OCAKSUBAT2026
ALZHEİMER: SESSİZ FIRTINA
DYT. AYÇA ÖZALPAY DOĞAN
Alzheimer: Sessizce gelen fırtına
Bazen ocağın altını kapatmayı unuturuz, anahtarımızı nereye koyduğumuzu hatırlamayız ya da mutfağa gidip “Ben buraya neden gelmiştim?” deriz.
Hepimizin başına gelir. Ama yaş ilerledikçe hafıza konusu daha çok önem kazanmaya başlar. İnsan nüfusunun hızla yaşlandığı günümüz dünyasında hayatlarımızı, etrafımızı hızla ve yıkıcı olarak etkileyen bir hastalık olan alzheimer artık hepimizin korkulu rüyası haline gelmiştir.
Kulağa çok korkutucu geliyor değil mi? Ne yakınımızda ne de kendimizin başına gelebileceğini hayal etmek istemediğimiz ama burnumuzun dibinde olan bir hastalıktır.
Alzheimer öyle bir hastalık ki, öldürmeden çok önce seni senden alıyor. Geçmişini, kimliğini, anılarını siliyor. Ve çoğu zaman kişi bunun farkında bile olmuyor. İşte bu yüzden kanserden bile daha çok korkulan bir hastalık haline gelmiştir.
Her yıl 21 Eylül’de, Dünya Alzheimer Günü olarak farkındalık yaratmaya çalışılıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre şu anda 55 milyon kişi demans tanısı almış durumda. 2030’da bu sayı 75 milyona, 2050’de ise 135 milyona ulaşacak. Düşünsenize, her 3 saniyede bir kişiye demans tanısı konuyor ve bunun %70’i alzheimer! Türkiye’de de tablo farklı değil. Yaklaşık 700 bin kişi ve ailesi bu hastalıkla mücadele ediyor. 65 yaş üstünde her 5 kadından, her 11 erkekten birine alzheimer tanısı alıyor.
Beynin diyabeti
Son yıllarda alzheimer için yeni bir tanım kullanılmaya başlandı: “Tip 3 Diyabet”. Bir diğer deyişle “Beynin diyabeti”.
Yüksek şeker düzeylerinin beynin sinir hücreleri arasındaki iletişimi bozduğu düşünülüyor.
Beynin yakıtı glikoz. Vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde 2’sini oluştursa da, beynimiz aldığımız oksijen ve glikozun yüzde 20’sini tüketiyor.
Yakıt bittiğinde ise alzheimer kendini göstermeye başlıyor.
Alzheimer riskini yüzde 45 azaltmak mümkün!
“Ne yiyorsak oyuz” derler ya, bu söz beynimiz için de geçerli. Kaslarımız için egzersiz, kalbimiz için hareket ne kadar önemliyse; beynimiz için de doğru besinler o kadar değerli.
Genetik faktörleri değiştiremeyiz, ama sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, sigara ve alkolden uzak durmak, zihni aktif tutmak, 7–8 saatlik kaliteli uyku, sevdiklerimizle zaman geçirmek, meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri…
İşte bütün bunlar alzheimer riskini yüzde 45 oranında azaltabiliyor. Erken teşhis ve tedbirlerle bu süreci yavaşlatmak hatta önlemek mümkün!
Beynimizi besleyen sofralar
Beslenmede özellikle Akdeniz tipi diyet öne çıkıyor. Araştırmalar, bu beslenme biçiminin bilişsel bozuklukları azalttığını ve "alzheimer"ın ilerlemesini yavaşlatabildiğini gösteriyor.
• Antioksidanlar, kırmızı ve mor meyveler, özellikle berry ailesi; radyasyon ve manyetik alanların yarattığı oksidatif stresi azaltıyor.
• D vitamininin beyinde nöronlarda biriktiği ve kan damarları ile sinir hücreleri üzerinde anti-inflamatuar etki yaparak demans gelişimini azalttığı biliniyor.
• E vitamini, güçlü bir serbest radikal temizleyici. Nöroprotektif etkisiyle alzheimer riskini azaltıyor.
• Omega-3 yağ asitleri, beyin fonksiyonları için kritik. Beynimizin yüzde 60’ı yağ asitlerinden oluşuyor ve bunun yüzde 20-30’unu DHA (omega-3) oluşturuyor.
Akdeniz, MIND, DASH ve Ketojenik diyetler
Klinik çalışmalar bu beslenme modellerinin yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi yavaşlatmada ve alzheimer riskini azaltmada etkili olduğunu gösteriyor.
Alzheimer yalnızca bireyin değil, tüm ailenin mücadelesi haline geliyor. Bu yüzden soframızda yaptığımız küçük değişiklikler, aslında çok büyük farklar yaratabiliyor.
Mavi minik mucize: Yaban mersini
Minicik ama etkisi devasa! Yaban mersini; güçlü antioksidanlarıyla beynimizi adeta paslanmaktan koruyor. Araştırmalar düzenli tüketimin hafızayı güçlendirdiğini ve zihinsel performansı artırdığını gösteriyor.
Hafıza problemi yaşayan ancak tanı konmamış olan kişilerle yapılan çalışmalarda, bu kişilerin günlük diyetlerine, flavonoid açısından zengin olan yaban mersininin, 25 g kurutulmuş veya 127 g taze olarak eklenmesinin olumlu sonuçları gözlemlenmiştir. Yaban mersinin düzenli tüketimi, takiben hafıza ve yürütme işlevi ölçümlerinde iyileşmeler göstermesi alzheimer hastalığı riski taşıyan veya yaş aldıkça hafıza problemleri yaşamaya başlayan insanlar için de umut verici olabilmektedir.
Günlük hayatımıza bu mavi mucizeyi dahil etmek çok kolay; taze, dondurulmuş, kurutulmuş veya özüt olarak, kahvaltılarınıza, yoğurdunuzun üzerine veya direk bir avuç tatlı niyetine tüketebilirsiniz. Küçük bir adım, büyük bir fark yaratabilir.
Son Söz
Alzheimer sadece bir hastalık değil; hem bireyin hem de ailesinin sınavı. Ama unutmayalım, küçük adımlar büyük dönüşümlere yol açabilir. Sofralarımıza ekleyeceğimiz sağlıklı besinler, kaliteli uyku, sevdiklerimizle geçirdiğimiz mutlu anlar beynimizi daha uzun süre genç tutabilir.
Bugün "Alzheimer"ı konuşmak için doğru gün.
Unutkanlığını önemse ve bu hastalığın kimliğini senden çalmasına izin verme.