TEMMUZAGUSTOS2026 Ayse Perin (Tatari)
Hayat bir kolaj mıdır?
İzmir’de yaz aylarında konserler, festivaller ve sergiler hızlanıyor...Kentin kimliğine yakışan hızlı ve yoğun sanat temposu herkese iyi geliyor. İzmirli açık havayı, dışarda yaşamayı sever... Hal böyle olunca sokaklardan beklenti artıyor. Neler istiyoruz? Öncelikle düzgün kaldırımlar istiyoruz, engebesiz, tehlikesiz ve iklim için gerekli olan gölge istiyoruz. Bu ne demektir? daha çok ağaç daha çok yeşil...Ve vatandaşa terbiye istiyoruz, kaldırımda yaya hakları diyoruz. Martı, motor, bisiklet bu ve benzeri araçların kaldırımda seyri yasaktır söylemini bir şekilde halka işlemenin yolunun bulunmasını istiyoruz. Kültürpark, bu yıl bizi mutlu ediyor. Ses teröründen kurtulduk. Artık çevreye yayılan müzik içerdekileri ve dışarıdakileri mutlu ediyor. Yeni açılan kütüphaneler; İlber Ortaylı ve Hasan Ali Yücel Kütüphanesi, örnek mekânlar, gençlerimiz benimsediler, bu tür yapıların çoğalması dileğimiz. Göl gazinosu temiz ve huzurlu bir dönüşüm geçirerek çok ilgi görüyor. Pakistan ve Atlas Pavyonu ve M.Tüzüm Kızılcan Sanat Galeri’si Kültürkpark’a anlam katıyor. Resim sanatı kentimizde çok sevilen ilgi duyulan bir disiplin. Sanat fuarları İzmir için bir yenilik. Kentin eksilen sanat galerileri maalesef dikkati çekiyor. Bu alandaki zorluklar dünya geneline yayılmış durumda...Ekonomik zorluklar, önce sanattan tasarrufu getiriyor. Küçük bir zümrede dönen çark yeterli olamıyor. Sanat, eğitimin bir parçası olmalı diyerek dilek ve temennilerle bu bölümü kapatıyoruz. Konserlerden söz ederken; Uluslararası İzmir Festivali 39. Yılında kalitesinden ödün vermeden yola devam ediyor...Simirna Agora’sı,Efes Celsus, Çeşme Kale konserleri ile kentin tarihi mekanlarını tanıtmayı sürdürüyor. Festival afişi bu yıl benim tasarımım; kenti kucaklayan mutluluk getiren festival diyorum çizerek. Resim, müzik, bale, edebiyat, tiyatro, sinema...Bütün bu sanatlar içiçe ve bütünleşirler. Ben de buradan yola çıkarak, yazıma resim ve müzik ilişkisinden söz ederek devam edeceğim. En sevdiğim kitaplardan biri “Resimde Müziğin Etkisi” ...Yazarı Nazan İpşiroğlu. Bu kitap modern sanatın öncülerine alışılmadık bir açıdan yaklaşır. 20.yüzyıl sanatındaki sanatçıların resimlerini müzik bağlamında ele alıp inceler ve yeni bir alımlama boyutu getirir. Bu özel kitaptan küçük alıntıları okuyucu ile paylaşma nedenlerimi şöyle sıralayabilirim: Kitabın başında Paul Klee ve Delaunay ile ilgili sözcükler geçer. Paul Klee benim resim dünyamda son derece önemlidir H.Matisse ile birlikte. Delaunay ise İzmir’de Nisan ayında kapılarını açan Lucien Arkas Sanat Merkezi’ndeki serginin başrolündeki sanatçıdır. Bu önemli sanatçılar ve dostlukları, sanatsal alışverişleri, sanat tarihindeki rolleri ile ilgili küçük bilgileri aktarmak sizlerle paylaşmak istedim. 20. Yüzyılın başında sanat ortamı nasıldı? Sanatçılar Arayış içindeydiler elbette. Sanat bir arayıştır daima...O dönemde ülkeler arasında sınır yokmuşçasına yoğun bir kültür alışverişi yaşanıyordu, yansıtmacılık geleneği yıkılmıştı. Tek gerçek, görünen doğa değildi. Bu değişen dünyada, sanatın görevi “görünmeyeni görünür kılmaktı” ( Paul Klee), yeni gerçeklerden haber vermek, onların ifadesini bulacağı yeni biçimler oluşturmaktı. Bu görev sanatçıları birbirine her zamankinden çok yaklaştırmıştı. Picasso, Braque, Gris, Leger, Utrillo, Max Ernst, De Chirico....Kandinsky, Marc bütün bu sanatçılardan söz edebiliriz o yıllarda. Kübizmin doğuşu...Paris’te ilk soyut resimlerin, özellikle müzik formlarından fügün kullanıldığı resimlerin sergilenmesi ( Füg, resim sanatında doğrudan bir terim olmaktan ziyade müzikten ödünç alınan ve görsel sanatlarda kompozisyonların yapısal kurgusunu ifade etmek için kullanılan mecazi bir kavram; bir temanın farklı tuval alanlarında tekrarlanıp ritmik bir döngü oluşturması) Bu dönemde resimden esinlenerek yapılan besteler yoğunlaşırken. En çok ta Picasso ve Klee’nin resimlerinin kaynak olması dikkati çekiyor. Yapıtları seslendirildiğinde sadece resmin adının ilham kaynağı olduğu kompozisyonların yanı sıra, mizahın ağırlıkta olduğu, karikatür türü desenlerden yola çıkan “müzik şakaları” dan da söz edilebilir. 1910 dolaylarındaki yıllar...20.Yüzyıl sanatının gelişim yolları belirginleşmiş. Yüzyılın ilk çeyreğinde ortaya çıkan akımlara verilen adlar, açıklayıcı olduğu kadar, zaman zaman alaycı bir ifade olarak ta kullanılmış. Müziksever sanatçılardan biri de H.Matisse... Her gün resim yapmaya başlamadan önce bir süre keman çalıştığı söylenirdi. Keman, Matisse’nin pek çok resminde obje olarak ta yer almıştır. “Dans “adlı resminde, üçlü bir akor gibi üç renk kullanmıştır (yeşil, mavi, kırmızı) ...Ayrıca 1947 de yayınladığı “Caz” adlı kitabına caz adını vermesinin sebebi de metin ve resimler arasındaki ritmik bağlantıyı vurgulamak içindir. Yapı-renk-Işık bağıntısı-Robert Delanuay :1912-13 yılları...Eşzamanlı karşıtlık: sadece renge, renk karşıtlıklarına dayanan, bir bakışta algılanan resim fikri. Sanatçı bu yıllarda başladığı pencere resimleri dizisinin oluşumunu yıllar sonra böyle tanımlarken “renklerle bir füg yapmayı denediğini” söyler ve Kandisky ile mektuplaşırken, renk arayışından söz eder. Seurat’ın yolundan gider, ona göre Seurat ilk ışık kuramcılarındandır, fakat erken ölümü ile çalışmaları bir sonuca varamamıştır. Delaunay, renk çalışmalarında rengin ışıkla oluştuğunu değil ışıkla özdeş olduğunu en koyu rengin bile ışık içerdiğini bulgulamıştı. Pencere resimleri dizisinde, bunu adım adım görselleştirir. Rengin, kendi başına resmin yapısının taşıyıcısı olduğunu ilk kez bu resimlerde ifade eder... Delaunay’ın eşzamanlı kontrast kuramı (beynin ve gözün bir rengi şekli ya da uyaranı tek başına değil yanındaki diğer uyaranlarla ilişkilendirerek algılaması...Sonuçta bir renk illüzyonu oluşması). Delaunay, Paul Klee’nin yeni düşünceler üretmesine, müzikle resim arasında daha somut bağ kurmasına yardımcı olmuştur...Klee eşzamanlılığa daha geniş bir anlam yükleyerek, zaman ögesini dışlamalı, dünü ve yarını eşzamanlı düşünmelidir diye düşünür. Klee, çok iyi keman çalardı, müzik resim şiir arasında bocalamış, ressam olmaya karar vermiş fakat müziği de sürdürmüş bir sanatçı. Müzik eleştirmenliğinin yanı sıra yıllarca orkestrada keman çalmış konserlere katılmıştır. Sanatın temeli kurallardır, sezgi sanatın olmazsa olmazıdır. Kurallar ve üzerine özgürce oluşturulan biçim...Klee bütün bu düşüncelerine en yakın örneği, Bach ve Mozart’ın müziğinde bulmuştur. Sınırlılık içinde özgürlüğü, işaret dilini kullanmayı, kompozisyonlarında ince matematiksel hesaplara dayanmayı ve özellikle parçadan bütüne yönelmeyi Bach’tan öğrendiği söylenebilir. Resim sanatı müzikten ne öğrenebilirdi? Yaşam, tezatların oluşturduğu sonsuz bir dolaşım, evrensel oluşumun parçası...Dünya değişiyor, yaşadığımız zaman dilimi dünden ve yarından soyutlanamaz. Sanatçının görevi dünyaya bu bağlamda bakmaktır... Yeni dünyaları yaratmak ve bu yoldan evrensel oluşuma katılmaktır. Yazım, bir kolaj oldu... Yaşam, mevsimler, günler, aylar ve yaşadığımız anlar; Yaz sıcaklarında bizim ruh halimiz, çalışırken tatil düşünmek, yaşamın zorluklarında nasıl nefes alacağımızı hayal etmek... Bütününün içinde parçalar ve onların kompozisyonu. Hayat bir kolaj... Kimileri kompozisyonu kadere bırakıp rahat eder, kimileri de kompozisyonu ve de parçalarını da kendi oluşturmaya çalışarak bütünü yakalamaya çalışır. Bu yolculuk herkese göre değişir. Kolajın kompozisyonu başarılı olur veya olmaz, yaşamda başarı nedir ki? Yaşam mutlu olmaktan ibaret ve mutluluğun tarifi herkese göre değişir. Hepinize seçtiğiniz ya da seçemediğiniz hayat yolculuğunda mutlu kolajlar dilerim.