bu duygu o derece güçlüdür ki, giderek kendini İzmirli değil, İzmir’den öte (post) Karşıyakalı olarak tanımlar ve bu durumu seçtiği 35.5 plaka numarası ile tesciller. Bugün ne hikmetse hâlâ, kendileşerek herkesi hemen içine alır; kendilerini İzmirli değil Karşıyakalı olarak tanıtırlar. İzmir de, Karşıyaka da, sadece mekânsal olarak değil, insanıyla da ayırt edicidir. Öylesine ki başka kentlerde İzmirliyi, İzmir’in başka yerlerinde Karşıyakalıyı ayırt etmemek mümkün değildir neredeyse. Karşıyaka’nın tarihten bu yana kurduğu asimetrik ekonomik ve sosyolojik pozisyonun, kimlik siyasaları içinde eridiği bu dönemde, KSK kimliği, Karşıyakalı olmanın geçmişten gelen elit/nezih mirasına ve ayrıcalığına ortak oldu: Karşıyakalı olmak ile KSK taraftarı olmak iç içe geçti. “Karşıyakalı olmanın yeni hali sınıfsaldır!” Karşıyakalı olmanın bu yeni hali, bir kimlik dönüşümü yaşanmasından öte, temelde sınıfsal bir değişimdir. Taraftar davranışı ise, her ne kadar spor kamuoyuna lümpen yanıyla yansısa da, proleterleşmektedir. Bir başka anlatımla KSK aracılığıyla Karşıyaka, kendi demokrat kimliğinin tolerans gösterme yönünü geliştirmiş ve herkesi kendi bünyesinde toplama becerisini göstermiştir. Daha da önemlisi Karşıyakalı ya da KSK taraftarı olmak için, burada doğmak gerekmediği artık herkesçe paylaşılan ve Karşıyaka’ya bugünkü coşkusunu veren bir ortaklık haline gelmiştir. Karşıyaka semtinin, KSK sevgisindeki yeri. Türkiye'nin hiç bir yerinde olmadığı kadar, semt ve kulüp kimliğinin Karşıyaka’da iç içe geçmiş olduğu gerçeğinde gizli. KSK ve Karşıyaka'nın nesil-lerdir birbirini besleyen, zenginleştiren bu ilişkisi bizi, Karşıyakalıları, diğer kulüplerden farklı kılan en önemli faktör. Karşıyaka, İzmir'e idari olarak bağlı ve coğrafi olarak çok yakın olmasına rağmen tarihsel olarak İzmir'den ayrı gelişti. Karşıyakalılar da bu farklılığı değişik zamanlarda çeşitli vesilelerle ortaya koydular. Sonradan memleketin dört bir köşesinde pek çok taklidi çıkan “35,5” sloganı belki de bunların en bilineni oldu. Karşıyaka’nın farklılığı, İzmir'den ayrılığına yapılan bu vurgunun aslında tahmin ettiğimizden çok daha eskilere gidiyor. Karşıyakalılar daha nitelikli hizmet almak için sürekli olarak İzmir Beledi-yesi ile çekişiyorlar, protestolar düzenliyorlar, boykotlar yapıyorlar. Bütün bunlar belki de coğrafi olarak mevcut olan ayrılığı "bilince çıkarıyor", Karşıyakalılar giderek daha çok “Karşıyakalı" oluyorlar. Bu sürecin izini sürerek günümüze kadar gelindiğinde ve KSK’nin bu kimlik oluşturma sürecinde, hem eski Karşıyakalılar hem de Karşıyaka'ya göçlerle gelenler için, giderek daha merkezi bir rol oynamıştır. “Karşıyaka sevgisi ara ara sıkıntılara neden olabiliyor” İzmir’in kuzeyi ve güneyi arasındaki farkı tarihsel bir fantazma üzerinden ele aldığımızda; Karşıyaka-Göztepe rekabetinin (ve hatta husumetinin) gerçek anlamda ortaya çıktığı 1980 senesin-den yüzlerce sene önce İzmir Körfezi’nin kuzey ve güneyinde yaşayan iki yerel kavimin, Aioller ve İonların, arasında bariz bir farklılık ve hatta rekabet olduğunu gösteriyor bize. Yukarda kulüp ile semtin ilişkisinin iç içe geçmişliği Karşıyakalılar olarak semtimize duyduğumuz sevgi ve aidiyet konusunda da çeşitli sıkıntılar yaşatıyor bizlere. Zaman zaman, sanki bazen fazlasıyla abartıyoruz bu durumu. Buraya, doğduğumuz ve yaşadığımız yere, uzakta da olsak kalben bağlı olduğumuz bu semte olan tutkumuz, kimi zaman içi fazlasıyla boşalmış, dışlayıcı bir böbürlenme seviyesine inme tehlikesi gösteriyor. Üzerine pek de bir şey eklemeden keyfini sürdüğümüz bir imtiyaz, başkalarını küçümseme, bize sempati duyanları bile dışlama kendimiz-den soğutma vesilesi haline geliyor. Kulübümüze duyulan antipatinin köklerini biraz da buralar-da aramamız gerekiyor sanki. “Sakin, huzurlu Karşıyaka bugün hatıralarda yaşıyor” Bu düşünceler ışığında, Karşıyaka ve KSK'nin bireylerin kimliğinin oluşmasında oynadığı önemli rolü de yakından gözlemleyebiliyoruz. Bu, bazen İzmir dışından Karşıyaka'ya gelen ve KSK gerçeği ile karşılaşan gençlerin/çocukların zaman içinde onu benimseyerek kimliklerinin asli bir par-çası haline getirmesi şeklinde cereyan ediyor. Kimi zaman ise, Karşıyaka'da doğup büyümüş bireylerin Karşıyaka ve KSK'yi algılayışları zamanla değişiyor, evrimleşiyor. Elbette güzel, sakin, huzurlu, herkesin birbirini tanıdığı eski Karşıyaka bugün artık sadece hatıralarda yaşıyor. İnsanın içini ısıtan sıcaklığı bugün Karşıyaka'da aynı şekilde hissetmek pek de mümkün değil. O zamanların yüz yüze insan ilişkilerine dayanan, onun üzerine inşa edilen Karşıyakalılığı giderek ortadan kalkıyor. Bu süreç elbette sadece Karşıyaka'ya özgü değil, zaman herkesi ve her şeyi olduğu gibi bizi de değiştiriyor. Bu dönüşümün bir diğer boyutu da bir kırk-elli sene önce pek de mevzu bahis olmayan bir grubun, diasporadaki Karşıyakalıların kulüp ve semtlerine duyduğu sevgiyi konu ediniyor. Bugün artık pek çok Karşıyakalı eğitim, iş ve diğer sebeplerle şehir ve hatta ülke dışında yaşıyorlar. Bir yandan diasporadaki Karşıyakalıların kulüplerine ve semtlerine karşı besledikleri muhabbet, diasporada Karşıyakalı olmanın yarattığı değişik ruh hali üzerine düşünürken, diğer yandan bu uzakta olma, ayrı kalma sıkıntısını hafifleten internet gibi yeni mecraların önemine dikkat çekmek gerekiyor.