ARALIK2020 Reşat Kutucular
Bu yılın kazancı, birkaç bilgili insan
Bu yılın kazancı, birkaç bilgili insan Yılın son ayına girdik. Salgınıyla, depremiyle, duyulan duyulmayan başka kötülükleriyle çok zor bir yılı geride bırakıyoruz. En temel korkumuz ölümle sürekli yüz yüzeydik… Salgının sosyal ve ekonomik hayatta yarattığı tahribatı yönetmeye çalıştık. Yorulduk, yıprandık. 2021’in ilk yarısından sonra şartların bugünden iyi olacağını ümit ediyoruz. Gelişmeler o yönde. Herkes gibi süreci hem küresel hem yerel düzeyde yakından izlemeye çalıştım. Ekonomi ve sağlık iç içe geçti. Bizdeki durum biraz daha ağırdı. 2018 krizinin yaraları hala kanıyordu. Yıl içinde yaşanan jeopolitik gelişmeler tabloyu daha da zorlaştırdı. Gelişmeleri doğru okuyabilmek için finansal okuryazarlık yetmez oldu. Üzerine sağlık okuryazarlığını geliştirmek gerekti. Ben de epidemiyolojiye, virolojiye ilkokul birinci sınıf seviyesinden giriş yaptım. Tabii medya okuryazarlığını da unutmamak gerek. Bu zamanda nasıl bilgilendiğiniz, nereden haber aldığınız gerçeklikle bağınızı belirliyor. Seçicilik şart. Yoksa bilgi kirliliği ve kafa karışıklığı kaçınılmaz oluyor. Ana akım medyadan “konunun uzmanlarının katıldığı programlar” dışında uzak durdum. Kemalettin Aydın’ı, Mehmet Ceyhan’ı kaçırmamaya çalıştım. Sağlık Bilim Kuruluna salgının başlarında olan güvenim kurulun üzerine siyasetin gölgesinin düşmesiyle zamanla azaldı. Günlük verileri Nisan’dan başlayarak Ekim ayına kadar Excel dosyasına aktarıp, grafikler çizdim. Sonunda “veri kirliliği” karşısında ben de pes ettim! Bu yıl gazetelere hemen hiç bakmadım. Hele konu ayırmaksızın her konuda konuşan “açık oturum gazetecilerine” hiç bakmadım. Bu yıl benim için haber ve yorum açısından Twitter öne çıktı. Tabii orada da bilgi kirliliğine karşı dikkatli olmak gerekti. Kimi takip ettiğiniz önemli. Benim bu yılki kazancım belki de bu oldu. Hem ekonomi hem sağlık konusunda çok yetkin yerli ve yabancı uzmanlara Twitter üzerinden ulaşabildim. İşim gereği ekonomiyi zaten günlük olarak izliyordum. Bu arada 2019 Kasımında start alan A3haber için de verileri yorumluyordum. Genel olarak önden de gidiyordum diyebilirim. Ancak Twitter’da takip ettiğim on dört on beş hesap sayesinde hem yerel hem küresel ekonomiyi takipte “derinlik” kazandım. Bunlardan üç tanesiyle, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı “Kerim Rota”, “507” takma isimli hesap, “Para ve Finans” isimli hesapla A3haber için Whatsapp üzerinden söyleşi yapma imkânı buldum. Evet, takma isimle söyleşi kulağa tuhaf geliyor ama bence oldukça renkli ve zihin açıcı bir söyleşi oldu. Hatta yeri gelmişken 507’yi ekonomide “yılın Twitter kullanıcısı” olarak gördüğümü belirteyim. Neden mi? Başka hesaplarda rastlamadığım bir bilgi düzeyi ve detaycılık, hem yerele hem küresele yetişebilme becerisi ve ince bir mizah anlayışı… Yılın ekonomi yazarı içinse Kerim Rota ile Uğur Gürses arasında kararsız kaldım. Her ikisi de derinlikli, zihin açıcı ve gerçeklere ışık tutan yazılar yazdılar. Ekonomi alanında yazılı ve görsel medyadan kimseyi öne çıkaramıyorum maalesef! Söyleyeceğim çok şey var ama şimdilik bu kadarla keseyim. Bu yıl bir kazancım da Esiad Ekonomik Gözlem Grubunun toplantıları oldu. Nisana kadar yüz yüze Nisan’dan sonra ise Zoom üzerinden sürdürdüğümüz bu toplantılarda aylık ekonomik gelişmeleri değerlendirdik. Grup başkanı sevgili Muhitin Bilget sayesinde toplantılar son derece verimli geçti. Bu sayede sevgili Adnan Yıldırım’ı tanımış oldum. Onun ekonomiye bakışı bu kaotik süreçte bana epey ışık tuttu. Evet, kayıplarla dolu bir yılda birkaç bilgili insan kazanmak bana iyi geldi.
E-DERGİ İzmir Life şimdi internette.
Tıklayın, okuyun...
Eylül/Ekim 2025 sayısında neler vardı göz atın!
AYIN MEKANLARI GÜL KEBAP

İşte istisna mekânlardan biridir Gül Kebap... Kuruluş tarihi 1949. Gül Kebap’ın özelliği sadece “iyi köfte” yapıyor olması değil. Gül Kebap yetmiş altı yıldır aynı yerde ve dördüncü kuşağın yönetiminde. “Sefer tası” misali üç katlı daracık mekânında müdavimlerinin vazgeçemediği adres. Hayranlık uyandıracak bir çaba değil midir bu? İşini, kalitesini koruyarak yapan tam bir aile işletmesi… Kurucu Mehmet Ali Gülgeze, Girit’in üçüncü büyük şehri Resmo’dan İzmir’e göçle gelmiş. Çanakkale’de savaşmış. Bayrağı, ikinci kuşak oğulları Mustafa ve Muhsin Gülgeze devralmış… Ardından torun Hüsnü Gülgeze. Ve bugün dördüncü kuşak Hüsnü’nün oğlu Burak Muhsin işin başında. “Bir Kemeraltı klasiği” olarak Gül Kebap, esnaf lokantası köfteciliğini ilk günden bugüne değişmeyen formül ve sunum geleneğiyle tavizsiz sürdürüyor.

FİLİBELİ HAN

Filibeli Han Eski İzmirlilerin hatıralarındaki Şükran Oteli, özenli bir yenileme süreci sonrasında sahiplerinin soyadını alan "Filibeli Han" Kemeraltı Çarşısı'nın yeni cazibe merkezi olarak hizmete açıldı. Günümüz ihtiyaçlarına uygun yiyecek içecek mekanlarının yer aldığı Filibeli Han'ın üst katı da keşke çeşitli el sanatları üretiminin yapıldığı atölyelere açılsa... Bizim dikkatimizden kaçmış olabilir ama binanın kısa bir tarihinin yabancı dilleri de kapsayacak şekilde bir köşede yer alması çok doğru olurdu diye düşünüyoruz.

BOŞNAKYA

Boşnakya Filibeli Han'ın yan sokağa açılan çıkışında sevimli olduğu kadar lezzetli ürünler sunan "Boşnakya" isimli bir mekan var. Kıymalı Boşnak böreği, peynirli, patatesli ve patlıcanlı börekler, yaprak sarma ve haşhaşlı börek gibi lezzetlerin ağız sulandırdığı mekanda demli bir çay veya reyhan şerbeti yanında poğaçalar ve harika tatlılar deneyebilirsiniz.Antakya'nın çıtır kabak ve kömbesi, bougatsa Selanik tatlısı, medovik Rus pastası, triliçe tatlıları sizi bekliyor. Cuma günleri menüye mantı da ekleniyor. Boşnakya'ya uğramayı ihmal etmeyin.