MARTNISAN2026 Pınar Tekeş
Kendinden razı mısın?
Kendinden razı mısın? Bu aralar “Sen” nasılsın? Bu soruya cevap olarak aşağıdakilerden biri tanıdık geldi mi? • Hayata karşı inancımı ve umudumu kaybetmek üzereyim. İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Sadece günü kurtarıyorum. • Bu kadar uğraştım, hala düzelmeyen şeyler var! • Yeni bir şeyler yapacağımı hissediyorum. Ama ne olduğunu ve nasıl bulacağımı bilmiyorum. • Hayatımı neden değiştiremediğimi ve nasıl değiştirebileceğimi bilmiyorum. • Hiçbir şey istediğim gibi gitmiyor ama içimde anlamlandıramadığım huzur var. • Her şey yolunda gidiyor ama hep böyle devam eder mi acaba? • Hayatım harika, ben de bomba gibiyim. İyi de şimdi nasıl ilerleyeceğim? Astrolojiyle ister ilgilen, ister ilgilenme Mars gezegeninin Balık Burcuna geçişi, Kovadaki Güneş Tutulmasının ardından 02 Martta gerçekleşen Ay Tutulmasının etkileri önümüzdeki 6 aya da damgasını vuruyor. Mart başında deneyimlediğimiz olaylar, gündem maddeleri aslında nasıl ilerleyeceğimiz konusunda bize ışık tutuyor. Rasyonel aklın tanımlarının işe yaramaması bilinen tanımlarının değişmesi sonucunu doğuruyor. Ezber bildiklerimiz boşa düşüyor. Bir geçiş döneminde olduğumuz için insanların içinden hiçbir şey gelmemesi durumu ortaya çıkıyor. “Kendin-den razı olmak” diye bir deyim var ya, durumu sembolizm açısından açıklıyor. Çünkü yukarıdaki bahsettiklerimizi yaşa-yanlar kendilerinden razı değil. Birilerinin tanımladığı işleri, iş modellerini ya da ilişki döngülerini devam ettiriyorlar. Sistem değişiklik istiyor, eski yöntemler işlemiyor. Bu nedenle de sorunlarını çözemiyorlar. Örneğin eskiden bir şeye hırslanıp yapmak isterdin ve yapardın. Şimdi o hırslanmayı bile istemiyorlar. Ve çoğu kişi neden istemediklerini bilmeyip kendilerini depresyonda zannediyor. Bırak kendini iyi hissetmeyi, mekanizma kötü hissetmemeyi hedefler halde çalışmaya başlıyor. Oysaki bu durum ruhun sinyali. Ezberlerin seni bugüne kadar getirdi. Ama burada konfor alanından çıkıp değişiklik yapman gerekiyor. Sen bunu fark etmeyi reddettikçe deneyimler daha da ağırlaşıyor. Gökyüzü diyor ki sana diyor ki “ 3 yıldır akışta kalmayı öğretmeye çalıştım. Sembolleri fark et diye adeta gözüne soktum. Hala hayattasın. O yüzden biraz daha rahat ol. Ne istiyorsun ona bak. Dünya artık istediğini neden istediğini bilmeksizin hırsla pe-şinden koştuğun zamanlardaki gibi çözebileceğin bir yerde değil. Sen bunları duymazdan gelsen de çözülmeyecek.” Bir de kendini dışarıya izole edip duymamaya, görmemeye, hissetmemeye çabalamak olayı var. Bu, gerçeği değiştirmiyor. Biz elimizi taşın altına koymayı reddettiğimizde de onlar yaşanmaya devam ediyor. Peki ne yapacağız? Bize düşen görev, olan bitene üzülmek değil, kurban kayıtlarını işletmek hiç ama hiç değil; kendi sorumluluğunu almak. Harekete geçmemizi engelleyen en kritik konu da gerçekten ne istediğimizi bilmemek. İçimizdeki yeteneklerin tam olarak ortaya çıkamaması, kalbimizi coşturan şeyleri, potansiyelimizi tam kapasiteyle hayata aktaramamak aslında kendimize bir ihanet. Birazcık kendinden razı olacağı şeyleri yapmak! Bu nerede başlıyor? Her şeyden önce kendine değer vermekle, hayatının merkezine kendini koymakla başlıyor. Bir başkasına ait hayatı öyle öğretildiği, gösterildiği için uyarlama deneyimini son vererek başlıyor. Aslına bakarsak aynı anda bir çok dinamiğin tuşuna basıldığı için özdeğer kendini ortaya koymakta, yeni yapı kurmakta özgür olmayı hayatına geçirerek sağlamlaşıyor. Kon-for alanından çıkmak da, bakış açısını değiştirmek de, ezberin bozulması da; hepsi aynı anda olmak durumunda. İçimizde bir taraf bunların değişeceğini biliyor. Aynı, dünyaya gelişimizde bize aktarılan bilgi gibi; her doğum sancılı, her başlangıç acı verici olacak kayıtlarıyla isteksiziz, hareketsiziz. Bulunduğumuz tanıdık durum değişince ne olacağını bilmemek korkutucu, bildiğimiz acı güvenlidir. Onu daha önce defalarca yaşamış ve şu anda hayattayızdır. Bu satırları buraya kadar okuduğunuza göre dönemin bize sağladığı etkilerden faydalanmanın zamanı gelmiş demektir. Bu aydan itibaren hangi konularda arkamıza rüzgarı alabiliriz? • Sınır koyamadığımız için alanımızın ihlal edildiği, enerjimizin, çabamızın sömürüldüğü deneyimler • Kendimizi yok sayarak, ait olmaya, iyi olmaya çalıştığımız tuzaklarımız • Yönümüzü belirlemek, ilerleme stratejileri oluşturmak • Hayal ve hedef koordinasyonu sağlamak • Toksik yüklerimizden arınmak • Kafamızı karıştıran konularda netleşmek • Sağlığımızı oluşturan domino taşlarının duygu ve düşüncelerimizin bedendeki yerleşimleri olduğunu hatırlamak, sağlığımızı önemsemek • Kontrol altında tutmaya çalıştığımız hayatımızı yönetmenin mümkün olduğunu anlamak • Hayatımızda zorlaştırdığımız her şeyin pratikleşmesi • Yeteneklerimizi hayata nasıl aktaracağımızın sinyallerini tanımak O zaman hep dediğim gibi; “Fark et, dönüştür, dönüş!”