TEMMUZAGUSTOS2026
PARŞÖMEN VE ÇANTALAR
“Ruhu olan çantalar” ve parşömenin ışıltısı Çeşitli hayvanların yüzülen derilerinden ürünler yapmanın tarihi antik çağların çok ötesine ilk çağlara değin uzanır. Nitekim, bilim insanlarının Anadolu coğrafyasında toplu ilk yerleşim yeri olarak aktardıkları Konya Çatalhöyük’te bulunan ve günümüzden 10 bin yıl öncesine tarihlenen Çatalhöyük Duvar Resimlerinde, avcının avladığı hayvanın derisini işleyerek bedeninde giyim amaçlı kullandığının betimlemeleriyle karşılaşırız. Bu açıdan ele alındığında derinin bin yıllara yayılan serüveni söz konusudur. Bir çeşit işlenmiş deri olan ve antik çağlarda üzerine yazı yazmak amacıyla kullanılan parşömen de bu serüvende yer alır. Parşömen adı antik dönem Bergama’sından (Pergamon) gelir ve o dönemin Bergama’sı, tam 200 parşömen kitabı barındıran kütüphanesiyle ünlüdür. Bu adı veren ise o yıllar bu malzemeyi Bergama’dan satın alan Romalılardır. Parşömen bu kez de yine ana malzeme olarak ama farklı bir kimlikle karşımıza İstanbul’un en renkli sokaklarından birisi olan Çukurcuma’da çıkıyor. Mehry Mu markasıyla çanta olarak karşımıza çıkan parşömen üstüne, bu tür deriye gönül vermiş markanın yaratıcısı Güneş Mutlu Mavituncalılar ile keyifli bir söyleşi yaptık. Mehry Mu markasını yaratmak için 2010 yılında kollarını sıvayan Güneş Mutlu Mavituncalılar, parşömen çanta ürünleriyle ilgili olarak ‘ruhu olan’ ürünler değerlendirmesini yapıyor, yerel malzeme kullanıldığının altını özellikle çiziyor, “farklı disiplinlerden zanaatkarlar ile işbirliği sağlanarak elde edilen zarif koleksiyonlar aracılığıyla nostaljik ve romantik unsurları renkli hikayelere taşıdıklarını” anlatıyor. İşte Güneş Mutlu ile o keyifli, keyifli olduğu denli bilgindirici söyleşimiz: Adını Bergama’dan alan parşömenle tanışmanız nasıl oldu? Çukurcuma’nın en eski ve köklü antikacılarından Alaturca House’un sahibi, sevgili dostum Erkal Aksoy beni bir gün bir parşömen üreticisiyle tanıştırdı. Hayatımda ilk kez parşömeni o gün gördüm ve adeta ilk görüşte âşık oldum. Aslında yaklaşık bir buçuk yıldır bu kadar karakterli bir deriden günlük kullanılabilecek bir çanta yapmanın hayalini kuruyordum. Fakat benim için herhangi bir deriyi alıp üzerine logomu basarak üretim yapmak hiçbir zaman söz konusu olmadı. Doğru malzemeyi bulmak için uzun süredir bir arayış içindeydim ve açıkçası umudumu kaybetmek üzereydim. Parşömeni görür görmez bunun Mehry Mu için çok doğru bir seçim olduğunu hissettim. Hikâyesini öğrendikçe de heyecanım daha da arttı. M.Ö. 2. yüzyılda Bergama’da keşfedilmiş, bu topraklarda doğmuş böylesine kıymetli ve anlam yüklü bir malzemenin markamızın ruhuyla mükemmel bir bağ kurduğunu düşündüm. Bergama’da daha küçük ölçekte ve amatörce de üretilen bu deriyi gerçek anlamda anlamış ve geliştirmiş bir üretici ile çalışmak bana cesaret verdi. Birlikte hem lokal hem de global ölçekteki faaliyetlerimize uygun olacak şekilde koleksiyonlarımıza entegre ettik. İşte parşömen serüvenimiz böyle başladı. “İnsan çantayı taşımaz; aslında kendini taşır!” Parşömenin sizde yarattığı duyguyu nasıl tariflersiniz? Mehry Mu, on beş senelik bir marka ve benim çantaya bakış açım belki de biraz alışılmışın dışında. Uzun yıllardır Mehry Mu için “ruhu olan çantalar” diyorum ve bunu gerçekten içtenlikle söylüyorum. Benim için çanta hiçbir zaman bir statü sembolü olmadı. İnsan bir çantayı taşımaz; aslında kendini taşır. Çanta, insanın kendini ifade etme biçimlerinden biridir. Bir çantaya yüksek bir bedel ödeyerek bir statü kazanmazsınız. Tam tersine, değerli olan sizsiniz; çanta sadece sizin bir uzantınızdır. Bu yüzden “ruhu olan çantalar” derken romantik bir söylem kurmuyorum. Çantanın ruhu, onu taşıyan kişinin ruhunun bir yansımasıdır. Parşömenle tanıştığımda da tam olarak bunu hissettim. Bu malzemenin çok güçlü bir tınısı, çok derin bir hafızası vardı. Sonuçta MÖ 2. yüzyılda Bergama’da, papirüse alternatif bir yazı malzemesi olarak geliştirilmiş bir materyalden bahsediyoruz. İlk amacı, insanların düşüncelerini, hikâyelerini ve bilgilerini taşımaktı. Dolayısıyla kendini ifade etme fikri zaten bu malzemenin özünde var. Biz de bu yüzden parşömeni alıp herhangi bir çantaya dönüştürmek istemedik. Üreticimizle birlikte yaklaşık yedi-sekiz ay süren bir geliştirme sürecinin sonunda, patenti bize ait olan bir kişiselleştirme sistemi tasarladık. Parşömenin yazıyla olan tarihine gönderme yaparak, Mısır hiyerogliflerini anımsatan dikey bir yerleşim geliştirdik. Böylece insanlar harflerini yukarıdan aşağıya işleyebiliyor; ister isimlerini, ister kendileri için anlam taşıyan kelimeleri çantalarına ekleyebiliyorlar. Bunun yanı sıra numerolojiden ve arketip çalışmalarından ilham alan semboller ya da kişisel anlam taşıyan figürlerle çantalarını tamamen kendilerine özgü hâle getirebiliyorlar. Bence bütün bunlar parşömenin büyüsünü daha da güçlendiriyor. Bu malzemenin taşıdığı tarihsel ve manevi derinlik beni o kadar etkiledi ki koleksiyonun adını Cosima koydum. İsim, hem “kozmos” kelimesine hem de evrenle kurduğumuz görünmez bağa küçük bir selam niteliğinde. Çünkü bana göre her Cosima, onu taşıyan kişinin hikâyesini evrene taşıyan kişisel bir obje. Müşterileriniz parşömeni ilk öğrendiklerinde ve dokunduklarında nasıl tepki veriyor? En çok duyduğumuz cümle şu oluyor: “Gerçekten deri mi? Bu kadar hafif olamaz.” Kırışık görüntüsünden dolayı kâğıt zannedenler de oluyor. Gerçekten eşi benzeri olmayan, değişik bir malzeme. İnsanlar önce şaşırıyor çünkü deriyi genellikle ağır bir malzeme olarak düşünüyorlar. Dokunduklarında ise yumuşak ama tok yapısı onları etkiliyor. Astarsız kullanılabilmesi büyük artı, böylece kendi hafifliği ile kullanılabiliyor. Kâğıt gibi hafif ancak son derece dayanıklı bir malzeme. Parşömenin Bergama’dan dünyaya yayılan tarihi öğrenildiğinde ise çanta onlar için sadece bir aksesuar olmaktan çıkıyor. O andan sonra taşıdıkları şeyin aynı zamanda kültürel bir miras olduğunu hissediyorlar. Bu bağ bizim için çok kıymetli. Yabancı turistlerin parşömene ilgisi Yabancı turistlerin parşömene ilgisi nasıl? Çukurcuma zaten hikâyesi olan bir şeyleri keşfetmek isteyen insanların uğrak noktası. Yabancı misafirler de parşömeni duyduklarında büyük ilgi gösteriyorlar. Üzerine eklediğimiz sembolleri de uzun uzun inceleyip soruyorlar. Parşömeni kanvas olarak kullanıp, hemen kendi hikâyelerini yaratmak istiyorlar. Parşömen ürünleriniz Çukurcuma’nın ruhuna ne katıyor? Çukurcuma geçmişin bugüne taşındığı çok özel bir semt. Antikalar, sanat eserleri, eski objeler… Hepsinin bir hafızası var. Bizim parşömen çantalarımız da bu hafızaya çağdaş bir yorum katıyor. Tarihi bir malzemeyi bugünün yaşamına taşıyoruz. Bu yüzden mağazamızdaki her Cosima bana göre Çukurcuma’nın ruhuyla doğal bir diyalog kuruyor. Çukurcuma’da hoşuma giden bir unsur daha var. Komşularımızla harika bir diyalog içerisindeyiz. Bu tip kendi kodları olan mikro toplulukların içine kolay kolay giremezsiniz. Bu mahalle bilakis bizi daha gelmeden, taşınma sürecimizde sarıp sarmaladı. Komşularımızın da malzemenin dokusuna saygı duyan, ve günümüze taşıyan bakış açımızı, bu ruhu sevdiğini düşünüyorum. Çantalarınız koleksiyon halinde mi üretiliyor, yoksa her biri ayrı mı? Cosima bir koleksiyon ama aynı zamanda kişiselleştirilebilir yaşayan bir sistem. Müşterilerimiz farklı boyutlar, renkler ve kendilerini ifade eden kişisel detaylar arasından seçim yapabiliyorlar. İsim baş harfleri, semboller veya arketiplerle her çanta sahibine özel hâle geliyor. Bu yüzden aynı modelden iki kişi alsa bile ortaya çıkan Cosima birbirinin aynısı olmuyor. Her biri kendi sahibinin hikâyesini taşıyor. Buradan Cosima çantalarını sipariş ettikten sonra sabırla bekleyen sevgili müşterilerimize de küçük bir mesaj iletmek isterim. Öncelikle gösterdikleri sabır ve güven için hepsine gönülden teşekkür ediyorum. Beklemenin kolay olmadığını biliyorum. Ancak Cosima’nın üretim süreci, alışılmış bir çanta üretiminden oldukça farklı ilerliyor. Her şey kesim aşamasıyla başlıyor. Parşömen son derece karakterli ve kıymetli bir malzeme olduğu için onu kesen ustanın bile bu deri konusunda özel bir uzmanlığa sahip olması gerekiyor. Bu nedenle bekleme sürecinin önemli bir kısmı aslında daha en başta, kesim aşamasında başlıyor. Her çanta tek tek sıraya alınıyor ve tek tek kesiliyor. Ardından dikim sürecine geçiliyor. Dışarıdan bakıldığında son derece sade ve yalın görünen bir çantanın arkasında ise oldukça karmaşık bir teknik altyapı ve büyük bir ustalık var. Doğu felsefesinin de bize öğrettiği gibi, bir şey ne kadar sade görünüyorsa, ardındaki emek ve ustalık çoğu zaman o kadar büyüktür. Cosima tam da böyle doğuyor. Aceleye getirilmeyen, her aşaması özenle tamamlanan ve zamana saygı duyan bir üretim sürecinin sonunda hayat buluyor. Ustalar hakkında neler söylersiniz? Bu malzemeyi güzel yapan yalnızca parşömenin kendisi değil, ona hayat veren ustalar. Ben, ustalarımızı yalnızca üretici olarak değil, bu kültürel mirasın bugünkü temsilcileri olarak görüyorum. Onların emeği olmadan bu hikâyeyi yaşatmak mümkün olmazdı. Deri kullanımının azaldığı günümüzde parşömenin öne çıkan özellikleri nelerdir? Bizim kullandığımız parşömen tabaklanmamış, krom ve sülfat içermeyen bir deri. Bu hem daha doğal bir üretim anlayışını destekliyor hem de malzemenin karakterini koruyor. En önemli özelliklerinden biri ise inanılmaz hafif olması. Birçok deri çanta zaman içinde omuzda ciddi bir ağırlık oluştururken, parşömen bunu hissettirmiyor. Gün boyunca bilgisayarınızı, günlük eşyalarınızı taşısanız bile çanta sizi yormuyor. Bence gerçek lüks biraz da budur; kullanırken hayatınızı kolaylaştırması. Çantaların ortalama ağırlığı nedir? Cosima ailesindeki modeller boyutlarına göre değişmekle birlikte yaklaşık 250 gramdan başlıyor. Bu, deri bir çanta için oldukça düşük bir ağırlık ve koleksiyonun en ayırt edici özelliklerinden biri. Parşömeni, ana malzeme olarak nereden alıyorsunuz? Parşömenimizi, tanıştığım ilk günden beri birlikte çalıştığımız üreticilerimiz bizim için özel olarak üretiyor. Deriler, Mehry Mu’ya özel geliştirdiğimiz renk kodlarında, dokuda ve ağırlıkta hazırlanıyor. Bu konuda kendilerine sonsuz güven duyuyoruz. Daha en başından, deriyi bir yerde üretip başka bir yerde diktirmek bu malzemenin doğasına aykırı geldi bana. Çünkü parşömen, onu gerçekten tanıyan, karakterini bilenlerin elinde hayat bulan bir malzeme. Bu yüzden üretim modelimizi, derinin hazırlanmasından çantanın son dikişine kadar tüm sürecin aynı ekibin ve aynı uzmanlığın içinde ilerleyeceği şekilde kurguladık. Bence bu, yalnızca kaliteyle ilgili bir karar değil; aynı zamanda malzemeye ve uzmanlığa duyulan saygının da bir göstergesi. Böylece her Cosima, ilk dokunuştan son dikişe kadar aynı anlayış ve aynı özenle üretiliyor. Ve tabii ki benim için ayrıca büyük bir gurur kaynağı olan bir şey daha var: Cosima’nın her aşaması tamamen Türkiye’de üretiliyor.