MAYIS2020 Prof. Dr. Levent Kırılmaz
Ho'oponopono yöntemi
HO’OPONOPONO YÖNTEMİ Hooponopono, Hawaii dilinde işleri doğru yoluna koymak veya olayları, hataları düzeltmek anlamında kullanılan kelimedir. Doktor Ihaleakala Hew Len ve yazar Joe Vitale tarafından dünyaya tanıtılmış bir şifa, arınma yöntemdir. Bu yöntemde yaşadığımız her sorun bir sıkıntı olarak değil bir fırsat olarak görülür. Sorunlar, Sevgi’nin gözleriyle görmemiz ve onun verdiği esinle hareket etmemiz için bize bir şans daha vermek üzere ortaya çıkan geçmişin tekrarlanan hatıralarından başka bir şey değildir. Öğretinin temel konusu, “Seni Seviyorum”, ” Beni Affet”, “Özür Dilerim” “Teşekkür Ederim” cümleleridir. Dr. Len bu yöntemi, Hawaii Hastanesinde içerisi akıl sağlığı yerinde olmayan, suçlularla dolu ve çoğunluğu gözetim altında tutulan bir akıl hastalıkları koğuşunda uygulamıştır. Daha öncesinde, ilaçla sakinleştirilen hastaların, ilaç dozları azaltılmış, gözetim altında tutulan hastalar gözetimden çıkartılmıştır. Sürekli sağlık izni bahanesiyle hastaneye dahi gelmek istemeyen çalışanlar düzenli olarak gelmeye başlamıştır. Ve bir süre sonra da o koğuş kapatılmıştır. Bu öğretiye göre etrafımızda gelişen bütün olaylar bizim zihnimiz dolayısıyla gerçekleşir. Bundan dolayı, bu problemin yine kendi zihnimizde çözümlenmesi gerekir. Beni affet diyerek kendimizden af diliyoruz. Seni seviyorum dediğimizde kendimizi her şeye rağmen sevdiğimizi söylüyoruz. Özür dilerim derken sorumluluğu üzerimize alıyoruz. Teşekkür ederim derken, zihnimizin bize yaşattığı kötü şeyler için bile teşekkür ediyoruz. Bu öğretinin prensiplerini şöyle sıralayabiliriz: 1- Fiziki evren bizim düşüncelerimizin bir ürünüdür. 2- Eğer düşüncelerimiz olumsuza odaklıysa negatif bir fiziksel gerçeklik yaratırız. 3- Eğer düşüncelerimiz pozitifse SEVGİ dolu bir fiziksel gerçeklik yaratırız. 4- Şu anda ne yaşıyorsak %100 biz sorumluyuz. 5- Hastalıklı, istemediğimiz olayların yaşandığı bir gerçeklik yaratan negatif düşünceleri düzeltmekten de %100 biz sorumluyuz. 6- Orada bizden ayrı bir şeyler oluyor diye bir şey yoktur. Her şey aklımızdaki düşünceler neyse öyle var olur. Yaşamımızda sadece söylediklerimizden, yaptıklarımızdan değil, herkesin söylediklerinden ve yaptıklarımızdan da sorumluyuz. Dünyanın iyileşmesi hepimize bağlıdır. Bununda yolu kendimizi sevmekten geçer. Kendini sevmek, kendini geliştirmenin en iyi yoludur. Kendimizi geliştirirken dünyamızı da geliştirmiş oluruz. Eski Havaililere göre bütün sorunlar düşünce olarak başlar. Ama sorun bir düşünceye sahip olmak değildir. Sorun düşüncelerin acı dolu anılarla aşılanmış olmasıdır. Yapmamız gereken, bu sorunu fark etmek ve sorumluluğumuzdan arınmak ve Seni seviyorum, Özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim kelimelerini tekrarlamaktır. Eğer bir sorunu çözmek istiyorsanız kendi üzerinizde çalışın. Eğer sorun bir başkasıyla ilgiliyse kendinize şunu sorun. Bu insanın beni kızdırmasına neden olan nedir? Bunu bilirseniz bu durumu ortadan kaldırabilirsiniz. Çözüm basit, şu anda neler oluyorsa bunun için üzgünüm, beni affet… Anahtar “seni seviyorum” cümlesindedir. Yaşamın amacı her an sevmeyi yeniden sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için kişinin kendisinin % 100 sorumlu olduğunu bilmesi ve kabul etmesi, yaşamı yaratanın, onun kendi düşünceleri olduğunu görmesi gerekir. Sorun insanlar, yerler veya durumlar değil, onlar hakkındaki düşüncelerimizdir. Bu yöntem, karşımızdaki insanın yaşadığı sorunu duyduğumuz, öğrendiğimiz anda bizim sorunumuz olarak algılayıp kendi içimizde bundan arınarak karşımızdakini de arındırma yolunu öğretir. Bunun içinde sevgiyi kullanır. Hayatımızdaki herhangi bir şeyi değiştirmek istediğimizde bakacağımız tek bir yer vardır: kendi içimiz…“İçimize baktığımızda da bunu sevgiyle yapmalıyız.” İçinizde ve etrafınızda olan her şeyin, bilinçli ya da bilinçsiz, farkında olmamıza elbette imkân yoktur. Dolayısıyla olan her şeyden haberimiz olmadığı için, onları kontrol da edemeyiz. Yaşamımızda önümüze çıkan her şey, oraya nasıl geldiğine bakmaksızın, onu iyileştirmemiz içindir, çünkü şu anda bizin farkındalık alanımızdadır. Buradaki varsayım, eğer onu hissedebiliyorsak, onu iyileştirebiliriz de. Eğer onu bir başkasında görebiliyorsak ve bu bizi rahatsız ediyorsa, o zaman iyileştirmek için oradadır demektir. Onun neden hayatınızda olduğuna ya da oraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikrimiz olmayabilir, ama artık farkında olduğumuza göre, onu serbest bırakabiliriz. Karşılaştığımız şeyleri ne kadar iyileştirirsek, tercih ettiklerimizi ifade etmede o kadar net oluruz, zira başka şeyleri kullanmak için gereken enerjiyi serbest bırakmış oluruz. Hayatımızda başımıza gelenler bizim suçumuz değildir, ama bizin sorumluluğunuzdadır. Kişisel sorumluluk kavramı söylediğimiz, yaptığımız ya da düşündüğümüzün ötesindedir. Hayatımızda yer alan diğer herkesin dediklerini, yaptıklarını ve düşündüklerini de içerir. Yaşamımızda meydana gelen her şeyin sorumluluğunu tamamen alırız, o zaman herhangi bir kişi bir sorunu su yüzüne çıkardığında, o bizim de sorunumuz olur. Tüm yapabileceğimiz onun sorumluluğunu almak, yani onu kabul etmek, ona sahip çıkmak ve onu sevmektir. Kendimizi temizlemenin dünyayı da iyileştirdiğini görmek hiç zor değildir. Bunun da yolu önce kendimizi sevmek, kendimizi geliştirmek ve kendimizi değiştirmekten geçer. Dış dünya, iç dünyamızın bir yansımasıdır. Eğer dünyamızda ayrılık görüyorsak nedeni ayrılığı içimizde taşıyor olmamızdır. İçimizdeki ayrılıkçı düşünceleri boşaltmak istediğimiz zaman ayrılığın artık dünyamıza yansıması gerekmez. Eğer çocuklarınız, eşiniz, arkadaşlarınız veya toplumunuz hayatlarında ayrılık yaşıyorlarsa, kendi içsel ailenize odaklanın. Bu yansımaları dış dünyanıza çeken acaba içinizdeki hangi fikirler? Hayatınıza bu ayrılığı yansıtan düşüncenin ya da düşüncelerin temizlenmesi için öne çıkmasını isteyin. Birlik ve Sevgi ilkesiyle uyuşmayan böyle bir düşünceyi yaşattığınız için af dileyin. Kendi düşüncelerinizi temizlerken bu çalışmanın hayatınızdaki kişileri nasıl etkilediğini de gözlemleyin ve tadını çıkarın. Ho’oponopono yöntemi ile; - Enerji yollarını dengelemek ve güçlendirmek, - Eski anlaşmalarımızı iptal etmek, - Kendi gücümüzü ortaya çıkarmak, - Çekirdek inançlarımızı fark edip dönüştürmek, - Tüm İlişkilerimizi iyileştirmek, - Geçmişte yaşadığımız ve bizi hale irrite eden travmalarımızı iyileştirmek, - Dileklerimizi hayatımıza çekmek, - Bilinçaltımızda Sevgi dolu düşüncelere yer açarak hayatımızı da bir sevgi bahçesine dönüştürmek mümkündür. “Dışarı bakan hayal görür, içeri bakan uyanır.” (Carl Jung) Kaynak: Joe Vitale, Zero Limit, Pegasus Yayıncılık, 2013
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
Eylül/Ekim 2025 sayısında neler vardı göz atın!
AYIN MEKANLARI GÜL KEBAP

İşte istisna mekânlardan biridir Gül Kebap... Kuruluş tarihi 1949. Gül Kebap’ın özelliği sadece “iyi köfte” yapıyor olması değil. Gül Kebap yetmiş altı yıldır aynı yerde ve dördüncü kuşağın yönetiminde. “Sefer tası” misali üç katlı daracık mekânında müdavimlerinin vazgeçemediği adres. Hayranlık uyandıracak bir çaba değil midir bu? İşini, kalitesini koruyarak yapan tam bir aile işletmesi… Kurucu Mehmet Ali Gülgeze, Girit’in üçüncü büyük şehri Resmo’dan İzmir’e göçle gelmiş. Çanakkale’de savaşmış. Bayrağı, ikinci kuşak oğulları Mustafa ve Muhsin Gülgeze devralmış… Ardından torun Hüsnü Gülgeze. Ve bugün dördüncü kuşak Hüsnü’nün oğlu Burak Muhsin işin başında. “Bir Kemeraltı klasiği” olarak Gül Kebap, esnaf lokantası köfteciliğini ilk günden bugüne değişmeyen formül ve sunum geleneğiyle tavizsiz sürdürüyor.

FİLİBELİ HAN

Filibeli Han Eski İzmirlilerin hatıralarındaki Şükran Oteli, özenli bir yenileme süreci sonrasında sahiplerinin soyadını alan "Filibeli Han" Kemeraltı Çarşısı'nın yeni cazibe merkezi olarak hizmete açıldı. Günümüz ihtiyaçlarına uygun yiyecek içecek mekanlarının yer aldığı Filibeli Han'ın üst katı da keşke çeşitli el sanatları üretiminin yapıldığı atölyelere açılsa... Bizim dikkatimizden kaçmış olabilir ama binanın kısa bir tarihinin yabancı dilleri de kapsayacak şekilde bir köşede yer alması çok doğru olurdu diye düşünüyoruz.

BOŞNAKYA

Boşnakya Filibeli Han'ın yan sokağa açılan çıkışında sevimli olduğu kadar lezzetli ürünler sunan "Boşnakya" isimli bir mekan var. Kıymalı Boşnak böreği, peynirli, patatesli ve patlıcanlı börekler, yaprak sarma ve haşhaşlı börek gibi lezzetlerin ağız sulandırdığı mekanda demli bir çay veya reyhan şerbeti yanında poğaçalar ve harika tatlılar deneyebilirsiniz.Antakya'nın çıtır kabak ve kömbesi, bougatsa Selanik tatlısı, medovik Rus pastası, triliçe tatlıları sizi bekliyor. Cuma günleri menüye mantı da ekleniyor. Boşnakya'ya uğramayı ihmal etmeyin.